Atilla YAYLA
Siyaset teorisinde ve politik ekonomide en çok tartışılan konulardan biri refah devleti ve uygulamaları. Bu konu özellikle liberaller ile diğer dünya görüşlerine sahip kimseler -adını koyacak olursak, muhafazakârlar, sosyal demokratlar, sosyalistler- arasında yoğun fikir çatışmalarına sebep olmakta. Bazı liberaller refah devletine ve tüm uygulamalarına kökten karşı çıkmakta. Diğer bazıları refah devletine daha olumlu bakıp kamu şemsiyesi niteliğinde sosyal güvenlik hizmetlerinden her vatandaşa bir minimum gelir sağlanmasına kadar uzanan bir yelpazede çeşitli refah devleti hizmetlerini onaylamakta.
Geniş bir yelpaze teşkil eden liberal düşüncede klasik liberalizm denilen noktada yer alan kimseler refah hizmetlerinin üretilmesini, devamlı büyüyen bir ekonomi ile artan gönüllü hayırseverlik faaliyetleri bileşimine bırakmaya meyleder. Bir klasik liberal olmakla beraber ben biraz daha ileri gitmeye meyilliyim. Üretken, devamlı zenginlik yaratan bir ekonomide kamu fonlarının mahallî ve merkezî idare tarafından bazı toplum kesimlerine refah hizmeti sunmak için kullanılmasının haklı, âdil ve meşru olduğu kanaatindeyim.
Esasen tüm refah devletleri yeni bir döneme girmiş durumda. Refah devleti bir taraftan daralırken bir taraftan da somut refah devleti uygulamaları yeniden tanımlanıyor. Vatandaşlığa bağlı, dolayısıyla bir anlamda şartsız olan refah hizmetleri şartlara bağlı hâle getiriliyor. “Means test” (ihtiyaç-hak ediş testi) denen bir yöntem gitgide daha fazla kabul görüyor. Daha önceki bazı yazılarımda işaret ettiğim üzere, kimilerine sürpriz gelecek şekilde, İskandinav ülkeleri bu süreçte başı çekiyor.
Türkiye'de AK Parti iktidarları zamanında gerçekleştirilen iyi ve başarılı bir icraat, şarta bağlı refah desteğinin, teorisi yapılmadan, başarıyla uygulanması. Bu çerçevede dikkatimi en çok çeken icraat, engellilere ve ailelerindeki engellilere bakanlara devlet tarafından nakit desteği sağlanması. Aşağıda aktaracağım haberdeki bilgilere bakınca sizin de bana hak vereceğinizi sanıyorum, umuyorum.
Akşam gazetesinin (17 Ağustos 2014) ilgili haberi şöyle:
“Resmi rakamlara göre 1 milyon 802 bin engellimiz bulunuyor. Engellilerimizin önemli bir bölümü süreğen rahatsızlıkları bulunan engelliler. Rahatsızlıkları onların toplumsal aktivitelere katılmaktan alıkoyuyor. Bu durumda olan engelli sayısı 976 bin 752. Bu rahatsızlıkları nedeniyle engellilerin sürekli bir bakıma ihtiyaçları oluyor. Bu nedenle evde engelli çocuğuna bakan kişiler için önemli bir hak söz konusu. Bu durumdaki kişilere engelli aylığı bağlanabiliyor. Diğer yandan başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede engelli çocuğu olan annelere de erken emeklilik ve prim zammı hakkı var.
Engellilerimizden 18 yaşını geçmiş ve ekonomik olarak yoksun durumdakilere engelli aylığı bağlanabiliyor. Diğer yandan kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunan kişilere de engelli aylığı bağlanması söz konusu. Fakat engelli aylığını engellinin kendisi değil de, yakını alacaksa hem muhtaçlık şartı, hem de engelliye bilfiil bakma şartı aranıyor. Sağlık kurulu raporuyla en az yüzde 40 oranında engelli olduğu tespit edilenlere engelli aylığı bağlanabiliyor. Fakat engelli aylığı alabilmek için engelli olmak yetmiyor. Bunun dışında;
* Kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan,
* SGK'dan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan,
* Nafaka bağlanmamış ve bağlanması mümkün olmayan,
* Herhangi bir sürekli geliri olmayan engellilere engelli aylığı bağlanabiliyor.
Bakmakla yükümlü olduğu engellisi bulunan kişinin yaşadığı hane içerisindeki kişi başına düşen aylık gelirin 270,2 TL'den az olması halinde engelli aylığının bağlanması mümkün. Evinde engellisine bakan kişiye aylık 282,3 TL ödeme yapılıyor. Ödemeler 3 ayda bir yapılıyor. Başkasının sürekli bakımına muhtaç olan engelli çocuk 18 yaşını geçtiğinde ise alacağı aylığın miktarı artıyor ve 426,5 TL'ye yükseliyor.
Bu şartları taşıyan ve 18 yaşını tamamlamamış engellilerin yakınlarına da engelli aylığı bağlanabiliyor. Bakmakla yükümlü engelli yakını bulunan kişiye gelir bağlanabilmesi için bakımın fiilen gerçekleşmesi ve muhtaçlık şartı gerekiyor. Diğer yandan engelli yakınına bakması dolayısıyla kendisine aylık bağlanacak kişinin SGK'dan gelir veya aylık almıyor olması, nafaka almıyor olması ve çalışmaması gerekiyor”.
İnsanlar arasında desteğe en çok ihtiyaç duyanlar dünyaya engelli gelen veya kendi kusurları yüzünden yahut kendi kusurları olmadan engelli olma durumuna düşenler. Yeterli zenginliği üretebilen bir toplumda engelli insanlara veya onların bakımıyla ilgilenen yakınlarına vergi mükelleflerinin aktardığı paralarla oluşan kaynaklardan-fonlardan yukarda anlatıldığı üzere şartlı kaynak aktarılmasında ahlâk ve adalet açısından bir problem olduğunu sanmıyorum. Kuşku yok ki, kamu kaynaklarının kullanılması hizmetin devlet tarafından bizzat sunulmasını zaruri kılmaz. Alana ihtiyaçları gerçekçi olarak tespit edebilecek şekilde yakın olmak, kaynakları etkin kullanmak, istismarları önlemek adına hizmetlerin sunulmasında en uygun yolun ne olduğunu elbette tartışabiliriz ve tartışmalıyız. Ancak, engelli insanlarımıza ve gerekiyorsa yakınlarına malî destek sağlamaktan vazgeçmeyi herhalde düşünemeyiz.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019