Arife KÖSE
Bir cumhurbaşkanlığı seçimi atlattık. Birkaç gündür bu seçimin sonuçları üzerine tartışıyor, sonuçlarını okumaya, anlamaya çalışıyoruz. Doğal olarak aldığı oy itibariyle bu seçimin en çok tartışılanı Selahattin Demirtaş ve HDP oluyor. Bence de seçim sonuçlarını bundan sonra ne yapmamız gerektiğini de içerecek şekilde tartışmak önemli.
AKP’nin Türkiye’si yeni olabilir mi?
Seçimin sonucu açısından baktığımızda cumhurbaşkanlığı yarışını göğüsleyen Erdoğan oldu. Taraftarları bunu “yeni” Türkiye’nin müjdesi olarak sunmaya çalıştı. Erdoğan cumhurbaşkanı olmuş olsa da Gezi’de yaşananlar, Soma katliamı, hırsızlık dosyaları ve dosyaların aklanması pahasına darbecilerin, Ergenekoncuların serbest bırakılması,“afedersiniz” diye başlayan cümleler, gencecik oğlu öldürülmüş bir anneyi yuhalatan konuşmalar hala bu toplumun hafızasında. Erdoğan cumhurbaşkanı olmuş olabilir ama onun cumhurbaşkanlığından yeni bir şey çıkmaz. Ancak bu seçim sonucuna bakarak “gördünüz mü adam bir de cumhurbaşkanı oldu. Koşar adım diktatörlüğe gidiyoruz” muhalefeti de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da AKP’ye ve Erdoğan’a karşı işe yaramaz. Çünkü bu politika AKP’ye ve Erdoğan’a oy verenleri kazanamaz, onlarla bağ kurma şansı yoktur.
Hâlâ CHP’den sol çıkarmaya çalışmak
Bu seçim resmi ideolojinin, Kemalizmin iflası, CHP ve MHP’nin ve onların yaptığı tarz muhalefetin hezimetidir. Bu hezimetin farkında olanlar şimdi CHP’ye “Demirtaş’ın söylemi CHP’nin söylemi olmalıdır” diye anlatmaya çalışıyorlar. İki seçimdir MHP ile ittifak yapan partiye bu ittifaka karşı çıkmadan, bunun hata olduğunu söylemeden CHP’yi yüzünü sola dönmeye çağırmak tek kelimeyle komik! Barışın, Kürt halkının, demokrasinin en büyük düşmanı ile ittifak yapan, kendisi de bugüne kadar çözüm süreci konusunda tek bir doğru düzgün kelam etmemiş, hatta genel başkanı zaman zaman çıkıp “eğer Türkiye bölünürse elimize silah alıp savaşırız” demiş bir partiden hala solculuk bekleyenler bir kez daha gerçek bir muhalefetin oluşmasını engelliyorlar.
Çünkü şunu anlamamakta ısrar ediyorlar; Kemalizm ile bağlarını koparmamış bir sol muhalefet olamaz. Kendisinin de sık sık ifade ettiği gibi Demirtaş’ın söylemini oluşturan sadece kendi parlak zekası ve bugüne kadar keşfedilmemiş parlak sözler bulması değildi. Demirtaş, devleti masaya oturtmayı başarmış, Ortadoğu’da onsuz hiçbir denklemin kurulamadığı Kürt özgürlük hareketinin temsilcilerinden biridir. Bu hareket yıllardır Kemalizmin üzerinde kurduğu baskıya karşı mücadele ediyor. Dolayısıyla Kürt halkı gibi yıllardır bu ceberrut devletin baskı altına almaya çalıştığı, ezdiği, şiddet uyguladığı, CHP’nin ittifak kurduğu MHP’nin tetikçilerinin hedefi olmuş bütün kesimlerle sadece içi boş bir AKP karşıtlığına dayanmayan bir bağ kurma şansına sahip.
Demirtaş’ın söylemi işte böyle bir arka plana dayanırken bütün bu kesimlerin katili ve en büyük düşmanı olan partiyle ittifak yapan, Kemalizm ile bağlarını koparması mümkün olmayan bir partiden birileri yıllardır “sol” çıkarmaya çalışıyor. Sanırım onlara şunu söylemek gerekiyor; sol bir politika istiyorsanız ya Kemalizm ile bağlarınızı koparın ve CHP’den ayrılın ya da Kemalist, milliyetçi bir partide olmayı kabul edin.
Başka türlü bir sol muhalefet mümkün
Bu seçimde ilk kez hem CHP’nin ilkesiz muhalefetin hem de AKP’nin “yeni Türkiye”sine mahkum olmadan, gerçek bir sol muhalefetin mümkün olduğunu gördük. Sadece oy oranımızı yükseltmekle kalmadık Türkiye’nin 81 ilinden yüzdelik dilimlere giren oy oranları almayı başardık. Daha önceki seçimlerin sonuçlarında sıfır görünen yerlerde hiç de azımsanmayacak oylar çıktı sandıklardan bu sefer.
En önemlisi halkın barış sürecine verdiği desteği bir kez daha ifade etti. Adil Gür HDP Parti Meclisi’ne yaptığı sunumda barış sürecinin halkın oy verme davranışını etkileyen en önemli etkenlerden biri olduğunu, bunun ekonomi ve istikrarın bile önüne geçtiğini anlattı.
