Cengiz AKTAR
15 Nisan 1915’te Alman İmparatorluğunun Büyükelçisi Hans von Wangenheim, Şansölye Theobald von Bethmann Hollweg’e yazdığı bir raporda Almanya’nın Osmanlı Ermenilerine yönelik politikası hakkında açık ipuçları verir:
“Özellikle dikkatli olmamız lazım. Aksi takdirde Ermeniler adına, belki de ümitsiz bir vaka için müdahale ederek bizim için daha önemli ve hayati olan çıkarlarımızı riske atıyor olabiliriz”.
Bu ibare, editörlüğünü Wolfgang Gust’un üstlendiği “Alman Belgeleri, Ermeni Soykırımı 1915 – 1916” Belge Yayınları, 2012” kitabında yazılı.
Birkaç ay sonra 4 Temmuz 1915’te soykırım katarı hızla ilerlerken Büyükelçi şöyle yazar:
“(Osmanlı) İmparatorluk Hükümetinin Doğu Anadolu’daki vilayetlerde Ermeni nüfusa karşı uyguladığı baskı politikaları askerî kaygılarla belirlenmekte olup, meşru bir savunma örneğidir. Bu önlemler Türkiye’nin iç güvenliğini sağlama ve başkaldırıları bertaraf etme amacını taşıdığı için Alman Hükümeti uygulanmalarına karşı çıkmaktan uzaktır.”
Wangenheim aynı yılın Ekim ayında görevdeyken hayata veda eder, yerine Paul von Metternich atanır. Yeni sefir devam eden kıyıma tepki gösterir ancak istenmeyen adam ilan edilir ve 1916 Ağustos’unda Birinci Dünya Savaşındaki müttefikini kaybetmek istemeyen Berlin Osmanlı liderleri Enver ve Talat Paşa’nın müdahalesi sonrasında Metternich’i görevden alınır. Berlin’in gerekçesi “Hristiyanlar lehine müdahalede bulunmak, Türklerin gururunu incitmek ve Almanya’nın çıkarlarına uygun olmayan bir şekilde hareket etmek”tir.
Gust’un devasa arşiv çalışmasının her yerinde Osmanlı Ermenilerinin yok edilmesinde Berlin’in herkesin zaten şüphelendiği sorumluluğu doğrulanıyor. Anadolu’daki Alman konsoloslarından Büyükelçiliğe gelen raporlar işlenen kitlesel kıyımları olduğu gibi aktarsa da, Büyükelçi bu raporları sistematik bir şekilde görmezden gelir ve anlatıların tam tersine sakinleştirici ve yatıştırıcı bir dil kullanır.
Sahadaki Alman konsolosları “ayaklanma” adı verilen eylemlerin aslında Ermenilerin kendilerini savunmak için savaşmasından başka bir şey olmadığını ispatlamıştı. Bunun da ötesinde, yerel Alman diplomatların gözünde “ayaklanma” Osmanlı hükümetince Ermenilerin yok edilmesi yönünde daha fazla argüman üreten bir propaganda malzemesi olarak kullanılıyordu.
Osmanlı Ermenilerinin yanı sıra birçok tarihçi Balkan Savaşlarının bitiminden hemen sonra başlayan ve Osmanlı Rumlarını hedefe koyan Hristiyan karşıtı birçok uygulamada da Almanya’nın rolüne işaret ediyor. Osmanlı Rumlarının Ege kıyılarından Anadolu’nun içlerine tehciri fikri Osmanlı Ordusunda üst düzey danışman ve komutan olan General Liman von Sanders’a aitti.
Alman İmparatorluğu için, Berlin-Bağdat demiryolunun Basra’ya uzanması, bölgenin ve özellikle pamuk üreticisi Çukurova’nın Alman sömürgesi olması, İngilizleri askerî, ekonomik ve stratejik açıdan Süveyş Kanalına kadar olan bölgede zorlayabilmek ana hedeflerdi.
Bu hedefler Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında müttefikine yönelik politikasında her şeyden önce geliyordu. Osmanlı’nın Almanya’nın yanında savaşa girmesinden sonra şiddeti katlanan dinsel temizlik uygulamalarına gösterilen hoşgörünün arkasındaki gerekçeler bunlardı.
Diğer bir deyişle Alman militarizmi ve Osmanlı/Türk militarizmi iyi anlaştılar.
