Etyen MAHÇUPYAN
Suriye’de Rusya/İran ekseni ile gerilimin Esat üzerinden görünür hale geldiği bir noktada, Almanya ve ABD ile karşılıklı anlayışa dayalı bir politikaya geçilme ihtimalinin değeri daha da artmış gözüküyor. Öte yandan Almanya veya ABD’nin kendi yaklaşımından taviz vereceğini de beklememek lazım. Ama ara yollar her zaman bulunabilir, çünkü siyaset zaten esas olarak farklı aktörlerin deklare edilmiş yaklaşımları arasındaki ‘gri alanda’ işlev kazanır. Türkiye de önümüzdeki dönemde Almanya ve AB ile ilişki tazeleme, ABD ile ise Kuzey Suriye’ye ilişkin olası yapılanmalar konusunda ara noktalar geliştirme şansı yakaladı. Buna karşılık Batı dünyasında Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığı, Suriye siyasetinin ise tamamen Kürt odaklı olduğu kanaatinin yerleştiğini görüyoruz.
***
Kürt meselesinin temelde tarihsel geçmişten bugüne bir demokrasi konusu olduğunu düşünürsek, Türkiye’nin dış politikasının ancak reel sorun yarattığı ölçüde Batıda ciddi anlamda önemseneceğini, aksi halde iç siyasetteki tıkanıklığın uzantısı olarak okunacağını tahmin edebiliriz. Buna adil yargılanma hakkı ihlallerini, sivil toplumun tırpanlanmasını, basın özgürlüğünün daraltılmasını ve özerk kamu kurumlarının yıpratılmasını eklediğimizde, dışarıdan bakıldığında Türkiye’nin asıl sorununun demokratik ilke ve teamüllerden uzaklaşma olduğu görülüyor.
Bu durum Türkiye’yi Batı açısından ‘sağlam’ bir partner değil, geçiştirilecek, oyalanacak, idare edilecek, ama tüm bu olumsuz algıya karşın eğer demokratik bir hamle yapabilirse hızla yeniden sahiplenilebilecek bir müstakbel ortak yapıyor.
Diğer deyişle Türkiye Batılı ülkelerle arasında ‘gri alanı’ yeniden siyasete açma gayreti gösterirken, kendisinin de küresel dengeler açısından bir ‘gri alanda’ yer aldığını idrak etmek durumunda. Buradan çıkış demokratikleşme kapılarının yeniden açılmasıyla yakından bağlantılı. Türkiye’nin sağduyu sahibi olduğunu göstermesi, tehditlerin azalması ile birlikte hak ve özgürlükler üzerindeki baskının hafiflemesi, keyfiliğin bitmesi, kamu kurumsal yapısının kişiliğine kavuşması, devlet yönetiminde ciddiyet ve rasyonalitenin geri gelmesi gerekiyor.
Görünen o ki Erdoğan ve hükümet de bunu az çok istiyor. Ama ‘açılmanın’ nereye kadar doğru olacağını öngöremiyorlar… Sağduyu gösterme eğilimi mevcut, ancak bunun dozu hakkında kuşkular var. Erdoğan’la ilgili olarak cumhurbaşkanlığı referandumu öncesinde de bir sağduyu beklentisi vardı. Birçok AK Partili önerilen taslağı beğenmediği halde, kazandığı takdirde Erdoğan’ın ‘yumuşak’ bir tarza geçeceğini ummuşlardı. Ama tam aksi oldu…
Şimdi yeniden bir muhtemel sağduyu açılımı öncesindeyiz. Sorun şu ki, kişi etrafında yoğunlaşan merkezi ve hiyerarşik karar alma yapısı veri iken, ufak sağduyu adımları ile soruna çare olunamaz. Büyük sağduyu hamlesi ise kamusal alanın ani genişlemesi ve kısmi radikalleşmesine yol açarak yönetimi paralize edip onu daha da otoriterleşmeye sevk edebilir.
***
Öte yandan sağduyu açısından da bir ‘gri alan’dan söz edebiliriz. İktidar bu ‘manevra alanında’ tedrici, sınırlı ancak sürekli ve birikimli bir normalleşme süreci yaratmaya çalışabilir. Böylece devletin ve hukukun ‘cıvatalarının’ gevşediği bir dönemden çıkılıp, yaraların sarılmasına, hasarların giderilmesine girişilebilir. Bu hamle seçimleri kazanma ve sonrasında ülkeyi yönetebilme becerisi sağlayabileceği gibi, küresel dengeler açısından Türkiye’yi ‘gri alandan’ çıkarıp sahici konuşma ve ortaklıkların dünyasına taşıyacaktır.
İktidarın bunu becerememesi, ya da cesaretinin veya aklıseliminin yetersiz kalması halinde, hem gerekli sağduyuyu sergilemesi hem de değişen koşullara uyum sağlayabilmesi çok zor gözüküyor. Büyük ihtimal çaresizliğin, sertleşmenin, kutuplaştırmanın ve tek adam yönetimine bağımlılığın artmasıdır. Bu da hem seçimi kazanmayı ve kazanılsa bile sonrasında toplumu normal yollardan yönetmeyi zorlaştırır hem de Türkiye’yi içinde bulunduğu ‘gri alana’ uzunca bir süre daha mahkum edebilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024