Akın ÖZÇER
Dolmabahçe mutabakatını izleyen günlerde Çözüm Süreci’nin selameti bakımından HDP’ye oy vererek barajı geçmesine katkıda bulunacakların sayısı fazlaydı. Sürecin mimarı AK Parti’ydi ve arkasında güçlü bir iktidar partisi olmadan yürütülmesi mümkün değildi elbette ama barışa giden yolda HDP’yi ödüllendirmenin gerektiği düşünülüyordu. Çözüm Süreci’ni önceleyen çevremdeki birçok kişi –ki aralarında daha çok AK Parti seçmenleri vardı- böyle düşünüyor ve HDP’ye ödünç oy verilmesinin iyi olacağından söz ediyordu.
Gel gör ki beklenen ve mantık çizgisinde olması gereken olmadı. İlk olarak, HDP Eş Başkanı Demirtaş mantık çerçevesinde hiç gerek yokken Cumhurbaşkanı Erdoğan’a provokatif bir üslupla “seni Başkan yapmayacağız” çıkışı yaptı. Aslında HDP’nin klasikleşmiş taleplerini bir yana bırakarak, Çözüm Süreci’ne karşı tutumları belli olan CHP ve MHP’nin söylemini böyle paylaşması normal değildi. Zira HDP’nin başkanlık sistemine muhalefetini Erdoğan’ı rencide edecek bir üslupla dile getirmesini CHP seçmeninden oy alma isteğine bağlamak mümkün görünmüyor.
Bir kere, dünya örneklerine bakıldığında HDP gibi silahlı örgütlerle yadsınamayacak bir bağı bulunan siyasi partilerin her zaman kendi siyasi taleplerine öncelik verdiği görülüyor. Örneğin Batasuna’nın, türevi siyasi partiler gibi, oy arttırmak için İspanya’da kendi siyasi taleplerini bir yana bıraktığı ve devleti temsil eden siyasi partilerden birinin –hem de barış sürecinin tam da karşısında yer alanın- politikasını dillendirip öteki partiye muhalefet etmesi görülmüş bir şey değil. HDP gibi Sol’da yer alan çevresel (Bask) milliyetçi bir parti olan Batasuna’nın oyları hep silahlı örgütün eylemsizlik dönemlerinde artmış, şiddetin hüküm sürdüğü ya da barış yolunun tıkandığı dönemlerde azalmış. Dolayısıyla bu partinin kemik oyları dışında aldığı oylar hiçbir zaman içlerinde İspanyol milliyetçileri barındıran partilerden gelmemiş.
Bu itibarla, HDP’nin 7 Haziran seçimlerine giderken izlediği bu politikayı dünya örneklerinde benzeri partilerin siyasi çizgilerinden çok farklı buluyorum. Bu farklılığı Türkiye’de mevcut yüzde 10 barajının yüksekliğiyle izah etmek de mümkün görünmüyor. Eğer HDP Meclis’te temsile önem veriyor olsaydı, bugüne kadar yaptığı gibi, seçime bağımsız adaylarla girmeyi, barajı geçmek için kendi kimliğini bir tarafa bırakarak politika yapmaya yeğlerdi.
HDP’nin tercihi bu yönde olduğuna, CHP ve MHP ile birlikte, çözümü önceleyen tek parti olan AK Parti’nin devrilmesi hedefine kilitlendiğine göre, en azından Çözüm Süreci’ne yaşamsal bir önem vermiyor demektir. Her ne kadar parti temsilcileri bunun aksini iddia etseler bile, CHP ve MHP ile birlikte hareket eden bir siyasi partinin Çözüm Süreci’nden yana olması inandırıcı gelmiyor doğrusu.
Kaldı ki ortalıkta dolaşan koalisyon senaryolarının birinde HDP’nin adı CHP ve MHP ile birlikte anılıyor ve Eş Başkan Demirtaş bu senaryonun doğru olmadığı konusunda kamuoyuna tatminkâr bir açıklama yapmış değil. O bakımdan CHP ve MHP’ye oy vermeyi akıllarının ucundan bile geçirmeyenlerin çözüm için HDP’ye destek olmaları artık mümkün değil. HDP belki çözüm karşıtı cepheden oylarını arttırabilir ama muhafazakâr Kürtler başta olmak üzere çözümü önceleyenlerin oylarını kaybettiğine kuşku yok.
Bu stratejinin mantığı ne?
Aslında burada altını çizmek istediğim nokta, HDP’nin izlediği bu politikanın sadece genel seçimlere yönelik basit bir taktikten ibaret olamayacağı hususu. Alınan risk görünürde belki Meclis’te temsil edilmeme ama HDP barajı geçtiği varsayımında, AK Parti salt çoğunluğunu koruyor olsa bile, CHP ve MHP ile birlikte hareket edeceği mesajı veriyor. Demirtaş’ın AK Parti ile hiçbir zaman birlikte olmayacaklarını söylemesi Çözüm Süreci’ni bir tarafa bıraktığı anlamı taşıyor. Çünkü ne CHP, ne de MHP’nin sürece ilişkin bir politika değişikliği yok.
