Etyen MAHÇUPYAN
Kendisiyle 2004 yılında cezaevinden yeni çıkmışken bir arada olmuş, sohbet etmiştik. Tam on yıldır cezaevinde kalmıştı… Eline silah almamış biri ‘Sayın Öcalan’ dediği, Kürtçe konuştuğu, anadil hakkını savunduğu gerekçeleriyle bu yargı sistemi ve hukuk anlayışı tarafından gönül rahatlığıyla mahkûm edildi. Darbeye doğrudan veya dolaylı destek veren bazı askerlerin “2,5 yılım çalındı” diye sesini yükselttiği bir ülkede, demokrasiyi savunan, savunmak zorunda kalan birinin hayatından o dönemde on yıl çalındı.
Ama hukuksuzluk ve aslına bakarsanız ‘ideolojik ahlaksızlık’ bununla kalmadı. KCK davası ile Hatip Dicle 2009 yılında yeniden içeri alındı ve tam beş yıl daha yattı. Yine eline silah almamış, yine normal bir demokraside son derece tabii olan düşüncelerini söylemişti. Dicle ile bu kez cezaevinden çıkmadan birkaç ay öncesinde sohbet imkânımız oldu. KCK operasyonunun manipülatif doğasını sakin tavrını koruyarak anlatırken, sonunda da acılı bir gülümseme ile yetindi: “KCK’de siyasetçiler tutuklandı. İyi de nedeni neydi? Çünkü ortada bir ‘örgüt’ olsun diye insanlar eklendi. ‘Mitinge katılmış’ türünden gerekçeler öne sürdüler. Eylemcilikle suçlanan dar bir grubun etrafında koca bir örgütsel ağ yaratıldı. Ama bu eylemcilerle ilgili de delil bulamadılar ve hepsini serbest bırakmak zorunda kaldılar. Böylece geriye cezaevlerinde bir tek siyasetçiler kaldı… Zaten herhalde amaç da buydu.”
Bugün Diyarbakır Cezaevi’ndeki kabaca altı yüz mahkûm içinde elinde silahla yakalanmış olanların sayısı on civarında. İki yüze yakın gençlik eylemcisi var. Gösteri yapmış, taş ve molotofkokteyli atmışlar. Geri kalan herkes Dicle’nin tabiriyle ‘demokratik siyaset’ alanından geliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tahammül sınırları hep dar oldu. Karşısında kendisine benzeyen otoriter yapıda silahlı bir itiraz hareketi görmek ise rahatlatıcıydı. Vesayet sisteminin sahipleri silahların konuştuğu bir ortamda kendi siyasi tahakkümlerinin sürdürülebileceğini anladılar. Bu nedenle silahlı kişileri öldürmenin yanında, onları itirafçı kılarak sisteme yamadılar. Dahası ‘koruculuk’ adı altında bizzat Kürtlerin içinde devlet yanlısı bir silahlı grup daha yaratarak, siyasi çatışmanın bir toplumsal yarılmaya neden olmasını istediler. Böylece ‘ilelebet’ sürecek bir savaş halinin verdiği imkânlarla ‘ilelebet’ sürecek bir hükümranlık kurmuş olacaklardı.
En büyük tehlike ülkenin demokrasiye doğru bir açılım yaşamasıydı… Ve bu tehlikenin bir ayağı da Kürt toplumunun gelecek tasavvurunda mündemiçti. Kürt hareketinin sadece silahlı kalması değil, aynı zamanda ayrılıkçı da olması gerekiyordu. Çünkü ayrılıkçı bir tehdit meseleyi ‘siyaset üstü’ kılıyor, sivil siyaseti anlamsızlaştırıyordu. Ne var ki Kürt hareketinin içinde Hatip Dicle gibi insanlar da hep oldular ve prestijleri her geçen gün daha da arttı. Meseleyi bir demokrasi mücadelesi olarak gören, toplumsal çeşitliliğe sahip çıkan, birlikte yaşamayı hedefleyen ve siyaseti ‘söz’ üzerinden yapan insanlar…
Eğer bir gün ‘Kürt meselesi’ çözülecekse bunda söz konusu kişilerin duruşları çok belirleyici olacak. Görüşmemizin başında Dicle konuya ‘girişini’ şöyle yapmıştı: “ Esas mesele demokratik siyaset kanallarının açık olması. İkinci olarak da yarından emin olmamız gerekiyor ki bu da güven ortamının sağlanmasına bağlı. Buna rağmen yine de silah kullananlar çıkarsa bunlar marjinal kalır ve herkes tarafından gayrimeşru olarak algılanır. Bütün kesimler kendi içlerinde çoğullaşacak… Herkes buna hazır olmalı.” Aynı ‘girişin’ sonunu ise şöyle bağlamıştı: “ Ortadoğu’nun sorunları aşılmadan biz de rahat edemeyiz. Ama AB ve Avrupa referansı üzerinden bir Doğu/Batı sentezi mümkün…”
Birçok kişi Erdoğan ile Öcalan’ın gelecek tasavvurları arasındaki benzerlikten söz edildiğinde yadırgamıştı. Ama devlet tarafından farklı dönemlerde yok sayılan, horlanan, itilen, dışlanan ve ezilen iki kimliğin taşıyıcı liderlerinin, gelecek tasavvuru oluştururken bu ortak tarihten çok uzaklaşmalarını beklemek ne kadar gerçekçi olabilir? Hatip Dicle ise tüm bir mücadele süreci boyunca Öcalan’ı yakından tanıyan, anlayan ve onu ‘tercüme eden’ kişilerden biri oldu. Dolayısıyla Dicle’nin cezaevinden çıkması doğrudan Çözüm Süreci için bir kazanç. Özellikle ‘topluma ve siyasete geri dönüş’ aşamasında Dicle gibi insanların, her iki tarafa da güven vermeleriyle ve demokratik tutuma tavizsiz bağlılıklarıyla önemli işlevler görebileceği açık.
Sohbetin bir yerinde şöyle demişti: “Hatip Dicle hapisteyse ortam bir savaş ortamıdır.” Umarız bu tahliye barışa yürüdüğümüzün sembolik kanıtlarından biridir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024