Akın ÖZÇER
Asıl mesleğim köşe yazarlığı değil ama yaklaşık dört yıldır Newsweek Türkiye dergisinde, ardındanTaraf gazetesinde yazılarım yayımlanıyor. Aslında Dışişleri bürokratı olarak, formatları değişik de olsa, benzeri metinleri kaleme almış, ayrıca iki de kitap yayımlamış olduğumdan formasyonumla bağdaşmayan bir uğraş değil benim için.
Bürokraside siyasetçilerin adına yazılan konuşma metinleri dışındaki yazılar kişisi belirli olmayan (impersonnel) tarzda kaleme alınıyor ve imza sahibine sunulana kadar üzerinde hiyerarşik ara kademeler tarafından uygun görülen değişiklikler yapılabiliyor. Bu nedenle resmî yazıları kaleme alanlar, üzerinde fazla oynanmaması için belirli kalıplara uymaya, varsa kendi katkılarını kabul edilebilir ifadelerle metne zerk etmeye özen gösteriyor. Oysa ifade özgürlüğünün evrensel ölçütlere uygun olduğu demokratik ülkelerdeki gazetelerin köşelerinde yazanlar kişisel görüşlerini uygun gördükleri ifadelerle dile getirebiliyor.
Bununla birlikte bir köşede yazmakla resmî bir metni kaleme almak arasında uyulması gereken kurallar bakımından önemli benzerlikler de var. Her iki durumda da düşünceleri doğru bir temel üzerine inşa etmek, bunun için de konuyla ilgili bilimsel verileri toplamak, arka planı veya evveliyatı çek etmek gerekir. Bürokraside bu kurallara uyulmaz ve maddi hata yapılırsa arada bunu fark ederek düzeltecek kademeler oluyor. Ama köşelerde hatalı ya da eksik bilgi aktaran veya hatalı bilgi üzerine inşa edilen görüş belirtenler doğrudan okurla baş başa kalıyor. O bakımdan köşe yazarının sorumluluğunun hatasını düzeltecek hiyerarşik kademelere sahip bürokratın sorumluluğundan daha fazla olduğu yadsınamaz bir gerçek.
Bugün biraz kişisel nitelikli böyle bir yazı kaleme almamın nedeni,Taraf ’ta 100 yazıyı geride bırakmış olmam. 100 sayısının sembolik bir anlamı vardır. Örneğin hükümetler bazen ilk 100 gün içinde yapacakları işleri açıklarlar; uygulanacak siyasal ya da ekonomik programlarda ilk 100 günde ulaşılacak hedefler belirlenir. Benim yaptığım gibi haftada iki gün yazı kaleme alındığında, 100 yazı yaklaşık bir yıllık süreye karşılık geliyor. Yazılarım hakkında ve işlediğim konularda değerlendirme yapabilmem için yeterli bir süre kuşkusuz.
Türkiye’yi evrensel ilkelere dayalı demokratik bir hukuk devletine dönüştürecek adımlar, ilk kitabımı kaleme almaya başladığım 1996’dan bu yana öncelik verdiğim bir konu. Bu nedenle Taraf ’ta ilk yayımlanan yazımın “Değişim” başlığını taşıması da bir rastlantı değil. Öyle inanıyorum ki sözünü ettiğim adımlar ne kadar hızlı atılırsa, bu kaçınılmaz değişim ve dönüşüm süreci ne kadar kısa sürede gerçekleştirilirse, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların birçoğu çözüme kavuşur. İnanıyorum çünkü İspanya’dan Yunanistan’a, Latin Amerika’dan MDAÜ’lere kadar dünyadaki demokratikleşme süreçleri incelendiğinde, bu değişim ve dönüşümü geçiren ülkelerin hem ekonomik refah düzeylerini arttırdığı, hem de —varsa— siyasi sorunlarının üstesinden geldiği açık biçimde görülüyor. O bakımdan ben de ara sıra Türkiye’den pek izlenmeyen Latin Amerika ülkelerine kadar uzanarak dünyadaki demokratikleşme süreçlerini okurla paylaşıyorum.
Türkiye’deki sorunların sadece Türkiye’ye özgü olduğunu söyleyerek dünyadaki örnekleri gözönüne almayan ve demokratikleşme sürecimizin şu veya bu şekilde frenlenmesi ya da durdurulması sonucu doğuracak önerileri gündeme taşıyanların statükonun devamından yana olduklarına kuşku yok. Devletin içinde böyle bir damar olduğu ve Türkiye’de seçilmiş siyasetçiye siyasi seçeneklerini dayatmayı sürdürmek için demokratikleşmeye karşı çıktığı artık sır değil. Ama buna karşın 50 hafta önceki yazımdan bu yana geçen süre gözönüne alındığında, demokratikleştirmeyi taçlandıracak yeni anayasa sürecinde kayda değer bir mesafe kat edilebilmiş değil. Buna ilave olarak giderek tırmanan terör eylemleri ve terörle mücadelede zaman, zaman ortaya çıkan zafiyetin yol açtığı çok sayıda can kaybı son derece olumsuz bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Bu olumsuz tablonun, geçen seçimlerde verdiği yeni anayasa sözünden ötürü iki kişiden birinin oyunu alan iktidar partisinin hesabına yazılmasını doğal karşılamak gerekir. Her ne kadar muhalefet partilerinin yeni anayasa sürecini ileri taşımak gibi bir derdi olmasa, hatta biri “yeni anayasa” yerine sürekli olarak anayasa değişikliğinden söz etse bile. Ama Türkiye’nin demokratik bir hukuk devletine dönüşmesini isteyenlerin AK Parti kaybediyor diye ellerini ovuşturacak ya da “kendi etti, kendi buldu” diyecek hâli yok; çünkü evrensel demokrasiyi Meclis çatısı altında daha çok savunan bir siyasi parti henüz ortaya çıkmış değil.
Yenilendiğini iddia eden CHP, en son Oslo görüşmelerine ilkesel temelde verdiği destek gibi, ara sıra demokratları umutlandıran söylemlerde bulunuyor ama bu işi ulusalcılarla sosyal demokratları birarada tutarak götürebilmesi mümkün değil. Zira sosyal demokrat öncelikle Türkiye’nin demokratik dönüşümünü savunur ve darbecilik iddiasıyla Silivri’de yargılananlarla arasına mesafe koyar. O bakımdan CHP’nin sosyal demokratlık olarak yutturamadığı, aksine bu cepheden tepki gördüğü Silivri’yi savunmaktan artık vazgeçmesi gerekiyor.
MHP’ye gelince, demokratik olmayan bu statükonun devamını savunarak ne yazık ki milliyetçiliği demokrasiyle bağdaşmayan bir noktaya çekip duruyor. BDP ise tırmanan terör eylemleriyle PKK’nın kıskacı altında işlev göremez hâle geliyor. Aynı şeyleri yineleyip durduğum bu elli haftada değişen bir şey yok kısacası; bilanço hiç ama hiç parlak değil.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025