Cengiz AKTAR
Gayet istikrarlı bir barış projesi olan Avrupa Birliği’nin kurucu babası sayılan Jean Monnet’nin anlamlı bulduğum bir meseli var. “İnsanlar olmaksızın hiçbir şey mümkün değildir, kurumlar olmaksızın hiçbir şey kalıcı değildir.” Kuruluş döneminde atılan şu dâhiyane adımı hatırlayalım: Almanya ile Fransa’nın kömür ve çelik üretimlerinin denetimini ulusüstü bir otorite Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na devrederek silâh üretiminin en hayatî iki girdisini karşılıklı denetleme imkânına kavuşmaları. Somut ve hemen hayata geçirilen bu kurum bugünkü Avrupa Komisyonu’nun atasıdır. Gerisi mâlum.
Yıllardır sürekli kullandığımız, ağızlarda sakız olmuş ama nasıl inşa edildiğini pek bilmediğimiz “barış” ile ocak ayı başından beri yeniden haşır neşiriz. Daha birkaç hafta öncesine kadar “barış” sözünün içinin nasıl Kürt siyasetince boşaltıldığı konuşulurdu. Bu defa işin ciddî olduğu konusunda sade lakırdı değil epey bir emare var. Her şeyden önce artık iki taraf var ki bugüne dek olduğu pek söylenemez. Ardından normalleşme emareleri her gün artıyor. Sembolik değeri çok yüksek beyanlar, karşılaşmalar, jestler art arda geliyor. Normalleşmeden ziyade kanıksama hâline doğru hızla evriliyor toplum. Bu çok hayırlı bir gelişme.
Eğer işler rast giderse çözüm, tıpkı zamanında Avrupa Birliği süreci gibi, bunu başka hedefler doğrultusunda araçlaştırma niyetlerini boşa çıkaracak bir dinamik yaratabilir. Çatışma çözümünün olmazsa olmazı demokratikleşme sadece Kürtleri değil Türkiye’yi, hatta komşu bölgeyi “iyileştirme” potansiyeli taşıyor. Yavaşça yerleşecek özgüven, korkuyla beslenen milliyetçiliklerin zamanla üstesinden gelecek inşallah.
Diğer tarafta, ilk adımların biran evvel kalıcı çözümün önünü açması için telâşlananlara ayar veren, sürekli ak-kara denklemler kuran bir “barış polisi” türedi. Barışın bekası bağlamında Başbakan’ın başkanlık muradını, hükümetin süren otoriter uygulamalarını, anayasa yazımının akıbetini ve kurumlaşma konusundaki muğlâklığı soranı linç ediveriyorlar. “Barış, çözüm, AKP karşıtı”! “Silâh, kan, savaş taraftarı”!
Bu tuhaf ruh hâlini açıklamak bir bakıma zor değil. “Barış gelecekse onu da biz yaparız” tarzı yaygın. Keza savaşın yarattığı bıkkınlık barışın bekası konusunda en küçük sorgulamayı tahammülsüz kılmış durumda. Ama bu aynı zamanda barışın kendi kendine yeten bir dinamik olma vasfı taşıdığını, hiçbir müdahale kaldıramayacağını iddia etmek demek. Sürecin içini dolduramama tehlikesini beraberinde getiren bir nevî barış fetişizmi.
Oysa barış kurum ister. “Haydi, öpüşelim, barışalım” gibi bir iş değil. Anayasal-Yasal Değişiklikler,Af-Geri Dönüş, Silâhsızlanma-Terhis-Topluma Kazandırma, Dil-Eğitim, Hakikat-Uzlaşma, Ademimerkeziyet-Bölgeselleşme ve Öncelikli Ekonomik Bölge olarak yedi temel fasılda ele alınabilecek dünya kadar iş bizi bekliyor.
Ama koşullar şizofrenik. Bir yanda Başbakan ile Bülent Arınç ve Beşir Atalay gibi önde gelen hükümet yetkililerinin her şeyi göze alarak barışa doğru ilerleyeceklerini yineledikleri güçlü beyanları barışı hep gündemde tutuyor. Önümüzdeki perşembe 21 mart sade bu baharın değil istikbalin milâdı gibi bekleniyor. Ama eşzamanlı olarak barışın kalıcı olabilmesi için gereken demokratik anayasanın üzerinde yerli başkanlık sisteminin karabulutları dolaşıyor. Kürt siyasetinin ise tek hedefi Abdullah Öcalan’ın bırakılması.
Oysa tesadüfe bakın ki Türkiye tam da barış/çözüm konuşurken bir de anayasa yazıyor. Şimdi, o barış ile o çözümün içini doldurmanın en şeffaf, en özlü ve en kapsamlı yolu yazılan anayasaya barışın kurulması ve kalıcı olmasına imkân verecek hayatî düzenlemelerin biran evvel dâhil edilmesi değil midir? Aksine anayasa yerine dayatılan yerli başkanlık sistemi o barış ile o çözümün bekasını sekteye uğratacak düzenlemeler içermiyor mu? Temel paradoksumuz bu.
Çözüm CHP’yi çözecek gibi
Şifa sürecinden yararlanmakta zorlananlar yüz yıldır ve yakın zamana kadar sistemin sahibi olan kurucu iradeye tapanlar. Yeni sisteme ayak uydurmalarının zorluğu, çözümün taşıyıcıları olan dindarlar ve Kürtlerin eski sistemin “dışlanmış paryaları” olmalarından kaynaklanıyor. Bu yüzden çözüm CHP’yi iyice marjinalleştiriyor. Hızla milliyetçi, ulusalcı neyse, uçlara savuruyor. Parti kurmayları ne derse desin, çözülmesi mukadderdir. Tam da bu yüzden bu çözümün kişilere değil başta anayasa olmak üzere kurumlara dayanması önemli. Bölünmüş CHP’den arta kalacak aklın kalıcı barış için elini taşın altına koyabilmesi için.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Nedir bu Birleşik Arap Emirlikleri?
24.01.2026 - Savaş notları
1.03.2022 - AB’nin fantezi, distopya, sinizm ağırlıklı Türkiye hibe programları
4.01.2022 - İsrail’in bitmez gazası
18.05.2021 - AB umudu yok edildi, hâlâ ‘umutsuz olma’ deniyor
10.05.2021 - Çöküşün kökü Soykırım’da olmasın?
24.04.2021 - Cephelerde sıkışma had safhada
24.03.2021 - Yurtta savaş cihanda savaş
23.02.2021 - Afrin’in işgâlinin üçüncü yıldönümü
20.01.2021 - HDP’nin sonu anamuhalefetin sonu olur
12.01.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Ad Soyad Giriniz...
Kimsenin bilmedigi detaylarin ajitator yazarlara ulasiyor olmasi bile bu surecin aslinda bir muzakere/baris sureci olmadigini gosteriyor. Ciddi bir katliam planinin finale yakin asamalrindan birinde oldugumuz cok acik. Kimse kendini kandirmasin.