Cihan AKTAŞ
Bir yıl bazen ne kadar kısa sürüyor… Bu süre içinde kaç kez telefonuma gitti elim ve doldurulamaz yeri üzerine düşündüm! Daha dün Bağcılar’daki hastanede yattığı odada İhsan Kabil’le birlikte sessiz bir söyleşiyi paylaşmıştık. İnsan hiç olmazsa bir sonraki ziyarete fırsat bulsun istiyor, bunu umuyor, başka bir ihtimale inanmak istemiyor. Salı günü saat 11.00’de Sahrayı Cedit mezarlığındaki kabri başındaydık. “Biz”i bir araya getirdi. Hayatı bir bakıma “Biz” diyebilmenin de arayışı değil miydi?
“Çocukları seviyorsanız hayatı seviyorsunuzdur” der bir Dostoyevski kahramanı. O, sokaktaki insanların hikayeleriyle ilgiliydi, iyi bir insan tanıdığında sevgiyle tutuşurdu gözleri. Başka türlü nasıl etkileyici olabilirdi ki sinema dili… 2012’de Karabatak dergisi için Zeynep Ural’ın yaptığı söyleşide senaristliğini yaptığı filmleri izlerken daha çok bir eksiklik duygusu ve huzursuzluk yaşadığını anlatıyor. Hatta bunun “büyük bir huzursuzluk” olduğunu belirtiyor. Sinemaya başlarken kendinden beklentilerini gerçekleştiremediğini dile getiriyor ve ekliyor. “Beni mutlu eden filmlerim değil, kitaplarım.”
Çünkü kitaplarında, senaryolarda eksik kalan cümleleri tamamlamaya devam etti. “Biz” adılıyla bakmayı, “Biz”i anlatmayı gerçekleştirdiği ölçüde kendini mutlu hissediyor olmalıydı. Kolejdeyken Kafka ve Ionesco’nun yanı sıra Sait Faik okurmuş. Başka hayatlarda neler oluyor? Kuşkusuz canla başla “biz” diye söze başlamak istedi en başından beri, o “biz”e dahil olmaya çalıştı, bunun için büyük emek verdi. Melâmet’te yayımlanan Abdurrahman Badeci’nin hazırladığı günlükleri etrafına dönük daimi dikkati, genç kuşaklarla iletişimi üzerine ayrıntılar içeriyor.
1993 (veya 1994)’te Fatma Barbarosoğlu ile birlikte evine ziyarete gittiğimizde, Dergah dergisinde yazılarını okuduğum hidayete ermiş bir sinemacı olarak tanıyordum onu. Yapımında payı olan filmler üzerine bilgi edindikçe, çok daha eskiye uzanan bir yakınlığı keşfettim. Cümleleri, sahneleri, desenleriyle iç dünyamı zenginleştiren, zor zamanlarda ve tecrübelerde yılgınlığa kapılmamama, iyimserliğimi ve umutlarımı korumama destek olan sanatçılardan biriymiş meğer; Son Kuşlar’ı Köroğlu’nu, Ah Güzel İstanbul’u, Kambur’u, Cemo’yu kurgulayan muhayyile ne kadar uzağımda olabilirdi?
Hakim medya ve çeşitli kurgular üzerinden geliştirilen küresel mitler bize anmaya değer mücadele amaçları telkin ediyor. Bu yeni bir tespit değil elbette. F. Scott Fitzgerald’ın şaşırtıcı güzellikteki romanı Muhteşem Gatsby (1925), Hollywood rüyasına şartlandırılan genç bir adamın aşkına sadakatle koruduğu temiz alanın hikayesi gibi gelir bana. Hikayesini kendi ağzından dinledikçe Gatsby’nin dillerde dolaşan imajlarla tanınabilecek biri olmadığını fark ediyorsunuz. Edebiyat ve sanat bize zaten o başka açıdan bakma sorumluluğunu yüklemiyor mu? Şasa sineması, Kemalist tasniflerin ideal çağdaş birey kurgusunun ötesinde insan kardeşini görme ve anlatma sorumluluğunun da sinemasıdır. Sinema Nuri Bilge Ceylan’dan önce onun hikayeleri için Anadolu’yu bambaşka bir katmanda görmeye başladı. Böylelikle oluşmaya başlayan dilin Nuri Bilge Sineması bağlamında kaçırılmış bir fırsat olarak ortaya çıkmasının sebep olduğu hikaye boşlukları üzerine düşünmek gerek. Her hikaye bir bakıma eksiktir, ister istemez öyledir, ancak orada anlatılan hangi açıdan eksik acaba? Şasa’yı huzursuz kılan belki de benzeri kaçırılmış fırsatların layıkıyla idrak edilmiyor oluşu.
