Berat ÖZİPEK

Geçtiğimiz günlerde uluslararası öğrencileri hedef alan bir odak tarafından medya üzerinden bir trol saldırısı başlatıldı. Karabük Üniversitesinde “Afrikalı bir öğrenciden hastalık kapanlar” gibi bir “mesele” üzerinden, pek çoğunun önceden hazırlandığı anlaşılan resim ve videolarla, aynı mesaj farklı biçimlerde tekrarlanarak bir anda sosyal medya gündeminin üst sıralarına taşındı. Ve üstünden saatler geçmeden uluslararası öğrencilere yönelik sataşmalar başladı.
Öncelikle bir tespit yapmak gerek: Bu tür medya saldırıları başladığında o nefret seline başka ayrımcı veya ırkçıların da katılması, odağı kaybettirmemeli; bunun kolektif biçimde hareket eden bir sosyal medya şebekesi tarafından başlatılıp, esas olarak onlar tarafından sürdürüldüğünü görmeyi engellememeli.
Görünen o ki, mülteci meselesinde, ülkeden ayrılmak durumunda bırakılan Arap turistler ve yatırımcılar meselesinde yaşananlar şimdi de uluslararası öğrenciler üzerinden yaşatılmak isteniyor. Bu kez de uluslararası öğrenciler HIV, uyuşturucu ve seks ile zihinlere kodlanarak hedef haline getirilmek isteniyor. Siyahlara karşı ırkçı tepki fanatik holigan grupların da katılımıyla şiddete dönüştürülmeye çalışılıyor.

Pek çok suçun işlenmesinin yollarını döşeyen olağanüstü sinsi ve zalimane bir örgütlü kötülükle karşı karşıyayız. Suriyelilere ve Afganistanlılara yönelik ayrımcı ve ırkçı dezenformasyon ve onu takip eden saldırıların bir önceki aşamasına çok benzer bir ortam, bugünlerde uluslararası öğrencilerle ilgili oluşturuluyor.
Türkiye’nin yumuşak karnı
Sosyal medyanın Türkiye’nin yumuşak karnı olduğunu epeydir fark eden ve uzan zamandır zehir saçan odakların bunu sadece ırkçı veya ayrımcı oldukları veya hükümeti yıpratma adına bütün bir ülkeye zarar vermeyi göze aldıkları için mi yaptıkları yoksa başka devletler adına Türkiye’nin önünü kesip ona zarar verecek operasyon mu yürüttükleri tartışılsa da sonuçta verdikleri muazzam zarar tartışılmayacak ölçüde açık.
Eğer Türkiye bu kötülüğe de teslim olursa, kaybettiği sadece uluslararası öğrencilerle gelen yıllık 3 milyar dolardan ibaret olmayacak. İnsani, ahlaki, kültürel, bölgesel ve diplomatik bakımlardan ise Türkiye’nin kayıpları rakamsallaştırılabilir olanın çok ötesine geçecek.
Bir sorun nasıl yoktan var edilir?
Uluslararası öğrencileri ülkeye kazandırmak için dünyanın dört bir yanına gidip ailelerle ve çeşitli devletlerin yetkilileriyle görüşüp onları ikna eden insanların yıllar boyuna verdikleri emeklerin bir anda berhava edilmesi için geçtiğimiz Cuma günü ilk darbe vuruldu.
Bu darbe, olmayan bir sorunun nasıl üretilebileceğini, “uluslararası öğrenciler”den bir “uluslararası öğrenciler sorunu”nun nasıl türetilebileceğini ve “kara,” “marsık,” “zenci,” “hastalıklı” gibi nitelemelerle siyah öğrencilerin varoluşlarının nasıl sorunlaştırılabileceğini gösterdi. Cuma itibarıyla yüzbinlerce zihne bunun ilk tohumları atıldı. Cinsellikle örülmüş bir dille yeniden tanımlanan siyahlık, sadece onları yazanların hastalıklı fantezilerinden ibaret midir tartışılabilir ama bunun uluslararası öğrencileri bir sürü suça eğilimli veya kriminal unsurun hedefi haline getireceği tartışılmaz.
Sabotaj yapan odak ilk aşamada başarılı
Bunu gerçekleştiren odak açısından ilk aşamada açık bir başarıdan söz edebiliriz. Ve bu ilk aşamayı başarıyla geçtikten sonra kendiliklerinden durmalarını beklemek saflık olur. Eğer önlem alınmazsa gerisinin de geleceğini başka meselelerde defalarca yaşayarak gördük. Eğer yarım yamalak bir önlem alınırsa bunun hiç işe yaramayacağını ve bir sonraki darbenin daha etkili olacağını öngörmek mümkün.
