Gürbüz ÖZALTINLI
Tam da beklediğim gibi oldu. Ben, siyaset erbabına; Türkiye’nin güç kullanıcılarına hayatımda asla sofistike özellikler yüklemedim. Çok yüzeyde yürüyen; niyetlerin bariz olduğu, kendini açığa vuran bir pratiktir aslında siyaset. Bazen, gözüken durumun gizlediği amaçlarla, şaşırtıcı çalımlarla karşılaşabiliriz. Fakat, ince tasarlanmış manipülasyonlar, akla gelmedik kurnazlıkta tuzaklar, son dakikaya kadar fark edemediğiniz hileler, genellikle heyecan arayan sinema müşterisinden para kazanan yapımcıların hayal gücünün ürünüdür; gerçek siyasetin değil… Siyaset, genellikle kamuya açık oynanan ve siyasi okur yazarlığa sahip makul bir gözlemcinin analiz edebileceği bir pratiktir. Komplo teoricilerinin çok sevdiği, ama sıklıkla yanıldığı bir sektördür. En azından benim kanaatim böyle.
Evet; beklediğim gibi oldu ve iktidar (Erdoğan + Devlet) İmamoğlu’nu oyunun dışına itme hamlesi yaptılar. Çok basit ve düz bir hedefleri var: Seçimleri kazanmak. Çok şaşırtıcı değil ama meşruiyeti bu derece umursamayan bir yöntem de, sıkışmışlığın derecesine işaret ediyor. Sanki, “Putin gibi zehirleyelim” diyenlerle “yok mahkemeyle halledelim” diyenler tartışmış; ikinciler ağır basmış gibi. Bu bir ironi tabii; Putin kimseyi zehirletmediği gibi, bizim ülkemizde de kimsenin aklına gelmez böyle şeyler. Hakimlerimiz de bağımsız hür iradeleriyle şey yaparlar… Şeriat keser ve acı duymak yasaktır…
Evet, anlaşıldığı gibi çok düz, çok basit düşünüyorum: İmamoğlu aday olursa bu seçimi kazanır. İmamoğlu İstanbul’u Binali beyden değil, Tayyip beyden söküp aldı. Erdoğan, önce geride durur gibi yaptı; dayanamadı veya çağrıldı ve mahalle mahalle, meydan meydan dolaştı “beka” dedi, (burası komik) “Sisi” dedi, terör dedi, şunu dedi bunu dedi İmamoğlu’nu durdurmaya çalıştı. Sonuç?
Peki, o günlerden bugünlere gelirken koşullar kimin lehine gelişti? Daha da kaybeden kim; daha da kazanan kim? Cevap çok açık değil mi?
Siyaset sofistike değil ama tabii asla bu kadar da basit ve düz değil. Siyaset baştan aşağı güç kavgası ve durmadan iştahlı öbekler üretiyor.
Şimdi konunun çok daha ciddi ve can alıcı kısmına geldik.
