Etyen MAHÇUPYAN
Suriye'deki kargaşanın yönüne ve zamanlamasına ilişkin öngörü yanlışı, Türkiye'nin dış politikasını bir süredir tartışmaya açtı.
Beklenti Esed'in kısa sürede yenilgiye uğratılacağıydı ama gelişmeler Esed'in tutunma gücünün hiç de azımsanmaması gerektiğini ortaya koydu. Bu sonuç üç farklı dinamiğin çakışmasını ifade ediyor ve Türkiye'nin Dışişleri her üç alanda da gerçeği yakalayamamış gözüküyor. Söz konusu dinamikler, Suriye'deki iktidarı destekleyen toplumsal kesimlerin gücü, Esed rejiminin çevre ülkelerle işbirliği imkânlarının zenginliği ya da derinliği ve nihayet Batılı güçlerin müdahale isteksizliğiydi. Türkiye'nin yanlış bir beklentiye yönelmesinin altında bilgisizliğin olduğunu herhalde söyleyemeyiz. Belki Batılı ülkelerin tavrı ile ilgili bir temelsiz öngörüden söz edilebilir, ama bir komşu ülkenin toplumsal ve siyasi gerçekliğinden bîhaber olunduğu varsayılamaz.
Yaşanan ‘başarısızlık' Türkiye'yi bir taraf yaptığı ölçüde Suriye etrafındaki kargaşaya da açık hale getirdi. Öte yandan bu ‘başarısızlığı' konu edenler genelde kendilerini dış politikada ‘uzman' olarak konumlayan veya kamusal alanda fikr önder konumunda olanlar. Sorulduğunda halkın da önemli bir bölümünün Türkiye'nin Suriye politikasını başarılı bulmadığı görülüyor. Ama yine de meselenin bu denli basit olmadığını söyleyen işaretler var. Belki de dış politika, AKP'nin genel tavır ve tutumunun da desteğiyle, ilk kez uluslararası çıkar çatışmasının ‘gerçekçi' çerçevesinden kurtularak daha insani bir boyut kazanmakta. Yüzyıllar boyunca devlet bakışının soğuk ve realist değerlendirmesine konu olan, toplumun kendi anlam dünyasının ‘dışında' saydığı dış politika bir anda ‘bize ait' bir dünyanın nasıl yeniden kurulacağı sorusuna cevap verir hale geldi. Böylece yaşanmakta olan acılar ve zulüm doğrudan ‘bizi' ilgilendirmeye, yaralamaya başladı. Ne var ki insani olanın böylesine su yüzüne çıkarak devletin ne yapması gerektiği sorusunu etkilemesi, bir kavramın daha analize dahil edilmesini gerektiriyor: İdeoloji... Çünkü toplumsal tercih ve yaklaşımların dış politikayı belirleyecek kadar önemli hale gelmesi, söz konusu toplumsal bakışı çerçeveleyen ideolojinin etki alanının genişlediğini söylüyor. Bu tespite karşılık olarak dış politikanın her zaman ve her ülkede ideolojik olduğunu söylemek de mümkün. Ama oradaki ideoloji genellikle geniş ve çatışan dünyaların ideolojisiydi. Liberal Batı sistemi ile sosyalist kanadın karşılaşması, ülkelerin kendilerini son kertede bunlardan birinin içinde tanımlamasına neden oldu. O noktadan sonra ‘ideoloji' denen şey sadece taktiksel pozisyon almalar ve stratejik işbirlikleri üretmekle sınırlı kaldı. Diğer bir deyişle tek tek ülkelerin dış politikada ideolojileri değil, çıkarlarını öne alan ‘gerçekçi' duruş ve hamleleri vardı. Dolayısıyla da, anlaşılır nedenlerle, dış politika çok uzun yıllar bir uzman alanı olarak görüldü. Neredeyse mühendislik türünden bir uğraş olduğuna inanıldı... Türkiye'de ise bu anlayış askerî vesayetin hakimiyeti sayesinde normalleşmekle kalmadı, bizzat o vesayetin yüceltilmesinin aracı haline geldi. Böylece dış politika giderek ‘bizden' uzaklaştı, bu işi bilenlerin uhdesine verildi ve kimin işi bildiğine de ‘devlet' karar verdi.
Dünya genelinde ise zaten milliyetçi ideolojinin ürettiği bir ‘ulus devlet' fetişizmi söz konusuydu. Dış politikanın çatışan ve güç arayan devletlerin çarpışma alanı olduğuna inanılıyordu. Kısacası dış politika insanî olanı dışlayacak kadar ‘milli' bir konuydu. Devletleri yönlendiren esas dinamik, her ülkenin bencilliğini rasyonalize eden bir pragmatizmdi...
AKP iktidarı vesayeti durdururken, bu bakışı da sorguya açtı ve dış politikanın içini kendi dünya ve bölge tahayyülü ile doldurdu. Bu ise, İslami bir hassasiyetle Osmanlı'yı hatırlatan bir adalet beklentisini buluşturan bir ‘kimlik' siyasetini ima ediyordu. Sonuçta bir yanıyla kendi kimliğini öne çıkaran çifte standartlı bir politika ile insanî olanı temel alan ilkesel bir duruş birleşti. O nedenle bugün Türkiye'nin dış politikasına bakanların bir bölümü çifte standartları, diğerleri ilkesel olanı görüyor... Birinin İslamî olarak nitelediğini diğeri insanî bulurken, gerçeklik de karmaşıklaşıyor. Çünkü AKP'nin dış politikası sadece hükümetin değil, yükselen bir kültürel hassasiyetin de politikası ve teknisyenliği ima eden ‘gerçekçilik' argümanı bu dinamik karşısında yetersiz. Belki de esas ‘gerçekçilik' bunu görmek... Çünkü AKP'nin Suriye'deki yanlışından söz ederken aynı yanlışın Türkiyeli uzmanlar tarafından kendi ülkeleri için yapılması biraz garip oluyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024