Alper GÖRMÜŞ
Geçtiğimiz günlerde, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan ile Aktif Haber adlı internet sitesinin genel yayın yönetmeni Yetkin Yıldız arasında çok önemli bir tartışma yaşandı.
Aktif Haber’in, Gülen Cemaati’nin fikirlerinin internet medyasındaki en önemli taşıyıcısı olduğunu biliyordum (geçenlerde Açık Radyo’da Ahmet İnsel de işaret etti buna). Fakat, her yazısı ulusal basında büyük bir ilgiyle izlenen ve en geniş şekilde alıntılanan Yalçın Akdoğan’ın, basında pek tanınmayan bir gazeteci olan Yetkin Yıldız’la “Hükümet-Cemaat çatışıyor mu” sorusu etrafında polemiğe girdiğini görünce anladım ki, bu temsiliyet, benim ona atfettiğimden daha güçlüdür.
Tarafları nedeniyle “Hükümet-Cemaat çatışması” ekseninde son derece açıklayıcı olduğunu düşündüğüm bu tartışmayı sizin için özetlemeye karar verdim.
Akdoğan: “İyiyiz, güzeliz...”, Yıldız: “Değiliz...”
İlk yazı 15 şubatta Yalçın Akdoğan’dan geldi... Akdoğan’ın, Yasin Doğan müstearıyla kaleme aldığı ve önemine binaen Yeni Şafak tarafından manşetten yayımlanan yazısının başlığı bile çok şey söylüyordu:“Her türlü oyunun farkındayız...”
Başlığın da imâ ettiği gibi bir “ortalığı toparlama” yazısıydı bu ve kabaca “biz kardeşiz, aramızda çatışma olmaz” gibi bir ana fikri vardı. Şöyle yazmıştı Akdoğan:
“Bugün bazılarının anlamadığı şudur: Başbakan Erdoğan’ı gönülden seven cemaat mensupları ile Hocaefendi’ye sevgi besleyen AK Partililer arasında bir çatışma ve çekişme olamaz, bunlar birbirinden ayrılamaz, çünkü bunlar aynı insanlardır. (...) Fitne ateşine odun atanlar, sadece parti ve cemaati ‘kaybet-kaybet’ sarmalına sürüklemek istememekte, aynı zamanda Türkiye’yi iddialarından ve demokratikleşme perspektifinden koparmaya çalışmaktadır.”
Yetkin Yıldız, 17 şubatta Aktif Haber’de “Yalçın Akdoğan perdeleme mi yaptı” başlıklı bir yazı yayınladı. “Bir Yalçın Akdoğan okuması” alt başlığını taşıyan bu yazının ikincisi ve üçüncüsü de gelecekti...
Yıldız’a göre Akdoğan’ın yazısı hükümetin bilgisi dâhilinde kaleme alınmıştı ve bu nedenle Yeni Şafak’ın manşetine çekilmişti; yani çok önemliydi.
Yetkin Yıldız’ın ilk tesbiti şuydu: “Yalçın Akdoğan’ın yaptığı hamle daha ‘akıl’ eseri... Sabah ve Star’ın başını çektiği cemaate açıktan saldırı dalgasının AK Parti’ye zarar verdiğini fark etmiş görünüyor.”
Ne var ki yazar, Akdoğan’ın, “AK Parti ile Cemaat arasında bir çatışma yaşanmamıştır, bundan sonra da yaşanmayacaktır” derken gerçeği söylemediği kanaatindedir.
Yıldız’a göre, hükümet, Cemaat’e yakın olduğunu düşündüğü kişileri devletten uzaklaştırma operasyonu başlatmıştır ve bu operasyon savcılığın MİT’e ifade davetinden çok önce başlamıştır.
Yetkin Yıldız, bu iddiasına dayanak olarak, ‘‘Sorgulama krizinin öncesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’a sunulan kritik bir dosya”yı (Bilal Çetin, Vatan): “Hakan Fidan göreve başladığında kendisini ziyaret eden bir isimle aralarında geçen ilginç bir diyalogu” (Şükrü Küçükşahin, Hürriyet) gösteriyor:
Ziyaretçi: “Gülen Cemaati devlette örgütleniyor...”
Hakan Fidan: “Paralel bir örgütlenmeye devlet içinde izin vermemek ana görevimiz...”
Yalçın Akdoğan’ın “iki kardeş arasında fitne üretmek isteyenlerin marifetleri” olarak gördüğü bu türden haberlerin gerçeği yansıttığını düşünen Yetkin Yıldız, bu “pratik”le Yalçın Akdoğan’ın kardeşlik mesajlarının bağdaşmadığını söyleyip, pratikle söylem arasındaki çelişkiyi şöyle uzlaştırıyor:
“Anlaşılan o ki, bu listelerin gereği yapılırken, yani MİT’in hazırladığı listelerdeki insanlar sürülürken, Hükümet oy kaybetmemek için cemaatin yüzüne gülecek... Cemaat ile ilgili olduğu düşünülen kadrolar tasfiye edilirken, Cemaate sıcak mesajlar verilecek ve yandaş medyada cemaate çakmanın dozu düşürülerek kamuoyu nezdinde bu işten en az zararla çıkılmaya çalışılacak.”
