Celal BAŞLANGIÇ
Büyük bir yalan mekanizması, dev bir propaganda aygıtı olanca gücüyle çalışıyor.
Ama yine de gerçekleri uzun süre gizleyemiyor.
Hele sorunu evlerinin dibinde, mahallelerinin kenarında, kentlerinin göbeğinde yaşayanlar sürece baktıkça, zulüm uzadıkça görüşlerini değiştiriyor, hatta yıllarca karşı olduğu bir anlayışın yanına geçebiliyor.
Bu saptamayı; özellikle dün itibariyle Diyarbakır'ın kalbi Sur'da 27, Dargeçit'te 18, Cizre ve Silopi'de 15 gündür süren sokağa çıkma yasaklarının, yaşanan ölümlerin, üç aylık bebekten 80 yaşındaki dedeye kadar sivil halkın devletin "kamu güvenliği"nin hedefi haline gelmesinin doğurduğu duygusal ve mantıki sonuçlar üzerinden yapıyorum.
Davul zurna çala çala gelen sokağa çıkma yasaklarına rağmen; mahallelerin, sokakların, evlerin tank ve top atışına tutulmasına rağmen sivil halkın önemli bir bölümünün hala bu mekanları terk etmemesi yaşanan sürecin yanlışlığından kuşku duymanıza hiç neden olmuyor mu?
Sokağa çıkma yasaklarının başladığı 16 Ağustos'tan bu yana geçen yaklaşık 4,5 aylık süre içersinde Diyarbakır'dan Silvan'a, Cizre'den Silopi'ye, Şırnak'tan Mardin'e, Lice'den Nusaybin'e belki en az on kez gittim.
O günden bu yana gördüğüm değişime ilişkin gözlemimi şöyle aktarabilirim:
İşin başında hendeğe ve barikatlara bile karşı olanlar, bu konuda PKK'yi şiddetle eleştiren "Beyaz Kürtler" bile tanık oldukları zulme, sabahlara kadar kesilmeyen tank ve top seslerine, mahalle aralarına giren tanklara, sokaklarda yatan cenazelere artık tahammülleri kalmamış ve "bu hendeklere de, barikatlara da artık karşı değiliz" noktasına gelmişler.
Hatta istikrar için 1 Kasım seçimlerinde AKP'ye oy veren "Beyaz Kürtler" bile artık neredeyse örgütün arkasına "hizalanma" noktasına gelmişler.
Çünkü AKP iktidarı planladığı operasyonu bitiremedi. Beklediğinden uzun sürdü. Hiç tahmin etmediği bir dirençle karşılaştı.
Sur'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de üçüncü, beşinci defa ilan edilen sokağa çıkma yasaklarına, her biri haftalarca süren kuşatmalara, çatışmalara, devletin tanklarıyla toplarıyla yüklenmesine rağmen karşısındaki direnci kıramadı.
Yaşanan sorunun uzaması halinde varacağı tehlikeyi neredeyse tam bir hafta önceden görmüş iktidara yakın kalemlerden Abdülkadir Selvi.
23 Aralık'ta Yeni Şafak'taki köşesinde yayınlanan yazısından birkaç cümle:
"Cizre'den top sesleri, Sur'dan şehit haberleri gelirken çözümün Ç'sini söylemek dahi cesaret istiyor. Ancak Ortadoğu etnik ve mezhep savaşlarının kucağına yuvarlanmışken, biz bu savaşı daha ne kadar sürdürebiliriz. Süratle bu yangını söndürüp, reform gündemine dönmeliyiz."
Evet, daha bir hafta önce soruyordu Selvi "bu savaşı daha ne kadar sürdürebiliriz" diye. Sonra, doğabilecek başka sorunlara değiniyordu:
"Sur'un sokaklarında, Cizre'nin mahallelerinde, Silopi'nin caddelerinde tankları ne kadar tutabiliriz. Top namlusu üzerine çevrilmiş olan Kürtler nereye kadar bunu anlayışla karşılayabilir. Sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar uzadıkça, başka sorunlara yola açabilir."
İşte artık bu sorunlar doğmaya başlamış. İlk zamanlarda operasyonları "makul" karşılayan özellikle orta ve üst sınıftan bölge insanıyla dindar Kürtler bile artık ciddi biçimde düşüncelerini değiştirmiş durumdalar.