Bu durumda, HDP’nin, dolayısıyla PKK’nin dünya örneklerinden farklı olarak, bir sorunu çözmek için değil, o sorundan beslenerek Türkiye’ye zarar vermek amacıyla oluşturulduğu varsayımı ağır basıyor. Çünkü HDP’nin muhalefetle birlikte hareket stratejisi ancak inanmak istemediğim böyle bir olasılıkta mantık çizgisine oturabiliyor. Bir bahaneyle çözümün baş aktörü partinin karşına geçerek, çözümsüzlüğü pekiştirmek ve çözümsüzlük ortamında da asıl işlevi neyse onu yerine getirmeye devam etmek. Bu korkutucu, hem de son derece korkutucu olasılık akla HDP acaba birilerinin Truva Atı mı sorusunu akla getiriyor.
Bu konuda ortalıkta bir hayli senaryo var. AK Parti, birbirleriyle uyuşmayan CHP-MHP-HDP üçlüsünü bir araya getirenin öteden beri derin devlet dediğimiz ama son dönemde “Paralel yapı” olarak adlandırılan Cemaat’in de bir parçası olduğu anlaşılan ve uluslararası uzantıları bulunan bir casuslar şebekesi olduğunu ileri sürüyor. Bu varsayımda, sadece HDP değil ayrıca PKK de bu şebekenin Truva Atı konumunda yer alıyor. Bizler dünya örneklerinden hareket ederek, Türkiye’nin güvenlik ve refahını olumsuz yönde etkileyen Kürt sorununun şiddet boyutuyla birlikte çözümü için iyi niyetle çabalarken, böyle bir şebeke de, gerçekten varsa, hepimizle alay ediyor demektir.
Bir başka olasılık, PKK/HDP’nin Suriye’deki Baas rejiminin Truva Atı olması ki PKK’nin uzun yıllar bu ülke topraklarında üslenmiş olması inandırıcılığını bir hayli arttırıyor. Öteden beri Hatay üzerindeki toprak emellerini canlı tutan Baas rejiminin yularını elinde tuttuğu bir Truva Atı ile Türkiye politikalarını sürekli kontrol etmek istemesi çok da uçuk bir varsayım görünmüyor.
Bu varsayım ayrıca birbiriyle uyuşmayan üç partiyi AK Parti karşıtlığı üzerinden bir araya getirme stratejisini, Türkiye’nin hayrına olmasa da, mantık çizgisine oturtuyor. Suriye’yi kana bulayan Baas rejiminin, karşısında kararlılıkla dikilen AK Parti hükümetine karşı, uluslararası satranç tahtasına, IŞİD gibi nereden çıktığı belli olmayan bir örgütün yanı sıra öteden beri kullandığı Truva Atı’nı da sürmüş olması mümkün. CHP’nin de Esat rejimine ne kadar yakın olduğu ve Türkiye’nin Orta Doğu politikasını sert biçimde eleştirmesi dikkate alınacak olursa, bu varsayımı komplo teorisi diye bir çırpıda göz ardı etmek kolay görünmüyor.
PKK/HDP’nin Baas rejiminin Truva Atı olduğu olup olmadığını bu konuda istihbarat sahibi olmadığımız için bilemeyiz elbette. HDP’nin AK Parti tarafından dillendirilen derin devlet ve uluslararası casusluk şebekesiyle ilişkilerini de öyle. Ama HDP’nin benimsediği bu mantıksız strateji kafalarda o kadar çok soru işareti bırakıyor ki yanıtlarını bulmadan Çözüm Süreci’nin hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam etmeyeceğine kuşku yok.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Siyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’
2.02.2026 - Emeklide CHP in, Cumhur İttifakı out
26.01.2026 - Sefalet ücreti
15.01.2026 - Emekli için son çare sandık
12.01.2026 - Venezuela’da hortlayan “Büyük Sopa” politikası
5.01.2026 - 23 yılın en kötüsü
29.12.2025 - CHP, Özel ile doğru yolda
21.12.2025 - Harakiri Bütçesi
13.12.2025 - Kanun önünde eşitlik
6.12.2025 - Çözüm için ilk adım ne zaman atılacak?
1.12.2025
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































asabı bozuk
Bunların toplumu özgürleştirmeye çalıştıklarına inanarak mı yazıyorsun? Sizler kendinizi özgür sanıyorsanız,doğrudur zaaaar.