Ayrıca şunu da teslim etmek gerekir; eğer çözüm süreci olmasaydı, hala savaş devam ediyor olsaydı ne biz ne de Selahattin Demirtaş böyle sözümüzü rahatça söylediğimiz bir seçim kampanyası yürütüyor olamazdık. Cenazelerin gelmeye devam ettiği bir ortamda ne kadar doğru ve güzel şeyler söylüyor olursanız olun karşınızdaki milliyetçilik duvarı daha kalın ve serttir.
Seçimlerde aldığımız oyun bir başka önemli sonucu Türkiye’de içi boş, sadece “diktatör geliyor, kaçın” dışında başka bir şey söylemeyen bir muhalefet dışında muhalefete ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğudur.
Biz bu seçimde Demirtaş’ın şahsında bir dizi ilke, politika anlattık. Ne dedik?
Birincisi, barış süreci hızlanmalı, hükümet gerekli adımları atmalı. Farklılıklarımızı ortadan kaldırmadan eşit koşullarda birlikte yaşamanın şartları her düzeyde oluşturulmalı dedik.
İkincisi, Soma’dan HES’lere, nükleer santrallere karşı mücadele edenlere, LGBTİ bireylerden Alevilere, Süryanilerden Yahudilere, Ermenilere, Çerkezlere, Roboski’ye kadar bu ülkede haksızlığa uğrayan herkesin sesi olacağız dedik.
Üçüncüsü gösteri yapma hakkından kürtaja kadar herkese özgürlük dedik.
Yani, barış, demokrasi ve özgürlük ekseninde değişim dedik.
Yani bazılarının çok sevdiği ve Kürt özgürlük hareketinin anaakım politikaya yaklaşması olarak yansıttığı soyut bir Türkiyelileşme anlatmadık aslında. Bir süreden beri AKP’nin hegemonik söylemi altında sürekli sağa çekilen politik söylemi sola çeken, ulusalcılığa, islamofobiye prim vermeden AKP’yi eleştiren bir dizi politika anlattık.
Bunun karşılığında aldığımız oy oranı ile şimdiye kadar 6-6.5 sınırında seyreden oy oranını kat be kat aştık ve insanlar bize dediler ki, “peki, sizi dinleyebiliriz”. Bu seçim sonucu bize sol muhalefette bir boşluk olduğunu gösterdi. Mithat Sancar seçim sonuçları konusunda yaptığı değerlendirmede Türkiye’de AKP’yi frenleyecek muhalefetin HDP olabileceğini söyledi.
İddiamız budur, ancak bu iddiayı gerçekleştirmek için bundan sonra çok çalışmamız gerektiği de bir gerçek.
Birincisi, seçim kampanyasında Selahattin Demirtaş’ın ifade ettiği barış, demokrasi ve özgürlük olarak özetlenebilecek söylem soyut bir idealler bütünü değil. Bu hareket barış sürecinin sadece savunucusu değil, aynı zamanda tarafıdır da. Bu seçim sonucu çözüm sürecinde Kürt özgürlük hareketinin elini güçlendirmiştir. Bunun arkasında durmalı, Türkiye’de barışın sesini daha da yükseltmeliyiz.
İkincisi, HDP iklim değişikliğinden, LGBTİ bireylerin mücadelesine, Ermeni soykırımından Alevilerin haklarına kadar halen devam etmekte olan mücadelelerin sadece söylem düzeyinde temsilcisi olan bir parti değil, bu mücadelelerin içinde yer alan ve onların kendisini içinde ifade edebildiği bir parti olmalı. Çünkü Türkiyelileşme olarak ifade edilen aslında Kürt sorununda milliyetçi kesimleri “rahatsız” etmeyecek şekilde bir yumuşama değil, bu sınırlar içerisinde ezilen, haksızlığa uğrayan, adalet ve özgürlük isteyen her kesimin partisi olmaktır. AKP’yi ancak böyle bir muhalefet frenleyebilir ve ona karşı bir alternatif oluşturabilir.
Ortadoğu’daki sorunlar ABD işgalinden bu yana devam eden, Arap devrimlerini ve bu devrimlere yönelik bir karşı devrim hareketini de içeren ve Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan, savaştan kaçan mültecilere kadar bir dizi sorunu kapsayan bir süreci içeriyor. Hem Ortadoğu’da diktatörlere karşı ayaklanan halkların yanında olan hem de Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan mültecilerin haklarını savunan, onların sesi olan bir muhalefet yürütmektir yapmamız gereken.
Her ne gerekçe ile olursa olsun Demirtaş’a verilen her oy milliyetçiliğe, militarizme karşı verilmiş oydur. Bu sesi daha da yükseltenler, büyütenler gerçekten yeni Türkiye’nin inşacıları olabilir. Bu fırsat önümüzdedir, gerisi bize kalmıştır.
http://marksist.org/cumhurbaskanligi-seciminin-ardindan-nasil-bir-muhalefet.html
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.02.2018
8.02.2017
15.04.2016
11.04.2016
15.02.2016
5.02.2016
10.01.2016
28.12.2015
8.02.2015
4.02.2015