Ama bundan ibaret değil.
Bu olduğunda, onlar sessizce geri çekilirken bu kez de onlarla görev bölüşümü yapmışçasına Türkiye’de her olumsuzluğu anında bölge ülkelerine onların dillerinde aktaran başka bir medya devreye girecek ve onlar da “Türkiye’ye öğrenci göndermeyin” propagandası yapacak. Ve bunu yaparken de ellerinde bol miktarda malzeme olacak.
Tıpkı bir makasın birbirini tamamlayan iki bıçağından ikincisinin işlevinde olduğu gibi. Arap turistlere, mültecilere ve yatırımcılara da aynısı yapıldı. O zaman buna izin verilmemiş olsaydı, hukukun gerekleri uygulanmış olsaydı, bugün birileri aynı işe kalkışmazdı.
Kaybedeceklerimiz hakkında kısa bir bilgi
Günümüz dünyasında uluslararası öğrenciler ülkeler için maddi ve kültürel anlamda devasa bir zenginlik kaynağını temsil ediyor.
Öncelikle uluslararası öğrencilerle üniversite nosyonuna içkin olan evrenselliğin en temel gereklerinden biri gerçekleşmiş oluyor ve başka hiçbir katkısından söz edilmese bile tek başına bu yeterli.
İktisadi açıdan ele aldığımızda ise ülkeler için devasa bir ekonomik kaynaktan söz ediyoruz. Prof. Dr. Talip Küçükcan, küresel yükseköğretim ekonomisinin 370 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu vurguluyor. ABD 1 milyon uluslararası öğrenciden 40 milyar dolardan fazla kazanıyor. İngiltere 600.000 öğrenciden 25 milyar sterlin kazanıyor. UDEF Raporu, sadece bu ülkelerin değil, Kıbrıs ve Malta gibi ülkelerin ekonomilerine de bu yoldan önemli bir gelir sağlandığından söz ediyor.
Uluslararası öğrenciler ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesine, kamu diplomasisine ve çok boyutlu karşılıklı yarar sağlayan iletişim ağlarının kurulmasına da önemli katkı sağlıyorlar.
Türkiye 300.000 uluslararası öğrenciyle, bu konuda gecikmeli de olsa yerini almaya çalışıyor. Ama son yaşadıklarımız da açıkça gösteriyor ki, Türkiye’nin bu alanda aşması gereken engeller sadece küresel rekabetin görünen güçlüklerinden ibaret değil.
Ülkenin iktisadi bakımdan sıkıntılı olduğu bir zamanında Türkiye’yi terk eden veya yatırımdan vazgeçip başka ülkelere gidenlerle beraber kayıpların kaç milyar dolar olduğuna dair rakamlar farklılık arz etse de hepsi de ağır bir ekonomik maliyete işaret ediyor. Ama ekonomik olmayan maliyetinin, yani insani, kültürel maliyetiyle Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumu ve hedefleri açısından kaybettiklerinin daha katlanılabilir olduğunu düşünmemek gerek. Sonuçları bakımından bu saldırı ve suça davet kampanyalarının Türkiye’nin önünü kesip ona nasıl bir zarar vereceğini görmemek imkânsız.
Henüz vakit varken
Yapılması gereken, bu kötülüğe teslim olmadan hukukun gereğini yapmak ve suçu önlemekten, ayrımcılık yasağını etkili biçimde uygulamaktan başkası değil. Hukuk ve devlet, ailelerinin güvenerek Türkiye’ye gönderdiği öğrencileri korumalı ve üniversitelerin bu karanlık odaklar tarafından av sahası haline getirilmeye çalışılmasına izin vermemeli.
Eğer hukuk gereğini yapmazsa, bu konuda adım adım şiddete ve sonuçta Türkiye’nin ekonomik ve stratejik hedefleri için onlarca yılda sağlanan kazanımların aynı operasyon şebekesi tarafından sabote edilmesine izin verirse, gencecik çocukların derilerinin renginden dolayı aşağılanmasına, hedef gösterilmesine ve şiddete maruz bırakılmasına seyirci kalınırsa, bu çocuklara da ülkeye de yazık olur; bunun altından hiçbirimiz kalkamayız.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025