Yetkin Yıldız, sonraki yazılarının birinde, “tasfiye”nin çok daha önce başladığına dair, daha doğrudan bilgi sahibi olduğunu hissettirdiği bir başka alandan da şu örneği veriyor:
“Milli Eğitim Bakanlığı’nda Ömer Dinçer dönemiyle birlikte cemaat mensubu yöneticilerin tamamının ‘kazındığı’ sıradan Eğitim Muhabirlerinin tweetlerinde bile yer almaktadır. KPSS Puanı, tecrübe, liyakat, yeterlilik gibi objektif kriterlerle yapılması gereken seçimlerde bir insanın cemaatçi olup olmadığını tespit edebilmek istihbarat çalışmaları ve teknik destek yapılabilir ancak. Bu teknik desteği MİT mi vermektedir? Bilal Çetin’in sözünü ettiği ‘Cemaat bürokratları dosyası’ mı kaynağı oluşturmaktadır?”
MGK 2004’te “Cemaat’i takip” kararı alıyor
Tam burada tartışmacıların arasına girecek, bir soru soracak, ardından da okumakta olduğunuz yazıyı, ona uygun gördüğüm başlığa (“MGK kararı (2004): ‘Cemaat’in takibine...”) bağlayacağım...
Soru şöyle: Devletteki “Cemaat’le ilgili olduğu düşünülen kadrolar”ı tasfiye kararı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasından epeyce önce alındığı iddiası doğruysa, bu karar ne kadar eskiye gitmektedir? Ya da: Hükümetle Cemaat arasındaki gerilim ne zamandan beri vardır?
Ben, aşağı yukarı 2006’dan beri “Hükümet Cemaat’in devlet içindeki ağırlığından rahatsız, harekete geçecekmiş” cümlesini ya da onun türevlerini duymaktayım. Fakat 2004’te Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) Gülen Ccemaati’nin takip edilmesine dair bir tavsiye kararı alındığını herkes gibi ben de bilmiyordum. Fakat alınmış. Özden Örnek’in günlüklerinin Haziran 2004 ve Ağustos 2004 MGK’larının anlatıldığı bölümlerde bu durum şöyle ifade ediliyor:
24 Haziran 2004: “Fethullah Gülen konusunda Genelkurmay Başkanı oldukça ağır bir konuşma yaptı ve hükümeti suçladı. Eğer siyasi irade konulup bu konunun üstüne gidilmezse bir felaket olacağını belirtti.”
25 Ağustos 2004: “Fethullah Gülen ve teşkilatı ile ilgili olarak geçen toplantıda yapılan görüşmeden sonra bu adamın faaliyetlerinin yakından takip edilmesine karar verilmişti, onunla iligili tavsiye kararı bugün imzalandı. Bilmem ne işe yarayacak.”
Özden Örnek “bilmem ne işe yarayacak” diyor ama, MİT’in MGK kararına dayanarak o günden beri bir çalışma yapmadığını bugün kim güvenle öne sürebilir?
MİT “bizimkiler” değil!
Yazısında, Yalçın Akdoğan’ı “perdeleme yapmak”, hükümeti de “bir yandan yüze gülüp bir yandan tasfiyeye girişmek”le suçlayan Yetkin Yıldız’a cevap, 20 şubatta Star gazetesinin Açık Görüş ilavesinden geldi. Akdoğan, şöyle yazdı:
“En samimi sağduyu çağrılarını bile ‘perdeleme’ olarak kötüye yormak insafla bağdaşmaz. AK Parti’nin bir yandan yüze güldüğü, diğer yandan tasfiye çabası içinde olduğu iddiası çok çirkin bir iftiradır. İftira atmak, fitne çıkarmaya çalışmak, yangına körükle gitmek tasvip edilemez. Biz gücümüz yettiğince hak bildiğimiz yolda yürür ve kardeşlik hukukunu korumaya gayret gösteririz. Her olaya habis duygularla yaklaşanları ise Allah’a havale ederiz.”
Yetkin Yıldız, buna iki yazıyla cevap verdi. Ortada bir tasfiye operasyonunun olduğuna ve bunun çok önceden başladığına dair temel düşüncesini bu defa da “Star gazetesinin iki numarası” dediğiİbrahim Kiras’ın bir cümlesiyle destekledi: “Hâlâ görevinin başında olan bir savcının skandal kararı söz konusu olmasa da bugün alınan önlemler alınacaktı.”
Yetkin Yıldız’ın yazılarından çıkan bir sonuç da, cemaatin MİT’le arasında çok ciddi problemler olduğuydu. Bu çerçevedeki görüşlerini ifade ederken sorduğu şu sorular, doğrusu bana hayli önemli göründü:
“AKP’nin çok övündüğü çetelerle-darbelerle-cuntayla mücadele sürecinde Hakan Fidan dönemi dâhil MİT hangi belgeyi vermiştir? TSK içerisinden bugün ciddi yargılama konusu olan hangi suç belgesini çıkartabilmiş ve yargıya teslim etmiştir?”
Tabii benim aklıma hemen MİT’in Hrant Dink cinayetinde de adalete yardımcı olacak hiçbir adım atmadığı geliyor.
Bu yazıyı, son tartışmalardan pek de fazla yara almadan kurtulmuş görünen MİT’e dair bir finalle bitireyim.
Bence MİT, Türkiye’nin yalnız karanlık geçmişinin değil, bugününün karanlık tarafının da bir parçasıdır; en azından kontrol dışı bölümleriyle...
O nedenle, devletin Cemaat’ten arındırılmasının gereği üzerine yazmakta olan arkadaşlarımızın arada bir de MİT’in “bizimkiler” olmadığı üzerine yazmaları gerekmez mi?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025