Ahmet ALTAN
Bu savaş bitecek, bir ay sonra, bir yıl sonra, on yıl sonra ama bitecek.
Savaşın sonsuza dek sürmeyeceğinde hemfikir miyiz?
“Hayır, asla bitmeyecek” diyen kimsenin çıkacağını sanmıyorum.
O zaman bu savaş niye uzuyor?
Çünkü “silahla” bugünkünden daha iyi şartlar elde edeceğini sananlar var.
Temmuzda Kandil kendini bu yanılgıya kaptırdı, üç ayda bunun gerçekleşemeyeceğini hep birlikte gördük.
Şimdi, PKK’nın hata yaptığını, gücünü abarttığını gören bazıları PKK’yı silahla bitirme hayallerine kapıldılar.
PKK’nın hayalinden farklı değil bu da, denerlerse PKK gibi kısa zamanda hatalarını görürler.
İki taraf da silahla gelinebilecek son sınıra gelip dayandı, bundan sonra sadece insanlar ölür ama ne PKK silahla toprak alabilir, ne devlet silahla PKK’yı yok edebilir.
Silahın miadı doldu bu savaşta.
Biraz kabaca söyleyeceğim için beni bağışlayın ama “ahmaklığın lüzumu yok”, normal bir insan zekâsı, bir şeyin onun hayalindeki gibi olmadığını kavramak için kaç defa denemek zorundadır, kaç denemeden sonra “bu benim sandığım gibi olmuyor” der?
Her “deneme” ölüm demek.
Son “denemede” de kaç insan boş yere öldü.
Şimdi, en azından PKK yönetimi gerçekleri kavramış gözüküyor, Apo’yu dışlayarak, “devrimci halk savaşı” hayalleri kurarak, temelsiz analizlerin üzerine stratejiler oluşturarak bir yere varılamayacağını anladıklarını umuyorum.
Bunun ümit verici işaretleri var.
Karayılan’ın yazdığı mektup bunun çok önemli bir işaretiydi.
PKK’nın Kandil’deki lideri temmuzda tırmanan savaşı “kendilerinin başlatmadığını, hükümetin kendilerini buna zorlandığını” söylüyordu.
Doğru söyleyip söylememesi hiç önemli değil, önemli olan “savaşı başlatmanın” doğru bir hareket olmadığını “kabul etmesi” ve bu “yanlışın” kendilerine ait olmadığını kanıtlamak istemesi.
“Elbette savaşmak gerekir, ezeriz, parçalarız” nutuklarından, “savaşı tırmandırmak bizim hatamız değildi” noktasına gelmek umut verici bir değişim.
Karayılan’ın o mektubundan sonra hâlâ “temmuz hesaplaşmasına” takılıp kalmanın bir anlamı olduğunu sanmıyorum, hepimiz neler yaşandığını gördük, bundan sonrası için “temmuzu” değil Karayılan’ın mektubunu “başlangıç” olarak kabul etmeliyiz bence.
Önceki gün de Aysel Tuğluk, Radikal İki’de bir yazı yazdı, “Apo’nun ev hapsine çıkması halinde PKK’nın sınırdışına çekilebileceğini” söyledi.
Kurtuluş Tayiz, dün Tuğluk’u arayıp, “bunun kişisel bir fikir mi yoksa Kandil’in de benimseyebileceği bir görüş mü” olduğunu sormuş, Tuğluk, Kandil’in de bu görüşü paylaştığını ya da paylaşabileceğini söylemiş.
Bu da çok önemli bir adım.
Tuğluk’un yazısı PKK’nın “temmuz pozisyonunun” değiştiğinin ikinci işareti.
Temmuzda Kandil yönetimi Apo’yu dışlayacak, önemsizleştirecek bir adım atmış, onun talimatlarını dinlememişti.
Yaşananlar, Kandil’e “Apo olmadan kendi taraftarlarını bile etkileyemeyeceklerini” gösterdi.
Şimdi yeniden Apo’ya dönüyorlar.
Bu, PKK hattındaki kırılmaların, belirsizliklerin ortadan kalktığını gösteriyor.
Yeniden, daha ciddi biçimde müzakerelere dönülebilir, Apo’yla “hareketin önderi” olarak görüşülebilir, karşılıklı olarak pazarlıklar yapılabilir.
Birçok Türk’ün Apo konusunda çok hassas ve öfkeli olduğu bilinen bir gerçek ama “geçmişle hesaplaşacağız” diye gelecekten vazgeçeceksek, Kürtlerin de unutmakta çok zorlandıkları acı dolu bir geçmişleri olduğunu akılda tutmak gerek.
Apo, eninde sonunda ev hapsine çıkacak, ilânihaye onu İmralı’da tutmanın anlamı da, gereği de yok.
“Bir mahkûm nasıl ev hapsine çıkar, nasıl hukukta böyle bir ayrıcalık sağlanır” diyecekler olacaktır haklı olarak ama 12 yıl hapis yatmış bir “siyasi lideri” ev hapsine çıkartabilecek yasal bir çözümü formüle edebilecek kadrolar var bu ülkede.
“Yarıaçık bir cezaevinin” kenarında, iyi korunan bir “lojman” yapabilirler, belli bir süre yatan“siyasi mahkûmlar” için “ev hapsini” genel bir uygulama haline getirebilirler, içinde ev olan devlete ait bir araziyi “hapishane” ilan edebilirler.
Bilmiyorum ama istenirse çözümü bulabileceklerine eminim.
Apo ev hapsine konur.
PKK da sınır dışına çıkar.
Savaş bitmese de durur, insanlar ölmez.
Çağdaş bir anayasayla Kürtlerin haklarını kabul ederken, PKK ile de savaşı tümüyle sonlandıracak müzakereleri sürdürürler.
Amaç “bileğini bükmek, yenmek, parçalamak, yok etmek” olmaz da, “savaşı ve ölümleri”bitirmek olursa çare bulunur.
İnsanları ölümden kurtarırız.
Bu da neticede Kürt-Türk hepimiz için büyük bir zafer olur.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018