Ergun BABAHAN
Sıra sonunda İnsan Hakları savunucularına geldi. 5 Temmuz 2017 günü, İstanbul, Büyükada’da, insan hakları savunucularının eğitim toplantısı için bulundukları otel polis tarafından basıldı ve Türkiye’nin önde gelen insan hakları örgütlerinin temsilcilerinden 9’u ve eğitim çalışmasında görevli 3 kişi gözaltına alındı.
Aralarında iki yabancı ülke vatandaşı olması nedeniyle, faaliyetin ‘casusluk’ kapsamına alındığı anlaşılıyor. Gözaltına alınanların nereye götürüldüğü bile bilinmiyor.
Türkiye’nin vicdan sahibi, kritik duruş sergileyen tüm gazetecileri, siyasetçileri, kanaat önderleri zaten hapiste. Adalet aramak için yapılan yürüyüş bile Sultan’ın iznine bağlı. Yasadan söz etmiyor, ‘İzin veririm’ diyor. Hukukun, yasanın bittiğinin, tek adam yönetiminin başladığının açık itirafı. Sonra da diktatör diyenlere kızıyor.
Diktatörlüğe yol alan tüm ülkeler bu yoldan geçti. Kendi halklarına zulüm ederek dünyanın nefretini üzerlerine topladılar. O yüzden, sonradan ortaya çıkan felakete rağmen kimse Saddam’ın, Kaddafi’nin yabancı güçler aracılığıyla devrilmesine tepki göstermedi.
Türkiye, bu yola dönüşü olmayacak şekilde girmeye hazırlanıyor. Avrupa Parlamentosu’nun dünkü kararı, Türkiye’nin Batı sistem ve değerlerinden kopuşunun bir başka göstergesi.
Ankara şu anda Batı merkezlerinin iş yapmak zorunda olduğu bir ülke konumunda. ‘Bize bulaşmasa da, ne yaparsa yapsın’ havasındalar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bile devreye girmekten çekinmesi, açık ve ciddi insan hakları ihlalleri karşısında devreye girmemesi bunun göstergesi. AİHM, adına yakışmayan bir tutum içinde hakları ihlal edilen insanları görmezden geliyor.
Türkiye, Avrupa Parlamentosu kararına istediği tepkiyi versin; gerçek ortada: Türkiye’nin bugünkü yapısıyla Batı’nın değerler ittifakında yeri yok. Bu yolda ısrar, Batılı liderlerin bir süre sonra Erdoğan’la aynı fotoğraf karesine girmeye cesaret edemeyecekleri bir noktayı çok kısa zamanda getirecek.
Batı, Suriyeli mülteci krizini öteleyeyim derken büyük bir Türk mülteci krizine zemin hazırladığını görecek.
Bugün Yunanistan’da, İspanya’da ev alan, yatırım yapan insanlar olmayacak bu insanlar. Suriyeli bot mültecilerinin yerini almaya hazır, Türkiye’den umudu kesmiş insanlar olacak. Derinleşen ekonomik krizin bu süreci nasıl hızlandıracağına hep birlikte tanıklık edeceğiz.
Türkiye’nin iç krizini unutturmak için Suriye’ye bir hamle yapması, şiddeti tüm ülkeye yayarak tüm coğrafyayı yaşanmaz hale getirmekten başka bir sonuç vermeyecektir.
Aslında, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik hamlesi intihar saldırısı gibi bir şey olacaktır. Rusya, istese de Afrin’e yönelik bir Türkiye hamlesine evet diyemez. Evet demesi durumunda, Kürtler Amerika ile işbirliği içinde Esad’a karşı açık tavır alır ve Putin’in Suriye’de yaptığı tüm yatırım boşa gider. Rusya, Afrin’deki Kürt varlığını korumak kollamak zorunda, başka çaresi yok.
Türkiye bütün afra tafrasına rağmen, iş Batılı ülkelerin çıkarı noktasına geldiğinde çaresiz. Gücü sadece kendi halkına zulüm etmeye yeten bir devlet. Aslında Cumhuriyet kurulduğu günden beri öyleydi. ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ bir barış çağrısı kadar, içinde bulunan güçsüz durumun da bir itirafıydı. Batı’nın gücü karşısında durulamayacağının görüldüğünün ifadesiydi. ‘Ben kendi işime bakacağım, Suriye-Irak coğrafyasına bulaşmayacağım, eski defterleri açmayacağım’ sözünün ilanıydı. Cumhuriyet’in kurucu babaları Batı’nın askeri ve ekonomik gücünü cephede savaşarak görmüş, buna uygun bir yol çizmişti kendisine.
AKP’nin askerliği bedelli yapmış kadroları bu gerçeği görmezden gelebilir mi, zor ama böyle bir çılgınlık yapmaları ülkenin hızlı bir şekilde parçalanmasından başka bir sonuç vermez.
Ancak görünen gerçek ortada: Türkiye bu kafayla yola devam ederse, varılacak nokta kan ve kaostur.
Bugünün koşulları açısından Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşü, karamsarlığa kapılan insanlar için bir umuttur. Görüşü, inancı, etnik kökeni ne olursa olsun her kesimden insanın hukuk, demokrasi ve adalet için bir araya gelebildiğini ispatıdır.
Bu ittifakta ısrar etmek ve barışçı, demokratik eylem biçimlerini çoğaltmak gerekir.
Türkiye’nin tek umudu, geniş kitlelerin demokrasi ve adalet talebinde birleşmesi ve Avrupa Birliği yoluna geri dönmesidir. Tersi, felakettir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021