Etyen MAHÇUPYAN
Hükümetin, anlamadığı veya kontrol edemediği sosyal ve hukuki durumlar karşısında hemen pençelerini çıkarması son bir yıla damgasını vurdu.
Art arda antidemokratik kararlarla, yasa teklifleriyle ve uygulama girişimleriyle karşılaştık. Bunların niçin gündeme geldiğini anlamak zor değildi, ama onaylanmaları zordu. Muhalefet iktidarın söz konusu tutumunun Türkiye’yi demokrasi olmaktan çıkardığını, bu yöndeki kazançların kaybedildiğini, bir anlamda ‘geriye’ dönüldüğünü öne sürmekte. Ne var ki bu önermenin anlamlı olması için, son bir yıldaki antidemokratik adımlar öncesinde Türkiye’nin bir demokrasi olduğunu kabul etmek lazım. Oysa bu ülke son on yılda demokratikleşse de demokrasi olmaktan halen çok uzakta. Değişim doğrusal bir çizgide ilerlemiyor. Çeperden gelen talep ve tercihlerin taşıyıcısı olan AKP, ortam normalleştiğinde veya normalleşmesi yönünde ağırlık koyması gerektiğini düşündüğünde demokratik açılımlara hız verebiliyor. Ama eğer kendisini tehdit altında hissederse, ya da tehdit altında olmanın yararlı sonuçlar üretebileceğini öngörürse demokratik alanı kısıtlama yönünde hamle yapabiliyor.
Çünkü iktidarın önünde dengelenmesi ve birlikte yürünmesi gereken iki yol var: Hem alttan gelen büyük toplumsal dönüşümün beklentilerine cevap verecek bir idare oluşturmak hem de eski rejimin veya karşıtlarının ortaya koyduğu direnç karşısında ayakta kalmak. Birinci yol demokrasi olmayan bir rejimin demokratikleştirilmesini gerektiriyor. İkinci yol ise demokrasi olmayan o rejimde ayakta kalmak için demokrasi dışı kanalları kullanmayı zorluyor. Böylece Türkiye, demokrasi öncesi bir durumdan demokrasiye geçiş hattı üzerinde salınımlarını sürdürüyor. Bu hattın tam olarak geçilmesi ve bir geriye dönüşün gerçekten imkânsız hale gelmesi için en az on yıla daha ihtiyaç var. Bu süre muhalefetin demokrasi dışı mücadeleden medet ummayı bırakıp kendisini demokrasi içinde tanımlayabilmesi için lazım. Muhalefet bu olgunluğa erişip iktidardan daha ‘ileride’ bir demokrasinin sahibi haline gelmediği sürece, siyasi mücadele esas olarak hâlâ demokrasi öncesi alanda cereyan edecek. Bu ise zaten demokratlık gibi bir iddiası olmayan iktidarın, büyük ihtimalle kendine has bir geçiş dönemi yaratıp onu yapısal hale getirmesi ile sonuçlanacak.
Böylece Türkiye bir ‘demokrasi tuzağı’ ile karşılaşacak. Yani sürekli demokratik reform yapan ama bir türlü demokrasi olamayan bir ülke… Demokratik adımların sistemin genelinde patinaj etkisi yaratabilmesinin nedeni, yeni olan düzenlemenin eskiyi ortadan kaldıramamasıdır. Çünkü eski sistem kadroların görevlerini sürdürmesiyle, kurumsal kültürün ağırlığıyla ve tüm yapının kendine özgü zihniyetiyle kendiliğinden bir direnç mekanizması oluşturur. Üstelik tüm sistem tek bir hamlede değiştirilemeyeceğine göre, henüz değişmemiş olan her parça değişen parçayı geri çeken bir pranga haline gelir. Reformlar kâğıt üzerinde durduğu gibi kalmaz… Her reform muhalefete eski usuller üzerinden direnme imkânı sunar ve tam da demokratik süreç devam ettiği için, çoğu zaman ara çözümlere razı gelinir.
Kısacası hoşumuza gitmese de demokrasiye geçiş apaçık bir ikilem içerir: Bizzat demokratik süreç demokrasiye ulaşılmaması için de kullanılabilir. Ama çare demokratik süreci ortadan kaldırmak olamaz, çünkü böyle bir sürecin yokluğunda zaten gideceğiniz yer demokrasi değildir. Demokrasi denen şeyin zaten değişime açık bir öğrenme süreci olduğunu, ‘evrensel’ kurallarla inşa edilemeyeceğini, birlikte yaşama iradesinin tezahürü olarak ancak kendine has geçici kurallar üretebileceğini idrak etmekte yarar var. ‘Evrensel’ kurallar, demokrasi olmuş ülkelerin demokrasi öncesinde kalmış olan ülkelere sunduğu basmakalıp bir reçetedir. Aklınızın bir kenarında tutup kendinizi sınamak için kullanabilirsiniz. Ama onları yasalaştırarak, sistemin tanımını ve formel işleyişini o kurallara benzeterek demokrasi inşa edemezsiniz… Yapabileceğiniz şey sadece ‘demokratikleşme’ olur ama onun da hangi noktada ‘tuzağa’ düştüğünü, yerinde saydığını, direnci beslediğini ve aslında eski sistemi yeni kurallar içinde yeniden ürettiğini çoğu zaman anlayamazsınız…
Bu tuzaktan çıkışın genelde iki yolu var. Biri muhalefetin siyasi olgunluk göstererek direniş üzerinden değil, yeni toplumsal talepler üzerinden siyaset yapması ve böylece bir toplumsal sözleşmenin mümkün hale gelmesi… İkincisi ise sosyal dönüşümün devam etmesi, genişlemesi ve tümüyle AKP desteğinde buluşması… Eğer muhalefet birinci yolu deneyecek kadar basiretli çıkmazsa, ikincisi olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024