Karşı olanlar bile artık barikatların arkasındaki gençlere, gösterilen direnişe, kazılan hendeklere, kurulan barikatlara, özyönetim ilanına destek verir hale gelmişler.
İşin vardığı boyutu anlamak için Kürt Özgürlük Hareketi'yle ciddi bir "kan davası" boyutunda sorun yaşayan, 1 Kasım seçimlerinde AKP'yi destekleyen HÜDA PAR'ın yaptığı açıklamaya bakmak yeteri:
"Örgüt tarafından şehir merkezlerine taşınan şiddete karşılık devlet güçlerinin yaptıkları operasyonlar ve sokağa çıkma yasakları halkı neredeyse canından bezdirmiş durumdadır. Örgütün sivil halkın rızası olmadığı halde evlerin önüne hendek kazması ve evlere zorla girerek mevzilenmesi halkı istemediği bir çatışmanın tarafı haline getirmiş; ölümlü vakalar dahil olmak üzere çok ciddi mağduriyetlerin yaşanmasına sebebiyet vermiştir.
"Son günlerde operasyon yürüten devlet güçlerinin de rızası olmadığı halde sivil halkın evlerine girdiği ve orada mevzilenerek o evleri adeta bir karargaha dönüştürdükleri tarafımızca tesbit edilmiştir.
"Bu kapsamda 19.12.2015 günü Cizre-Nur Mahallesi'nde Halis ve Muhlis Gözüngü adlı üyelerimizin evlerine rızaları olmadığı halde asker tarafından el konmuş ve evlerde mevzilenilmiş. Her iki üyemizin evinde hala askerler bulunmakta ve fiili olarak bir çatışma yaşanmaktadır. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle üyelerimiz ve aileleri evi de terk ederek güvenli bir yere geçmediklerinden mermilerin hedefi durumundadırlar. Bu durum üyelerimizi hem istemedikleri bir çatışmanın tarafı haline getirmekte hem de ailelerin tamamının can güvenliğinin tehlikeye atılmasına neden olmaktadır.(...) Daha fazla sivil can kayıplarının yaşanmaması ve mağduriyetlerin artmaması adına devlet güçlerini bu üyelerimizin evlerini derhal boşalmaya, İslami hassasiyetleri, insan haysiyetini göz önünde bulundurmaya ve hukuk içerisinde kalmaya davet ediyor, bu tavrı kınadığımızı kamuoyuna bildiriyoruz."
İmza: HÜDA PAR Genel Merkezi.
Şu an itibariyle varılan yere ilişkin yürek açıklığıyla bir saptama yapalım.
7 Haziran'dan sonra AKP devletinin savaş konseptine aynı şiddetle karşılık veren Kandil, "AKP'nin ekmeğine yağ sürmek"le suçlanıyordu ya.
Bugün itibariyle gelinen nokta tam tersine dönmüş durumda.
"İstikrar" için 1 Kasım'da AKP'ye destek veren orta ve üst sınıftan, kendilerine verdikleri adla "Beyaz Kürtler" bile artık hendekleri ve barikatları haklı bulmaya başlamışlarsa...
1 Kasım'da AKP'yi destekleyen, PKK ile arasında neredeyse "kan davası" bulunan HÜDA PAR bile, devlet güçlerini kent merkezlerine yapılan operasyonlarda "İslam hassasiyetleri"ne, "insan hassasiyeti"ne, "hukuk içersinde kalmaya" çağırıyorsa...AKP bu savaşı kaybetmiş demektir.
ünden sonra geçen her dakika AKP'nin, PKK'ye müthiş bir örgütlenme alanı açtığı anlamına geliyor.
Artık "Kürt Özgürlük Hareketi" Kobane'de vardığı "ulusal bilinci" AKP'nin uyguladığı "savaş politikası" sonucunda daha da zirveye taşıyacak bir zemini yakalamış durumda.
Yakın yıkın, öldürün... Belki bu yöntemle kentlerdeki hendekleri kapatabilir, barikatları yıkabilirsiniz.
Ama, sadece bölgede yaşayan değil, Türkiye'nin batısında da hatırı sayılır bir nüfusa sahip Kürtlerin kafalarında, bilinçlerinde, ruhlarında, kalplerinde oluşan hendeklere düşeceğinizi, barikatlara çarpacağınızı görün artık!
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021