Ali Saydam
Adana, Aladağ'daki Özel Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu'nda 11 çocuğumuz ve bir yurt görevlisi yanarak can verdi. Söz konusu çocuklarımız olduğu zaman bugün olduğu gibi hassasiyetin dozu tüm öğrenci yurtlarından başlayarak tüm yurdu kaplar. Herkes için kendi çocuğu veya çocuklarına ve onları nasıl güçlüklerle yetiştirdiklerine yönelik tüm halisane duygular ayyuka çıkar.
Hepimizin sinir uçları daha da hassaslaşır…
İşte bu tür durumlarda oluşan kriz ortamlarının iletişim boyutunda nasıl ele alındığına bakmak da ayrı bir önem kazanır.
İlk görünen, her kafadan ayrı seslerin çıkmış olmasıdır… Seslerin 'ayrı' olması ise, ortamı daha da germektedir. Facia sonrasında iletişimi yönetenler, daha doğru bir deyişle yönetmeyenler, bu yangından bile AK Parti'ye saldırmak için fırsat çıkarmaya çalışıp yangına körükle gidenler için ideal bir ortam oluşturduklarının ne kadar farkındadırlar acaba?..
İşin tuhafı, kimse düdük çalıp da konuşması gerekenlere ve konuşmaması gerekenlere bir ayar vermiyor. Sistem iletişim boyutunda kötü sınav vermeye devam ediyor…
Başlatılan soruşturma kapsamında yurdun müdürü dahil 14 kişi gözaltına alınmış.
Vali Bey'den başlayarak, Belediye Başkanı, İtfaiye Daire Başkanı'na kadar konuşmayan kimse kalmadı. Tabii sayın bakanlarımız da açıklama üstüne açıklama yaparak yanlışlıklar korosuna katıldılar…
Her açıklama bir başka tepkiyi doğurdu. Dün gerek online gazete siteleri gerekse ekranlardaki haberlerin tümüne genel olarak bakıldığında tam bir kargaşa hakimdi. İhmaller, ithamlar, savunmalar, bilgilendirme kusurları, çelişik ifadeler…
Medyanın geneli, dün sosyal medyanın çıtasına ayarlanmış gibiydi.
Sayın Valimiz Mahmut Demirtaş, “Allaha şükür ölen kimse yok" diye ilk açıklamayı yaptı; sonra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü “Yangın merdiveninin kilitli olduğu anlaşılıyor" şeklinde akıl yürütürken, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “Bize gece verilen bilgi yangın çıkış merdiveninin kapısının kilitli olmadığı şeklindedir" deyiverdi…
Üstüne üstlük RTÜK'ten de yayın yasağı gelince sosyal medya topunun dikişleri atmaya ve malum bu mecrada her kafadan bir değil bin ses çıkmaya başlayıverdi.
Sayın Kılıçdaroğlu hiç durur mu? Kendisine onca seçim kaybettiren ünlü stratejisini hemen devreye soktu ve AK Parti-Hükümet saldırılarını derhal harekete geçirdi:“Koskoca Türkiye Cumhuriyeti nasıl olur da yurt sorununu çözemez? (…) Her gün bir felaketle karşılaşıyoruz. Haftanın bir günü yok ki şu gün de bari yüzümüz gülsün. Nasıl oldu da Türkiye bu kadar karanlık bir atmosferin içine sokuldu?.."
Felaketten siyasete malzeme çıkarmak bir muhalefet liderine yakışmıyor elbette. Ancak kendisine kalsa ABD'de Trump'ın seçilmesinden de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'yi sorumlu tutacak… Başka malzemesi yok. Einstein'ın haksızlığını kanıtlamakta ısrar ederek “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edecek" ve 2002'den bu yana 11 seçim kaybetmiş olan CHP'nin makus kaderini, aynı siyasi iletişim yöntemlerinden bir kez daha medet umarak değiştirecek…
Bu arada örneğin BBC de boş durmuyor tabii. Yurt öğrencilerinin “Kızlar kaçmasın diye parmaklık yapıldı" dediklerine varıncaya kadar art arda “Daha ne kusur bulsak da yazsak" dercesine olumsuz haberler yayınlamayı sürdüren yayın kuruluşunu yakında Avrupa'daki refikleri izleyecektir. Hiç endişeniz olmasın.