Hiçbir zaman bıraktığı noktadan başlamaz insan. “Biz”in layıkıyla kavranması için onun metinlerinin gösterdiği istikamet üzerine düşünmeli. O hikayeyi tekrarlayamazsın, fakat senin şimdi anlatman gereken nasıl bir metin olmalı?
Ayşe Şasa’nın hikaye yazma isteği aynı zamanda, yaşayan bir hatıra olmaya yönelen bir itirazdı gibi geliyor bana. O henüz orada, okuyor, düşünüyor, paylaşıyor, evinin kapısı Erenköy’de büyüdüğü köşkün demir kapısı gibi ulaşılmaz, geçilmez değil. Ancak hikayesinin “Ah Güzel İstanbul” ile sınırlı olduğunu anlatan hayranlık, övgü ve merak cümleleriyle çıkıyor insanlar karşısına. Celal Fedai, ile bu konu üzerine konuşurken “Şebek “romanının fark edilmemesinden ileri gelen üzüntüsünü dile getirdi. Çeşitli telefon konuşmalarımızda yazmakta olduğunu söylediği hikayeler taslaklar halinde bir yerlerde var olmalı.
Onunla ilgili olarak kaleme aldığım, Serdar Arslan’ın hazırladığı ve vefatının yıldönümü günlerinde yayımlanan “Hayret perdesini temaşa” (İnsan Yayınları) kitabında yer alan ”Rical temsilini ihya eden kadın” başlıklı yazımda anlattığım gibi, evinin bana sofa gibi görünen salonu, irfanla ilgili herkes için bir cazibe merkeziydi. Farklı eğilimleri olan kişiler onun sofasında buluştu. “İdeal Müslüman kadını ev/lilik” dairesi içinde tanımlayan kişiliklerin bile modern bir sanat olan sinema alanında bir mücadele vermiş bir sanatçı kadının etrafında toplanması, birçok açıdan öğretici.
Film karakterlerinin sahiciliği kendi kişisel hikayesinin dürüst ve ısrarlı arayışından bağımsız görülemez. Bir eksiklik hissiyle bir senaryodan diğerine geçişler yaptığını ve kendi yeterliliği konusunda hiçbir zaman tatmin olmadığını dile getiriyordu. Kendini büyük bir boşlukta hissediyordu. Aradığını “Tevhid”de buldu. Elinden, dilinden emin olunan Müslüman’dı. Dağın Öteki Yüzü Başlıklı öykümün “duası kabul edilen” dost kişisiydi.
Allah'ın verdiği yüzü yaşayıp giderken amel, duygu ve düşüncelerimizle yeniden yapıyoruz. Güzel yüz, güzel bakış, güzelleşen huy… Senelerin ardından gördüğümde yüzünün daha bir güzelleştiğini fark etmiştim hastane ziyaretinde. Söze “Biz” adlıyla başlama imtiyazını kazanmanın güzelliğiydi bu belki de…
“Biz” adılı, benim ve senin ve onun adına kaygılanma, sorumluluk alıp yola düşmenin de telaşını içeriyor onun sesinde. Çocuk Ayşe Erenköy’deki köşkün salonunun seslerinin hayatı açıklamaya yetmediğini biliyor, bahçenin demir kapısının ardındaki sesleri merak ediyordu. Yeşilçam filmlerinin hep aramızda yaşayan olumlu ve iyimser karakterleri, onun duyan kalbi ve zengin gönlünün keşifleri. İbni Arabi sevgisini bu açıdan da yorumlamak mümkün. Öncelikle “fetih” değil “keşifti” onun kelimesi. Kabri başında yaptığı konuşmada Ümit Meriç’in söylediği gibi: Sadece senaryolarıyla değil dualarıyla da dünyanın yeni asrını hazırlayanlar arasına katıldı arayışıyla.
Hikayesini tamamlamak için çaba göstermeyi hiç bırakmadı. Öğrendiklerini kendine saklamadı. İçi içine sığmıyor gibi görünürdü bana, iyi göstergeler karşısında. Bülent Oran’ın adlandırdığı şekilde “Kibritçi Kız”dı. Masalın, hikayenin içindeydi. “Ölmeden önce ölünüz” hadisini hayat düsturu olarak benimsemişti. Yüreklerimiz donmasın, karanlığa (küfre) teslim olmayalım diye bize kibrit yakmaya devam ediyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2021
9.08.2019
16.01.2019
4.02.2018
28.08.2018
15.08.2018
28.07.2018
19.07.2018
21.10.2017
21.09.2016