Cengiz AKTAR
Geçenlerde, okunmayan kitaplar külliyesinde rejimin soytarılarının alkışları altında cereyan eden resmî sinema sansürü yasasının imza töreni vardı. Konuyla ilgili birkaç gözlem, zira verimli bir mevzuu.
2011 genel seçimlerinden itibaren AKP kurmayları “bir gün herkes AK Partili olacaktır” şiarını ortaya atmışlardı. Sanırım ilk Zafer Çağlayan’dı ve seçimden sonra “biz bütün halkımıza teşekkür ediyoruz. Bugün MHP’ye de CHP’ye de oy verenler bir gün AK Partili olacaklardır” dediydi.
Slogan yıllarca tepe tepe kullanıldı. “Derin” formüller ustası Ahmet Davutoğlu Başbakan olur olmaz Eylül 2014’te “Bizim için vatandaşlarımız siyaseten ikiye ayrılır: Bugün AK Parti’ye oy verenler, yarın verebilecek olanlar. AK Partililer ve potansiyel AK partililer. Üçüncü bir kadro, hasım yok” buyurmuştu.
O aralar AKP’nin çoktan iflas etmiş ideolojisine yeni kılıflar üretmekle meşgûl Etyen Mahçupyan bile Zaman Gazetesi’nde siyasetten ziyade toplumsal eğilim babında AKPlileşme topuna girmiş ve “sonuç, siyasette olan kutuplaşmanın tam tersi yönde giden bir toplumsal dinamiktir.
Ve AKP bu kesime hitap ediyor, onların nabzını tutuyor. Muhalefet ve onun aydınları ise idrakin eşiğinde bile değil… O zaman da bir gün herkes AKP’li olursa şaşırmamak lazım” diye yazmıştı.
7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında AKP’nin ve seçmeninin siyasetten anladıkları, kendileri gibi düşünmeyen nüfusun yarısını kendilerine benzetmek, olmadı yok saymak, olmadı yok etmek olduğu iyice faş oldu. Seçimle siyasî alternatif yaratılamayacağı da…
Geçen üç yıl zarfında ve bugün bulunduğumuz yerde AKP’nin veya rejimin herkesi AKP’li yapmaya çalışmasına gerek dahî kalmadı. İnsanlar kendiliklerinden boyunlarını uzatıyor artık. Varsılından yoksuluna, işverenden işçiye ve Kürd düşmanlığının kenetlediği dandik muhalefete kadar çok geniş bir kitle faşizme alışma peşinde.
Korku, ekmek parası, genetik ataerkillik, güçlü lider özlemi ve hayranlığı, birey olmamanın getirdiği uyuşukluk sonucunda ülke çapında salgın gibi yayılan gönüllü kullukla karşı karşıyayız.
Mahçupyan’ın 2014’te işaret ettiği AKPlileşme toplumsal bir dinamik artık, doğru, ama tamamen gayridemokratik yönde cereyan eden bir toplumsal dinamik.
Boyunlar gönüllü uzatılınca da reis her türlü hukukdışı, özgürlük düşmanı ve gayridemokratik kararı, yasayı konunun bizzat muhataplarına sahiplettiriyor. Misâlen soytarıların alkışladığı şu:
“Değerlendirme ve sınıflandırma sonucunda uygun bulunmayan filmler, ticarî dolaşıma veya gösterime sunulamaz”.
Nasıl da mükemmel bir tezgâh!
Türkiye’nin yeni normali hak aramak değil hak aramamak! Yakın zamana kadar dâhil olduğumuz Batı sisteminin norm, standart ve prensiplerini reddeden ve aksiyle ikame eden bir yeni normal.
Misâlen, taşı toprağı eski eser kaynayan Türkiye’de revaçta olan arkeoloji değil, daha geçenlerde piyasaya sürülen “Define” yani bilimsel talan dergisi!
Koşa koşa saraya giden erkek muhtar sürülerini hatırlarsınız; epeydir rejimin etrafında fır dönen saz ve kalem erbabını da. Rejimin kendi mahallesinden olmayan fikir ve sanat erbabına göz süzme çalışmaları yeni değil.
Yeni olan rejimin pek bir şey dayatmaya ihtiyacı kalmamış olması. Şu veya bu nedenden, toplumdaki farklı faaliyetlerin temsilcileri koşa koşa gidiyorlar artık reis ve şürekâsının ayağına.
Mevki ve para peşinde koşan, “mikroplarından arındırılmış Yeni Akademiye” bakın. Damadın deli saçması ekonomi programını pek beğenen Sabancı’yı hatırlayın. Ne diyor bugün Sabancı siosu Göçmen “2018’de ciddi badireler atlattık. Artık yeni bir Türkiye hikâyesiyle tekrar yola çıkma zamanı.
Türkiye’nin, üretimi kaldıraç olarak kullanan, teknolojinin olanaklarıyla daha çok katma değer üreten, bunu yaparken de verimliliği odağına alan bir anlayışla geleceğe bakması gerekiyor”.
Dört dörtlük distopya, kendisi de farkında ama “bizim holding itaatkâr ve ayakta kalmaya çalışıyor” demeye getiriyor. Alınan deli saçması kararlara iş dünyasından ses çıkaran oldu mu? Aksine eski muhalif TÜSİAD saray davetlerini ikiletmiyor.
İstanbul Büyükşehir CHP adayı İmamoğlu seçmeninden önce reisin hayır duasını almaya gitmedi mi? Daha enva-i çeşit kesimden sürüyle biat hikâyesi mevcut…
Ne ki Türkiye’de bir devir, muhtemelen ebediyen, kapandı. Her zaman güçlü ve her şeye gücü yeten devlet, reis ve etrafındaki CHP dâhil en geniş koalisyonla memleketi yönetiyor. Bu sistemde, adı başkanlık, cumhurbaşkanlığı ne derseniz deyin, bireye, yerele, sivile, merkezkaç olana, biat etmemiş hiçbir özel girişime artık yer yok.
Bu özgürlük düşmanı dünyayı hak etmeyen ve itiraz edenlerin alanı ise mendil kadar. Sinema sansüründe olduğu gibi biatçılar onların yerine kararlara kefil olmaktan çekinmiyor.
Türkiye tek parti dönemi dâhil hiçbir zaman bu kadar merkezden, tepeden zapt-u rapt altına alınmamıştı. Tek parti döneminde mütedeyyinler kamu alanı dışındaydılar ama biat etmemişlerdi.
Sisteme ayak uydurmayı reddeden, gönüllü biat etmeyen ya terk eder gider ya da sesini keser, kesmezse HDP’nin, KHK’lilerin, üniversite hocalarının ve bir avuç liberalin başına geldiği gibi olabilecek en barbar şekilde sistem dışına itilir.
***
Okunmayan kitaplar külliyesinin misafirlerinin bir özelliği daha vardı: ağırlıklı olarak güldürü dünyasından olmaları. Hani şu kitleleri zapt-u rapt altına almanın kadim formülü “ekmek ve sirk oyunları”, Latinceden “panem et circenses”. Kitlelere ekmek ve eğlence ver, onları kontrol etmek için yeterlidir.
Külliye heyetinin böyle bir işlevi olduğu açık. Ne var ki formülün diğer kefesindeki ekmek epey kıtlaştı. Mama bitti, mavrayla karın doyuracağınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021