Ahmet ALTAN
Ankara Temsilcimiz Lale Kemal’in bugün manşetten verdiğimiz “haber analizi” devletin PKK konusundaki son kararını anlatıyor.
Çeşitli çevrelerle görüşerek hazırladığı yazısında Kemal, devletin bundan sonra Apo’yla ve PKK ile müzakere etmeyeceğini söylüyor.
Anlayabildiğim kadarıyla, Barzani ve Talabani aracılığıyla Kuzey Irak’ta yapılan görüşmelerde de PKK’ya iletilen mesaj aynı, “ya bütün militanlarını sınır dışına çıkar ya da sonuna kadar savaşacağız”.
Apo’nun “Savaşı durdurun, Kürt tarihinin en büyük anlaşmasını yapıyoruz” demesinin hemen ardından Silvan baskınıyla hızlanan savaşta yaşananlar, devlette “PKK’yı silahla ve dış politika ittifaklarıyla ezeceği” inancını uyandırmış anlaşılan.
O yüzden de, gerillalar sınır dışına çıkana kadar Apo’yla da PKK’yla da görüşmeyecekler.
Daha sonra görüşecekler mi ya da başka bir anlaşma yapıp şartlarını değiştirecekler mi şu anda bilmiyoruz ama bugün Ankara’nın pozisyonu böyle tarif ediliyor Kemal’in haberine göre.
Haziranda PKK yöneticileri nasıl “gerillaların ve halkın hazır olduğuna, devrimci halk savaşını başlatacaklarına ve TC Devleti’ni yeneceklerine” inandılarsa, bugün de devlet “PKK’yı silahla ezeceğine” aynı şekilde inanıyor.
Bu iki inanç da “ölüm” demek.
Ama elinde silah tutanlara laf anlatılamıyor.
Biri “ben seni ezerim” deyince, öbürü de “ben seni daha fena ezerim” diyor.
Şu anda görülen “silahlıların” kozlarını “silahla” paylaşacağı.
Devlet, “ben artık çok kararlıyım, seni buralardan çıkartacağım” mesajını
PKK’ya silahla vermek için savaşı ve şiddeti sürdürüyor.
Ama bununla yetinmiyor.
Kalkıyor bir de bu “mesajı” kuvvetlendirmek, Apo’yla görüşülmeyeceğinin altını kalın kalın çizmek, “ben sonuna kadar savaşı göze aldım” lafını iyice vurgulamak için Apo’nun bütün avukatlarını da toplayıp mahkemeye gönderiyor.
Avukatlar hakkında çeşitli suçlamalar var.
En başta “KCK üyeleri” olduklarıyla ilgili iddia geliyor.
Bu konuda bir şey söyleyemeyiz, üyeler mi değiller mi bilmiyoruz.
Ama bunun arakasından sıralanan suçlamalar var ki onlar baştan aşağıya deli saçması.
Bu avukatlar, “Apo’nun savaş ve şiddet emirlerini” Kandil’e aktarıyorlarmış.
Apo’nun avukatlarıyla yaptığı bütün konuşmalar cümle cümle, kelime kelime devlet tarafından kaydediliyor.
Devletin hapishanesinde oturan biri, devletin gözetiminde yaptığı görüşmelerde “savaş ve şiddet” emirlerini nasıl verir?
Devlet bunun nasıl farkına varmaz?
Yıllarca bu avukatlar İmralı’ya gidip geldiler de “savaş emirlerini” Kandil’e taşıdıkları, devlet PKK’yı ezmeye karar verince mi anlaşıldı?
Bu “gerçeği” daha önceden biliyorduysanız neden engel olmadınız?
Daha önce bilmiyorduysanız bunu nasıl “bugün” öğrendiniz?
Apo on iki yıldır İmralı’da, onu dün hapsetmediniz.
Peki, avukatları neden bugün toparlayıp götürüyorsunuz?
Bu, hukuk değil.
Bu, “siyasi konjonktüre” göre değişen siyasi pozisyonların “hukuku” kendi amacına alet etmesi.
Ben avukatların böyle bir “suçu” işlediklerine bir tek şartla inanırım.
İmralı’nın bütün yöneticilerini de, devletin bu işlerle ilgilenen, Apo’nun avukatlarıyla yaptığı konuşmaları okuyan, bunları denetleyen görevlilerini de “suç ortaklığından” tutuklarlarsanız, ancak o zaman bu iddia ciddiyet kazanır.
Yoksa “on iki yıldır Apo savaş emirleri veriyordu, biz Apo’yla ve PKK’yla müzakere ederken bunu hiç fark edemedik ama müzakereleri kesince birden gerçekleri gördük” lafına çocuk bile inanmaz.
Apo’nun avukatlarından bazıları bana da birkaç sefer gelmişlerdi, ben onlardan pek “savaş” sözü duymadım, benim gördüğüm “barış” istedikleriydi, bizden ve diğer gazetelerden talepleri de hep “barış” yönündeydi.
De ki bizi kandırıyorlardı, öyleyse siz neden gazeteleri “barış” diye dolaşıp Kandil’e “savaş” sinyali gönderen avukatların ne yaptıklarını o zaman anlamadınız?
MİT, Kandil’le Apo arasında mektup taşırken, “anlaşma” ümidi varken bu avukatlar suçsuzdu da, müzakereler kesilip savaş şiddetlenince mi suçlu oldular?
KCK, Güneydoğu’da “tek adam, tek parti” rejimi kurmak için “şiddeti” öngören “illegal” bir örgüt, illegal örgüte giren nasıl bir işe girdiğini, bir bedel ödemesi gerektiğini daha başından bilir, birinin illegal örgütle bağını kanıtlarsan da onu yakalar yargılarsın, buna kimsenin diyecek bir lafı olmaz.
Ama bunu bahane edip, saçma sapan suçlamalarla insanları “rehin” alıp onların üstünden mesaj gönderemezsin.
Böyle yaparsan sen de bir başka “illegal” örgüte dönüşürsün.
Devleti devlet yapan “hukuku” ciddiye almasıdır, hukuku ciddiye almak da ancak “mantıklı” kanıtlarla insanların yakalanmasıdır, o kanıtlar olmadan insanları içeri atmak hukuku öldürür.
Cinayettir.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018