Etyen MAHÇUPYAN
Kutuplaşmadan şikayet edenlerin öncelikle kendilerinin kutuplaştırıcı olmaması beklenir. Çünkü sonuçta kutuplaşma bir ilişki… Tek taraflı bir olay değil. Eğer bir taraf bundan yarar sağladığı için böyle bir strateji uyguluyorsa, en azından diğer tarafın farklı bir yol izlemesi gerekir. Öte yandan öyle olabilir ki kutuplaşma her iki tarafa da yarayabilir. Ama bu durumda taraflardan herhangi birinin şikâyetçi olması epeyce abes kaçar. Türkiye’deki siyasi ortam kutuplaşmanın her iki kanada da avantajlar getirdiğini ama bunun uzun vade maliyetinin hiç de az olmayabileceğini ortaya koyuyor.
İktidar açısından bakıldığında kutuplaşma şu anki yüzde 45-50 aralığındaki oyu konsolide ediyor, kemikleştiriyor ve muhtemel kaçakları önlüyor. Ama buna karşılık AKP potansiyeli olan yüzde 60’lara doğru yükselme imkânından vazgeçiyor. İktidara yönelik beğeni oranlarının bu partiye verilen oyları fazlasıyla aşması, AKP’nin farklı bir yönetim dili, üslubu ve yöntemi geliştirdiğinde çok daha yüksek bir oy alabileceğini göstermekte. Bunun sosyolojik zemini de mevcut. Laik ve İslami kesimler arasında genel gündelik hayat, tüketim ve özellikle çocuğa yatırım alanlarında giderek ortaya çıkan benzerlikler, AKP’nin laik kesimin de belirli bir kısmının onayını aldığını ama muhtemelen oyunu alamadığını hatırlatmakta.
Aynı şekilde muhalefet de kısa vadede kutuplaşmadan epeyce yararlanıyor. CHP hiçbir siyaset üretmeden kabaca yüzde 25 alırken, MHP de iyice anakronik hale gelmiş bir korku Türkiye’si resmi çizerek 15’e ulaşabiliyor. HDP ise Kürt oylarının bileylenmiş halde kalması uğruna kutuplaşmadan yana davranıyor. Ne var ki bu üç parti de bu tutumuyla geleceğin siyasetini üretmek açısından önemli maliyetler yüklenmiş oluyorlar. CHP ve MHP bir anlamda devranın dönmesini ve tarihe gömülmeyi bekleyen yorgun savaşçılar gibiler. Gelecekle ilgili olarak topluma sunabilecekleri herhangi bir tasavvurları yok ve kutuplaşma böyle bir ihtimali tümüyle gerçek dışı kılıyor. HDP’nin gelecek tahayyülü ise şeffaflıktan yoksun ve belirsiz. Çünkü maksimalist beklentilere kapıyı kapamama arzusu Kürt siyasetini dolambaçlı bir söyleme mahkûm ediyor ve bu da bugünü önemseyen, safların sıklaşmasını amaçlayan bir siyaseti öne çıkarıyor.
İktidar ile muhalefet arasındaki temel fark AKP’nin gelecekte yapacakları uğruna bugün kutuplaşma nedeniyle daha az oya sıkışmaya razı gelmesi, muhalefetin ise gelecekte yapacak bir şeyi olmaması ya da bu geleceği açıkça sahiplenememesi nedeniyle bugünkü oya sarılmak zorunda kalması. Kutuplaşma AKP’yi potansiyelinin altına çekerken, muhalefeti alabileceği en üst oya taşıyor. Niceliksel açıdan bakıldığında kutuplaşma en çok iktidara yarıyor gibi gözükmekte, çünkü onun oyu zaten daha büyük ve kutuplaşmanın olmaması halinde yaşanacak dalgalanma daha geniş. Ama gerçek ve stratejik anlamda ele alındığında kutuplaşmanın asıl muhalefete yaradığı açık. CHP ve MHP bu sayede arkaik niteliklerini arka planda tutarak seçmen nezdinde ‘anlamlı’ kalmayı becerebiliyor. HDP de geleceği belirsiz kılıp kendi tabanını bugün üzerinde yoğunlaştırabiliyor.
Böyle bakıldığında kutuplaşmadan şikâyet tablosunun tersyüz olması gerekirdi. Öte yandan muhalefetin şikâyetçiliği gayet işlevsel. Kutuplaşma olmasa daha demokratik bir siyaset ortamının geleceğinden hareketle, kendilerinin de daha demokrat oldukları izlenimini yaratmaya çalışırken, böylece eksik ve belirsiz olan gelecek tasavvurlarının yerine de muhayyel bir ‘demokratlığı’ yerleştirmek istiyorlar. Yani kutuplaşmadan asıl yararı sağlamalarına karşın, sırf kutuplaşmaya karşı olduklarını söyleyerek siyasi açıklarını kapatacaklarını sanıyorlar. Diğer taraftan AKP ise kendi ürettiği ‘yeni’ Türkiye sosyolojisinin getirdiği imkânları hâlâ kavrayabilmiş gözükmüyor. Geçmişten gelen tedirginlikler ve korkular bugünü kaybetmenin maliyetini sürekli hatırlatmakta… Tehditlerin yaşananlarla da doğrulanan gerçekliği, AKP yönetiminin kazanç hesabını bir kenara koyarak risk unsuruna yoğunlaşmasına neden oluyor. İktidarın gelecekle ilgili tasavvurlarının büyüklüğü ve tarihsel önemi, bugün yaşanabilecek bir muhtemel kırılganlığın kritik anlamını da değiştiriyor. AKP’lilerin bugüne ilişkin endişe duyguları ve güvence arayışları çok daha ön plana çıkıyor. Böylece iktidar daha yüksek olan oy potansiyelini yakalamaya çalışmaktansa, ‘muhafazakâr’ bir yol izlemeyi ve elinde olan gücü daraltma pahasına kimlikleştirerek konsolide etmeyi tercih edebiliyor.
Seçim sonrasında bu tablonun devam etmesi mümkün görünmüyor. Bu değişikliğe kim hazırsa o kazançlı çıkacak…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024