Atilla YAYLA
Gelin Suriye’de olan biteni ve Türkiye’nin durumunu bir senaryo üzerinden anlamaya ve tahlil etmeye çalışalım. Belki bu sayede bazı kapalı gözleri ve kalpleri açabiliriz.
Doğusu Rusya destekli Rus azınlık tarafından işgal edilerek ülkeden kopartılan Ukrayna Türkiye’ye dost bir ülke. Zor zamanlar yaşayan, Rusya’nın verdiği silahlar ve sızdırdığı militanlarla desteklediği isyancı Rus azınlığın baskısı altında kalanUkrayna Türkiye’ye çağrıda bulunup yardım istese. Türkiye bunun üzerine Ukrayna topraklarındaki bir hava üssüne savaş uçakları yerleştirse. Oradan kalkan uçaklarıyla Rus azınlığı gece gündüz bombalasa. Bu bombalamalarda sivil asker ayrımı yapmasa. Rusların vahşiliğini taklit ederek yerleşim birimlerini ateşe boğsa, sivilleri, kadınları, çocukları öldürse. Hayatını kurtarmak isteyen binlerce Rus Rusya’ya sığınmak için yollara düşse. Bu durumda Rusya Türkiye’ye nasıl tepki gösterir?
Türkiye tam da bu pozisyonda. Suriye ile sınırı olmayan Rusya hava gücüyle ve danışman denilen adamlarıyla açıkça, kara gücüyle örtülü şekilde Suriye’de. Türkiye’nin dil, din ve tarih birliğine sahip olduğu Türkmenleri ve Arapları alçakça ateş altında tutuyor. Hastaneleri, pazarları, okulları dahi vuruyor. İnsanî yardım konvoylarını yok ediyor, sivil ikmal hatlarını kesiyor. Beş yüz bin kişinin ölümüne sebep olmuş bir rejime tüm gücüyle destek veriyor. Kontrol altına aldığı, işgal ettiği topraklarda etnik ve ideolojik temizlik yaptığı siciline işlenmiş olan PYD ve YPG’yi Türkiye’yi Güney’den kuşatmak için tahrik ve teşvik ediyor,var gücüyle destekliyor.
Türkiye bu durumda ne yapıyor, ne yapmalı? Elini kolunu bağlayıp beklemeli mi yoksa elindeki bütün araçları ve başvurabildiği tüm yolları kullanarak sivillerin öldürülmesini, göçe zorlanmasını engellemeye mi çalışmalı? Sesini çıkartmayıp Suriye’nin alandaki –Rusya, İran, Hizbullah, ABD, İngiltere gibi- güçler tarafından kendisi hiç hesaba katılmadan şekillendirilmesine mi razı olmalı yoksa yeniden şekillenecek Suriye’de söz sahibi olmak için mi çaba sarf etmeli?
Türkiye medyasında yazan bazı kişilerin satırlarını okuyunca insan dehşete düşüyor. Bunlar adeta büyük bir zevkle “Türkiye’nin Suriye’deki çöküşü”, “tüm kozlarını tüketişi”, “ne işimiz var Suriye’de” yazıları yazıyor. Bu istikamette twitler atıyor veya paylaşıyor. Yazılarının ve mesajlarının satır aralarından büyük bir memnuniyet akıyor. Bu satırlar, yorumlar, değerlendirmeler adeta Rusya ve Suriye rejimi perspektifinden kaleme alınıyor. Yazarları kendi ülkelerinin rezil ve perişan olmasını istiyor.
Biliyoruz ki bunun ana sebebi hükümete ve özellikle Erdoğan’a duyulan nefret. Gözleri o kadar kararmış ki, Erdoğan’dan kurtulmak için iç savaşa razı olanları bile var. Türkiye’nin Suriye’de tamamen başarısız olmasını candan istiyorlar. Bazen arzularını erotik bir iştahla/tarzla dile getiriyorlar. Bir başka deyişle binlerce masum insanın Rusya ve Esad rejimi tarafından öldürülmesini, milyonlarca Sünni Arap ve Türkmen’in ülkelerini, evlerini, topraklarını terk etmeye zorlanmasını, Türkiye’nin kıskaca alınmasını umursamıyorlar.
Hükümetin doğru politikaları yanında yanlış politikaları da olabilir, ama Türkiye hükümetten ve Erdoğan’dan ibaret değil. Hükümetin başarısızlığından sadece hükümet değil asıl ve daha çok Türkiye zarar görür. Bu yüzden, Türkiye’nin politikaları çöktü diye adeta göbek atanlar, kısa vadeli düşmanlıklarını bıraksınlar, gerçekten Türkiye’yi düşünüyorlarsa, bu toplumun iyiliğini istiyorlarsa, sadece eleştirmesinler, itiraz etmesinler, genel ve özel politika önerileri yapsınlar. Hükümetin yanlış politikalarına karşı doğru politikaların neler olduğunu söylesinler, göstersinler. Bunu yapmayıp yıkıcı muhalefet çizgisini izlemeye, hükümete muhalefet maskesi ardında Türkiye’ye zarar veren şeyleri savunmaya ve övmeye devam ederlerse ilerde, eğer hatırlanırlarsa, hayırla anılmayacaklardır.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019