Akın ÖZÇER
Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Sakharov Düşünce Ödülü sahibi milletvekili Leyla Zana, KürtRudaw internet sitesinde yayınlanan söyleşisinde, “Yeni anayasada Kürtler için bireysel haklardan söz ediliyor; biz de onlara bireyler olmadığımızı, millet olduğumuzu anlatıyor, bir millette olması gereken hakları istiyoruz” demek suretiyle tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Çünkü bir hakkın öznesi birey değil millet olduğunda “kolektif” nitelikli bir hak, daha açık bir ifadeyle Zana’nın söyleşide sözünü ettiği gibi milletlerin (halkların) kendi kaderini belirleme hakkı gündeme geliyor. Bu hak, Zana’nın da belirttiği gibi BM Yasası’nda (1. Madde, 2. Fıkra) mevcut ama bu haktan bugüne kadar çoğunlukla Afrika ve Okyanusya’daki sömürge halkları yararlanmış. Başka bir deyişle bu hak devletlerin toprak bütünlüğüne aykırı biçimde kullanılmıyor. Nasıl mı?
BM Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1960 tarihli ve 1514 sayılı kararı (resolution) “Sömürge Altındaki Halklara ve Ülkelere Bağımsızlık Verilmesine İlişkin Bildirge” başlığını taşıyor. Bu kararın 6. maddesine göre, bir ülkenin ulusal bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü kısmen de olsa hedef alan hiçbir girişim BM yasasıyla bağdaşmıyor. Genel Kurul’un 24 Ekim 1970 tarihli kararıyla yinelediği bu yorumunu benimsemeyenler var elbette. Örneğin her etninin ayrı devlet kurma hakkı olduğunu savunan Guy Héraud gibi. Ancak bu hakkı kullanmış ve uluslararası toplumca tanınmış sömürge olmayan bir etnik/kültürel gruba, Kosova istisnası dışında, rastlamak mümkün değil. Bu yolun açılmasının dünyada neden olacağı kargaşa gözönüne alındığında, aralarında İspanya gibi Kürtlerin örnek aldığı bir AB üyesinin de bulunduğu birçok ülkenin henüz tanımadığı Kosova’nın uzun bir süre daha istisna olarak kalacağını söylemenin abartılı bir tahmin olmadığı ortada.
Buna karşılık, Leyla Zana’nın yetersiz bulduğu bireysel haklar çağdaş demokratik hukuk devletinin temelini oluşturuyor. Fransız Devrimi ve 1789 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile gündeme gelen bireysel hak ve özgürlüklerin, BM çerçevesinde 1948’de yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden bu yana büyük bir gelişim gösterdiğini ve kolektif haklar aleyhine uygulama alanını genişlettiğini kabul etmek gerekir. Bildirge, hak ve özgürlükleri vurgulanan bireyin ilk kez içinde yaşadığı toplumla (aile, grup, dernek, devlet vb.) ilişkisini kuruyor. 1966’da BM Genel Kurulu çerçevesinde yapılan “siyasi ve medeni haklar” ve “ekonomik, sosyal ve kültürel haklar” (ikiz) sözleşmeleriyle bu ilişki daha da derinleştiriliyor. Böylece gündeme, bir derneğe veya sendikaya üye olma veya grev gibi ilk bakışta kolektif görünen, ancak topluca kullanılan yeni kuşak bireysel haklar geliyor.
Yeni kuşak bireysel haklar, “azınlık” haklarının (azınlığa mensup kişilerin hakları) bir versiyonu olan “kültürel haklar” kavramıyla gelişimini sürdürüyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasını izleyen dönemde, özellikle Avrupa Konseyi çerçevesinde imzalanan çok taraflı (ikiz) sözleşmelerle, (Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı ve Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi) yaşadıkları toplumlarda “azınlıkta” bulunan grupların bireylerine, varsa çoğunluğunkinden farklı din veya dilleriyle ilgili tüm hakları tanınıyor. Anadilin öğretilmesi ve anadilde eğitim de bu haklar arasında bulunuyor. Kısacası bugün Kürt sorununu yukarıdaki gibi kapsamlı bireysel hak ve özgürlükler temelinde çözümlemek mümkün. Ben de sorunun bu çerçevede çözümlenebileceğine inananlardanım.
Buna karşılık Zana, belirli aralıklarla yinelenen referandumlar yoluyla kendi kaderini belirleme hakkına dayalı, dolayısıyla ayrılmayı da içeren maksimalist bir çözümden yana tutum alıyor. Önerisinde de sözünü ettiği “Québec” modeli, ayrılıkçı Katalan ve Bask siyasi partilerinin de rağbet ettiği ve sıklıkla dile getirdiği bir talep. Ne var ki İspanya, iktidar alternatifi iki büyük partinin tutumu nedeniyle bu modeli mümkün kılacak “konfederal” sistemi ve bu yönde bir anayasa değişikliğini kabul etmiyor. Dolayısıyla böyle bir talepte bulunan partiler Meclis’te anayasa değişikliği için gerekli beşte üç çoğunluğa ulaşamadığı ve ülke genelinde bir “consensus” oluşturamadığı için önerilerini gerçekleştiremiyor.
Kabul etmek gerekir ki demokrasi ve temel hak ve özgürlükler alanında İspanya’nın çok gerisinde kalan Türkiye’de Zana’nın Kürt sorununun çözümünü zora sokacağını düşündüğüm görüşünün akıbeti en iyimser tahminle farklı olamaz. İspanya’da olduğu gibi Türkiye’de de sadece bölge halkının veya bir etnik/kültürel grubun artık nasıl olacaksa oy kullanabileceği bir referandum söz konusu olamayacağı gibi, bir partinin bu maksimalist görüşlerini anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip olmaması ve diğer partilerden destek alamaması durumunda gerçekleştirebilmesi mümkün değil.
Bununla birlikte, Leyla Zana’nın kendisi, partisi veya seçmenleri adına, maksimalist veya minimalist, hoşa giden veya gitmeyen düşünce ve görüşlerini açıklama hakkı var. Ayrılıkçı nitelik taşıyor evet ama şiddete ve teröre çağrı veya övgü içermiyor. Bireysel özgürlüklerin temelini oluşturan ifade özgürlüğü onun bu hakkını güvence altına alıyor. O bakımdan bazı siyasi parti temsilcilerinin Zana’nın açıkladığı görüşlere demokratik olgunlukla bağdaşmayan tepkilerinin yakışık almadığının altını çizmekte yarar var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025