Etyen MAHÇUPYAN
İnsanlar oylarını hangi gerekçeyle şu veya bu partiye verirler? Bir bölümü ideolojik olarak davranır, savunduğu bir siyasi akım vardır ve onu kim temsil ediyorsa kategorik olarak o partiye oy verir.
Genelde bu tür seçmen oturmuş demokrasilerde toplamın kabaca üçte biri kadardır. Eski sistemin çöktüğü, yenisinin kurulamadığı, kargaşanın hakim olduğu toplumlarda bu oran hızla aşağı iner. Buna karşılık eski sistemin çöktüğü ve yeniyi inşa etme potansiyelinin ortaya çıktığı toplumlarda aynı oran hızla yüzde altmışlara tırmanır. Türkiye’de de durum bu… Bizde ilave olarak bir ‘seçeneksizlik’ meselesi de var. Yani insanlar oy verdikleri partileri çok beğendikleri için değil, diğer partilere oy vermeleri ‘imkânsız’ olduğu için böyle davranıyorlar. Üstelik dönüşüm sürecinin yol açtığı gerilim her partiye kendi tabanını konsolide etme imkânı veriyor. Sonuçta kabaca ve rakamları yuvarlayarak bakarsak AKP 30, CHP 20, MHP 10, BDP ise 5 puanı ‘kendiliğinden’ alma potansiyeline sahip görünüyorlar.
Geri kalan küçük siyasi partilerin de topluca yüzde 5 olduğunu varsayarsak, seçimlerin gerçekte toplumun yüzde otuzunu muhatap alan bir karar verme süreci olduğunu söyleyebiliriz. Soru bu belirleyici ve potansiyel olarak akışkan seçmenin neye göre karar verdiğidir. Muhakkak ki konjonktür, tehdit algısı, ahlakî/dinî meseleler, hatta bazen magazinel konular bu tercihi etkileme gücüne sahip. Ama temelde çok basit iki kriter var. Eğer bu iki kriter farklı iki partiye destek verilmesini işaret ediyorsa sonucu belirsiz bir seçim yaşama ihtimaliniz güçlüdür. Ama her iki kriter de aynı partiye işaret ediyorsa seçimler muhtemelen söz konusu partinin açık üstünlüğü ile sonuçlanacaktır. Bu iki kriterden biri istikrar… Modern toplumlarda herhangi bir siyasi parti bağımlılığı olmayan kitle, genellikle kentli orta sınıfa tekabül eder. Bu kesim için gerçekçi ve akılcı bir siyasi ortam kritiktir çünkü iktisadi ve siyasi bir istikrarsızlık halinde göreceli olarak en fazla kaybedecek olanlar bu insanlardır. Hele kişisel gelir artmakta, özgürlük alanları genişlemekte ve bu ailelerin yükselmiş olan hayat standardını koruma kaygıları varsa, istikrarı temsil eden partinin kayırılması doğaldır.
Söz konusu kabaca yüzde otuz kitlenin davranışını belirleyecek olan ikinci kriter ise ‘geleceğin taşınması’ diye ifade edilebilir. Sağlık ve eğitim gibi alanların önemi yanında, kritik husus topluma bir gelecek tahayyülünün verilebilmesi, hak ve özgürlüklerin bu tahayyül içinde kendisine gerçekçi bir yer bulabilmesidir. Unutmamak gerek ki, siyasete bir futbol taraftarı gözlüğüyle bakmayanlar hiçbir zaman geçmişle geleceği eşitleyen bir tavır sergilemezler. Geleceği kaybetme tehlikesi içeriyorsa, geçmişi anlamlı bir tercih unsuru haline getirmezler. Geçmişi cezalandırma uğruna, geleceği tehlikeye atma yoluna girmezler. Dolayısıyla da tercihlerini farklı gelecek ihtimalleri/tasavvurları arasında yaparlar…
Bugün Türkiye’ye baktığımızda ilginç bir durumla karşı karşıyayız. İktidar partisinin bazı mensuplarının yasal olmayan akçalı işlere girdiğine dair yaygın bir kanaat var. Ayrıca bu iktidar partisinin basın üzerinde elinden geldiğince etkili olmaya çalıştığına, kendisine yönelik itibarsızlaştırma girişimleri olan yargıya müdahale etme ihtiyacı duyduğuna da şüphe yok. Böyle bir partinin istikrarı sürdürebilmesi ve gerçekçi bir gelecek tasavvuruna sahip çıkarak bunu yönetmesi kolay değil. Yeter ki alternatif siyasi parti veya cepheler istikrar ve gelecek konusunda daha güvenilir ve inandırıcı olsunlar. Ne var ki hükümete yönelik girişimlerin istikrarsızlaştırma etkisi açıkken, bir de bunun üstüne muhalefetin hiçbir gelecek vizyonu olmaması biniyor. Normalde yorulmuş hükümetlerin yaptıkları hizmetleri öne çıkarması, yıpranmamış muhalefetin ise geleceği anlatması beklenir. Bir hükümetin istikrarı kendi eseri olarak sunması anlaşılabilir ama muhalefetin gelecekle bağının olmaması bir garabettir. Oysa muhalefetin tek silahı, göründüğü kadarıyla AKP’nin geçmiş yanlışları iken, kullanılan ‘malzeme’ de bilinçli bir istikrarsızlaştırma olarak okunmaya çok müsait. Böyle bir muhalefetin Türkiye toplumuna anlamlı bir alternatif olarak gözükmemesi kimseyi şaşırtmamalı.
Birçokları seçimi bir tür sınav sanıyorlar galiba. Yani geçmişin değerlendirildiği bir yeterlilik testi… Ama bu, ancak geleceğiniz ‘sağlamsa’ söz konusu olabilir. Aksi halde seçim bir geleceğin, bir tasavvurun tercihidir ve tasavvuru sadece mevcut iktidarı devirmek olanların bu oyunda fazla bir şansı olamaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024