Geçen yüzyılda güçsüz veya devletsiz olanların kaderi söz konusu olduğunda devletlerin gösterdiği çıkar temelli tavırlar ve dayanışma konusunda fazla bir şey değişmedi. Kullanılan argümanların bile birçoğu aynı. Aradaki tek fark Almanya’nın yüz yıl önce aktif askerî ittifaktan pasif askerî/ekonomik desteğe dönmüş olması. Bu, Suriye ve Irak’taki Kürtler ile Türkiye’de Erdoğan hükmü altında yaşayan tüm Türkiyeliler için de geçerli.
Alman Devleti gayet sinik hesaplar yapıyor. Almanya Türkiye’nin ana ticaret ortağı ve doğrudan yatırımcısı. Çıkarları temelde ekonomik olsa da aynı zamanda stratejik ve siyasî. TANAP doğalgaz projesinin finansmanı, silah satışı (Rheinmetall, Heckler & Koch) ve Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 6,000 Alman şirketi Almanya’nın biricik hedefleri…
Trump’ın ilke tanımaz hoyratlığı karşısında Merkel’in geçen yıldan bu yana pazarlanan ahlakî üstünlüğünün yerinde yeller esiyor.
Almanya bu sinik hesaplarda yalnız değil. İnsan hakları denince mangalda kül bırakmayan ve bir çeşit evrensel ahlakî üstünlük iddiasındaki tüm Batılı devletler aynı kefede. Hepsinin derdi silah satışı başta olmak üzere ticaret yapmak ve yerel uzmanlığın olmadığı ballı mühendislik ihalelerine katılmak; Türkiye’yi Putin’in kucağına itmemek için NATO’da tutabilmek; Erdoğan’ı Türkiye’nin AB üyeliği sürecinden vazgeçtiği için ödüllendirmek ve kısa vadede Türkiye’nin göçmen, sığınmacı ve şimdi de sabık cihatçıların Avrupa’ya ulaşmasını engellemeye devam etmesini sağlamak.
Bugün NATO ve AB tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi bu devletlerin hepsi Türkiye’nin “meşru güvenlik endişelerini” ve “teröre karşı savaşını” “anlıyor” ve yüz yıl önce Ermeni Soykırımı gerçekleşirken Almanya Büyükelçisinin dediklerini tekrarlıyorlar.
Suriye’nin Afrin bölgesinin Türkiye’ye hiçbir zaman tehdit oluşturmamış olması önemli değil. Bundestag’ın Bilimsel Hizmetler Bölümü’nün Türkiye’nin Afrin’de “meşru müdahaleye yol açacak bir silahlı saldırıya dair henüz somut bir kanıt sunmamış” olduğunu kayda geçirmiş olması da önemli değil.
Aynı “anlayış” 15 Temmuz sonrası Türkiye vatandaşlarının maruz kaldığı görülmemiş baskı ve hukukdışılık için de geçerli.
Sonuç olarak Türkiye’nin Batılı “ortakları” Ankara ile ilişkilerini hızla “normalleştirmek” ve işlerine daha önce olduğu gibi devam etmek istiyor.
Bunu yaparken, Filistin ve Yemen’deki saldırılar gibi Afrin saldırısının da çok kötü bir örnek olduğunu unutmaya ve militarist ülkelerin artan bir şekilde komşularını “teröristler” olarak göstererek işgal etmesini görmezden gelmeye hazırlar. Bu teröristlerin orada yaşan insanlar olması ise hiç önemli değil.
Benzer şekilde herhangi bir totaliter rejimin, tıpkı Hitler'in Yahudiler ve solculara yaptığı gibi “milletin düşmanları” olarak sınıflandırdığı sürece kendi vatandaşlarına yönelik her türlü baskı ve hukukdışı uygulamalarının yanına kâr kalmasını görmezden gelmeye hazırlar.
Bütün bunlar, Suriye Kürtleri kadar Türkiye vatandaşlarına da uygulanan “düşman hukuku” ile alakalı.
Böylesi faşist bir rejimle bugün ilişkilerin normalleştirilmesi, tıpkı 80 yıl önce Münih’te Çekoslovakya’nın Südet bölgesini işgâl etmesine izin verilen Hitler Almanyasını böylelikle yatıştırma politikasına benziyor. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz.
Ve eğer “normalleşme” bugünün yatıştırma politikasının adıysa, “meşru güvenlik endişeleri” de izin verilen toplu katliamlar için bir hüsnü tabir olsa gerek.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020