Peki, ne yapılmalıydı? Ve hâlâ ne yapılabilir?
Hasar çok büyük olduğu için ortada soğukkanlılık ve olgunlukla, dolayısıyla sabırla yönetilmeyi bekleyen kocaman bir kriz var demektir.
Böylesi krizlerde olması gerektiği gibi, iletişim tek mecradan yönetilir. Valilik ya da yurtlardan sorumlu Bakan'ın liderliğinde oluşturulan kriz masası, “ilk elden iletişim"in sahibi, sözcüsü olur ve öncelikli olarak medyaya açıklamalarda bulunacak kişi ya da kişileri belirler. Hemen ardından, çocuklarını kaybeden ailelere nasıl sahip çıkılacağı da tespit edilir.
Her kafadan ses çıkmasına müsaade edilirse ortalığı müphemiyetin kalın sisi kaplar. Müphemiyet ise gerçeklere denk düşmeyen algılamaların anasıdır. İtfaiyenin nasıl büyük uğraş verdiğini anlatın bakalım, anlatabiliyor musunuz? Nitekim anlatılamadı da.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, çocuklarını kaybedenlere kimse onları geri veremez. Ateşin düştüğü yeri yaktığı da doğrudur. Ancak bu ateşi yüreklerinde hisseden herkes için, beklentilere yanıt verecek çabaların kamuoyuna doğru anlatılması, müphemiyetin kazanına kepçe sallayanları saf dışı bırakacak doğru iletişim aksiyonlarının bir an önce devreye sokulması gerekmektedir.
Bir de o büyülü sözcüğe sırtını yaslayanlarımız var: “Kader"
Kaderimiz, tedbir ve tevekkül arasındaki dengeyi kurmadan, amatör iletişim kargaşasına ve tesadüfe bırakılabilecek kadar değersiz olabilir mi?
AVM'lere pirincin taşını ayıklamak için son fırsat
Sonunda Cumhurbaşkanı düdük çaldı. Şimdi aldı mı AVM'leri bir kara düşünce?..
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem kamu ihalelerinde hem de diğer ticari ilişkilerde olduğu gibi AVM'lerin de artık marka ve kurumlara alış veriş merkezlerinin çeşitli mekânlarını kiralarken sözleşmelerini dolar değil TL üzerinden yapması gerektiğini vurguladı.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin ifadesine göre bu 'talimatın' uygulanmasıyla piyasaya 10 milyar Dolar'ın kalıcı olarak dönmesi bekleniyormuş.
Öz sermaye dolar bazında borçlanmadan inşa edilmiş ve işletmeye alınmış AVM'ciler için pek bir sorun yok bu durumda. Yangın, pek fazla bir öz sermaye koymadan, dolar türünden borçlanıp, dolar kurundan topladığı kiralarla dolar borcunu ödemek durumunda olan AVM'cilerde…
Öte yandan birbiri arkasına kepenk indiren ve AVM'lerin birer fil mezarlığına dönmesine neden olan küçük, orta boy (KOBİ) işletmelerin ve büyük mekânlara büyük dolar kiraları ödemek durumunda olan departman storların, son nefeslerini vermeden nasıl kurtulabileceklerini merakla izleyeceğiz…
Keşke Cumhurbaşkanı düdük çalmadan önce önlem alsalardı. Şimdi ya doları belli bir rakamda sabitleyecekler, ya da ciro üzerinden TL bazında kiraya dönecekler. “Böyle konuşmayın, yoksa yabancı AVM yatırımcısı kaçar” türü numaralar bu saatten sonra yemez artık…
İnşallah bir çözüm bulurlar. Yoksa, bu tavsiye kararı eğer dikkate alınmazsa bilsinler ki, bu sefer yaptırım ve zorlayıcı kararnamelerle düzen sağlanıverir. O zaman da hiçbir AVM'ci pirincin taşını ayıklayacak zaman bulamaz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.09.2020
15.10.2019
24.09.2019
12.09.2019
10.09.2019
25.06.2019
7.05.2019
11.04.2019
4.02.2019