Gökhan BACIK
“Biz farklıyız”, “süreci çok iyi idare ediyoruz” gibi alışılmış Türk iyimserliğiyle girilen korona krizinde iki gelişme durumun hiç de öyle iyimserlikle geçiştirilemeyeceğini gösterdi.
Birincisi, Türkiye maalesef kısa sürede neredeyse bütün dünyada korona vakası artışı bağlamında en hızlı mesafe kateden ülke haline geldi.
İkincisi, gelişmiş ülkeler büyük finansal paketler açıklayıp çalışamayan vatandaşlarına maaşlarını garanti ederken, Türkiye çalışamayanlara maaş ödemek bir kenara kendisi yurttaşlardan yardım istedi.
Doğal olarak her iki gelişme de Türkiye’de bir süredir halk ve devletin el ele vererek kurduğu zihin konforunu alt üst edecek nitelikte.
Özellikle yardım kampanyasının başlatılması değişik sınıfsal gruplar açısından son derece sembolik bir hadise. Şöyle ki, gelir seviyesi düşük vatandaşlar, bunu “para bitti” olarak değerlendirir.
İş adamı, sanayici, esnaf ve tüccar içinse bu hadise daha alarm verici olarak okunur. Bu gruplar, “para bittiyse devlet bundan sonra harcanacak parayı nereden bulacak?” sorusuna yoğunlaşır. Kasabalardan büyükşehirlere piyasa oyuncularının, iktidarın siyasetini kendi menfaatleri açısından artık sıkıntılı göreceği açık.
Burada şunu hatırlamak gerekiyor: Erdoğan, halktan para istemenin olası siyasi risklerini ve bazı kesimlerce nasıl anlaşılacağını muhakkak düşünmüştür. Belli ki Erdoğan yardım toplama kampanyasını hem ekonomik hem siyasi mobilizasyon nedenleriyle yapıyor.
Bu kampanya Erdoğan için artık bir tür organik/dinsel ilişki içinde olduğu tabanı arasında yeni bir mobilizasyon enerjisi üretebilir. Nitekim korona krizinin başından itibaren minarelerden okunan dualar da bu yaklaşımın bir yansıması. “Minareden edilen dua ile hastalığa çare bulmanın” ne bilimsel ne İslami bir referansı olmadığını herkes biliyor. Bunlar esasen zaten dinsel görünümlü siyasi eylemler. Hatta genel olarak Türkiye’de din artık siyasettir.
Öte yandan belli ki Erdoğan, tüccar ve sanayiciyi çantada keklik görüyor. Bunun da birkaç nedeni var: Bir kere, bu gruplar 10 yıldır Erdoğan ile bir tür simbiyotik ilişki kurdu. Neredeyse 10 yıldır “ucuz krediler” neden dağıtıldı sanıyoruz?
Bugün devlet, vatandaştan para isteyecek duruma geldi ise toplanan kaynakların daha önce “ucuz kredi” yoluyla piyasaya aktarılmasının rolü mutlaka var. Dolayısı ile piyasa aktörlerinin “kızgınlığını içine atmasından” başka bir çaresi yok. “Ucuz krediler,” “büyük ihaleler” ile bağlandıkları devlet ne isterse yapacaklar. Artık Türkiye piyasası bir nevi “yarı memurlaştırılmış” halde.
Dolayısı ile kriz ile ilgili “resmi politika” zaten epeydir devam eden dinsel-milliyetçi popülizmin günümüze tekrar uyarlanması. Yaşanan sorun çok büyük ve ekonomik yansımaları da ağır olduğu için belli ki popülizmin dozajını çok arttırmak gerekecek.
Ancak ne olursa olsun yaşanan krizin ekonomik sonuçlarının bir kesim vatandaşta siyasi yönelim değişikliği yapacağı muhakkak.
Erdoğan’ın da zaten stratejisi bu kaybı tamamen durdurmak değil, krizi en az hasarla geçip daha sonra toparlanmak. Bu ise mevziiyi korumak anlamına geliyor: Yani, esas vurgu, AKP ve MHP tabanlarını meydana getiren İslami ve milliyetçi hassasiyete sahip kitleye yapılacak.
Doğal olarak bu tür bir siyaset sanki Türkiye’de sadece AKP-MHP söylemini benimseyen yurttaşlar yaşıyormuş gibi dizayn edilmiş bir devlet ve siyaset görüntüsü verecek. Her kesimi kucaklayan üst siyasal söylem ve kimlik tamamen buharlaşacak. Erdoğan neredeyse artık her konuşmasında bir ayet yahut hadise atıfta bulunuyor. Ortağı Devlet Bahçeli de kendi siyasi meşrebince Erdoğan’a destek olarak her konuyu milliyetçi bir var oluş meselesi olarak tanımlıyor.
Dolayısıyla her geçen gün Türkiye’de artık uzlaşması zor, hayat tarzı, inanç, aile yaşamı gibi mikro ve makro konularda birbirinden farklılaşmış gruplar birbirinden daha da uzaklaşıyor.
Siyasette gerçekçi olmak gerekiyor: AKP ve MHP idaresi, seküler yahut Kürt yurttaşları içine alacak bir üst kimlik kuramaz. O yüzden bu idarenin söyleminin dışında kalanlar ikna edilemeyeceği için bir tür siyasal boyunduruk ile yönetilecektir.
Orta ve hatta uzun vadede AKP-MHP iktidarının reel bir sorun çözme yeteneği kalmadığı için şapkadan çıkacak birinci tavşan türlü duygulu sözler altında aslında vatandaşın devleti sırtlamasıdır. Esasen bu Türklerin trajedisidir: Devlet özünde bir araçtır. Ancak, bazı istisnai zamanlar dışında genelde Türkiye’de insanlar devlet tarafından araçsallaştırılmıştır.
Şapkadan çıkacak ikinci tavşan ise alla Turca bir Robin Hood düzenidir. Zaten düzenli vergi ödeyen ve üreten az sayıda insanın birikimi ve vergisi devlet tarafından toplanacak ve devlete dayanan kesimlere dağıtılacaktır. Bu dağıtım sürdükçe milyonlarca insan popülizmin gönüllü temsilcisi olacaktır.
Vasat insanların, akıllı ve yetenekli insanların bilgi ve parasını kullandığı bir düzen bu. Bir vakit sonra çok yetenekli ve çok eğitimli insanlar kendini lejyoner yurttaş olarak bile düşünecektir.
Korona krizi Türkiye’de bir iktidar değişikliğini tetikler mi bunu bekleyip göreceğiz. Ancak şurası kesin: Kriz, Erdoğan’ın siyasal gücünü ciddi biçimde budadı. İdlib krizinde Türkiye karşısında Rusya olunca ister istemez geri adım atmıştı. Korona krizinde büyüyen ekonomik dalga Ankara’nın nefesini kesti. Reel ve büyük krizler siyasetin on yıllık fiyakasını bir saniyede sıfırlayabilir.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025