Ahmet ALTAN
Dört öğrenci genç KCK üyesi olmakla suçlanınca, üniversite daha mahkeme kararını bile beklemeden çocukları okuldan attı.
Ancak faşist düzenlerde rastlanabilecek bir acullükle çocukların geleceğini mahvedecek bir karar alınabilmesinin nedenini dün YÖK Başkanı açıkladı.
YÖK’ün darbe döneminden kalma yönetmeliği böyle bir rezilliğe izin veriyormuş.
Başkan bu yönetmeliği değiştireceklerini ve hazırlıklarına başladıklarını söylüyor.
Bu, olumlu bir girişim bence.
Ama yeterli değil.
Çünkü sorun sadece o yönetmelikte değil, sorun, o yönetmeliği hazırlayan mantığın hâlâ devlet içinde geçerli olmasında ve darbecilerin hazırladığı düzenin sürmesinde.
AKP iktidarının yaptığı onca reforma rağmen son zamanlarda böylesine büyük bir patinaja kapılıp gerisin geriye gitmesine de temelde eski düzenin aynen devam etmesi neden oluyor.
Bu düzen, her hükümete gericileşme, tutuculaşma, kendi halkına karşı sertleşme, hukuku çiğneme olanağı veriyor.
Bir buçuk yıl içinde birbirine taban tabana zıt iki Erdoğan ve iki AKP görebiliyoruz böylece.
Cebinden dört yumurta çıkan çocuğa yıllarca hapis cezası istenmesi de, herhangi bir suçlama olduğunda öğrencileri okuldan atmak da, Uludere gibi bir faciayı sessizce geçiştirmeye çalışmak da, Deniz Feneri savcılarını sürmek de, Ergenekon soruşturmalarını canı isteyince hızlandırıp canı isteyince yavaşlatmak da mümkün oluyor.
Çünkü bu ülkede hükümetler, anayasasıyla, yasalarıyla, yönetmelikleriyle sınırları sıkı sıkıya çizilmiş darbeci bir yapının üstünde varlıklarını sürdürüyorlar.
Bu sistemin temel amacı, askerlerin daima iktidarda kalacakları varsayılan bir düzende her türlü keyfî uygulamayı yapabilmelerini, muhalefeti ezebilmelerini, halkı baskı altında tutabilmelerini sağlamaktı.
Siz, sistemi değiştirmeden askerleri siyaset dışına itebiliyorsunuz ama sistemin, halk düşmanı, baskıcı anlayışı bu sefer siviller tarafından sürdürülebiliyor.
Hâlbuki AKP, iktidara geldiğinden beri bu sistemi değiştireceğini vaat etmişti.
2007’de de AKP’nin vaadi Anayasa’yı değiştirmekti, 2011 seçimlerinde de vaadi Anayasa’yı değiştirmekti.
Anayasa hâlâ değişmedi.
Değiştirmek için ortada ciddi bir hazırlık da görülmüyor.
YÖK Başkanı yönetmeliği değiştirerek olumlu bir adım atıyor ama o yönetmeliğin değiştirilmesi değil asıl YÖK’ün kaldırılması gerekiyor.
Eğer siz hocaların ve öğrencilerin yaratıcılığını iğdiş etmeyeceğiniz özerk üniversiteler ve özerk bir eğitim sistemi kurmak istiyorsanız YÖK’ü kaldırıp atmak, yerine gelişmiş ülkelerdeki gibi bir sistem kurmak zorundasınız.
AKP, YÖK’ün yerine çağdaş bir sistem kurmuyor.
YÖK’ü kendi kontrolüne alıyor ve onu kenarından köşesinden değiştiriyor.
Hemen hemen her konuda yaklaşımı aynı.
Sayıştay Kanunu’nda da böyle yaptı.
Şeffaflığı sağlamadı.
Orduyu kolladı.
Hukuk sistemini, defalarca söz vermesine hatta parti başkan yardımcısı “Terörle Mücadele Kanunu’nu değiştirmek için hazırlıklarımızı tamamladık” demesine rağmen temelli bir şekilde evrensel kriterlerle uyumlu bir hale getirmiyor.
Kürt meselesinde, bir zamanlar Apo’yla ve PKK yöneticileriyle masaya oturacak kadar cesur adımlar atmasına ve halktan bunun için onay almasına rağmen Kürtlerin eşitliğini kalıcı biçimde garanti altına alacak köklü bir değişimi gerçekleştirmiyor.
Hep vaat ediyor ama hiç yapmıyor.
Elbette bu yapıyı değiştirmeye aday olan hiçbir ciddi rakibinin olmaması ona istediği gibi davranma özgürlüğünü bağışlıyor, diğerlerinin antidemokratik ve gerici tutumlarıyla kıyaslandığında sadece “değiştireceğini” söylemek bile AKP’yi farklılaştırıyor ama bu farklılıktan sorunları kalıcı biçimde çözecek bir uygulama çıkmıyor bir türlü.
Artık anlaşılıyor ki bu değişimi AKP yönetimi kendi isteğiyle yapmayacak.
Bu değişimlerin gerçekleşmesini ancak AKP’nin seçmen kitlesi partiyi uyararak sağlayabilecek.
Bugün AKP’ye “değişimi yeterli bulmadıkları” için muhalefet edenlerin muhatabı AKP hükümeti ya da Başbakan Erdoğan değil, Çankaya ihtirasıyla aklı karışan Erdoğan’a laf anlatmaya uğraşmanın bir mantığı yok.
Bu noktada muhalefetin amacı, “değişim” için oy vermiş insanlara gerçek durumu anlatmak, onların parlak sözler ve çarpıtılmış haberlerle kandırılmasını önlemek.
Muhatap AKP yönetimi değil, bizzat halkın kendisi.
Gazete yazarlığını, yöneticilere arzuhal yazmak ve onlarla iyi geçinmek zannedenler zaten bu yüzden muhalif bir gazeteciliği kavrayamıyorlar, “sizin bir partiniz yok ki ne konuşuyorsunuz”diyorlar.
Bizim bir partimiz yok, bizim bir halkımız var, biz de onlarla konuşuyoruz zaten.
“Bu sistem değişmezse, gene sizin hakkınızı yiyecekler, gene sizi ezecekler, sadece ezenler değişecek” diyoruz.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018