Kılıçdaroğlu ve çok tanımadığımız ekibi, bir strateji geliştirdiler. Önemli söylemler kurdular. M. Kemal’in askerlerini kızdıran; ulusalcıları köpürten kapılar açtılar. Bizim gibi demokratların tatlı bulduğu; ”işte dönüşümün güvenilir adamı” dedirten yeni bir siyasal pozisyon aldılar. CHP’ye tutunmuş o kocaman “kayıp kuşak” bunu çok anladı ve sevdi mi? Bence hayır. Ama bu, Kılıçdaroğlu’nun iktidar uğruna yürüdüğü yolu önemsizleştirmez. İyi işler yapıldı…
Adaylık ve güç mücadelesi açısından aynı şeyleri söyleyemiyorum. Kılıçdaroğlu ve ekibi, her siyaset odağı gibi iktidarı ele geçirmek istiyor. Yavaş yavaş, adım adım aday olarak kabul ettirme söylemi kurdular. Diğer ismi geçenlere alanı kapattılar. Aslında “nezaketli dayatma” yöntemi diyebiliriz buna. Muhalefetin diğer ortakları da “nezaketli direnç” tutumu geliştirdiler. Çünkü, kanımca Kılıçdaroğlu’nun geliştirdiği demokratik siyasete değil, adaylık performansına itirazları vardı. Zayıf buluyorlardı açıkçası. Bunu da giderek göze batan biçimde belirtmeye başladılar (Akşener bunun açık işaretlerini verdi. Babacan’ın da farklı düşündüğünü hiç zannetmiyorum). Nitekim Kılıçdaroğlu’nun adaylığını savunan çevreler bile, esas olarak onun performansına değil, muhalif blokun iç uyumu ve desteğine güvenmemiz gerektiğini telkin ettiler sürekli. Onlara göre, Kılıçdaroğlu’nun personası Erdoğan karşısında sönük kalıyor olabilirdi ama muhalif blokun seçmen desteği, onun seçimi kazanmasına yetecekti. Önemli olan iç bütünlük ve tam destekti. Ben hiç bu kadar rahat olmadım doğrusu.
İmamoğlu kendini hep denklemin içinde gördü ve orada durmayı başardı. Bana sorarsanız adaylık iddiasını Kılıçdaroğlu’ndan daha iyi yönetti. Çok acemice tökezlemeleri oldu. Ama hiç kopmadı ve son dönemde yine öne çıkmaya başladı…
Şimdi önemli bir kırılma noktasına geldik. Bu karar bambaşka bir atmosfer yarattı. Ortada çok açık gayrı meşru bir siyasal saldırı var. Muhalefet, güçlü, ortak bir tepki vermelidir ve belli ki bunu yapacaktır. Bu hamleyle iktidar, muhalefetin içini karıştıracak, adaylık tartışmasını köpürtecek bir sonuç hesap ettiyse hayal kırıklığına uğrama ihtimali yüksektir. Tersine muhalefeti konsolide edecektir. Bunun ilk işaretlerini de aldık.
Fakat bu, iktidar açısından güçlü de bir hamle aynı zamanda. Muhalefeti kendi istediği biçimde şekillendirme, budama, meydan okuma girişimi. Kanımca bu hamleye karşı en etkili cevap, Ekrem İmamoğlu’nun ortak aday olarak açıklanması olacaktır. Bunu kamuoyu önünde Kılıçdaroğlu’nun önermesi, iktidarın oyununu tersine çevirebilir.
Muhalif partiler, ekipler, hizipler velhasıl yelpazenin tüm aktörleri, iktidarın bu cinneti andıran saldırısıyla, aslında müthiş de bir fırsat yakalamış görünüyorlar. İstanbul’u Erdoğan’dan kopartmış, CHP kimliğiyle çok özdeşleşmemiş, muhafazakârlara da, Kürtlere de güçlü pencereler açmış bu özgün kimliğe yatırım yapmak ve Erdoğan’ı tahtından indirmek… Evet, bu fırsat bu kararla daha da büyüdü.
Adaylık konusunun ertelenmesi, bu saatten sonra saçmalığa dönüşecektir. İmamoğlu’nun adaylığı açıklanmalı ve en önde Kılıçdaroğlu olmak üzere diğer liderlerle el ele ülke çapında kampanya başlatılmalıdır. Karar kesinleşmeden alınacak mesafe çok önemlidir. Böyle bir kampanyanın büyük bir toplumsal dalga yaratacağını düşünüyorum.
Eğer bu kampanya toplumu ayağa kaldırırken iktidar bir hamle daha yapar, mahkeme kararını kesinleştirme ucuzluğu üzerinden sonuç almaya kalkarsa, kimi aday gösterse muhalefetin kazanacağına iddiaya girmeye hazırım.
Türkiye’mizi bir vuruşta düzeltelim arzusunu anlıyorum. Geçiş sürecinin olası baştan çıkartıcılığına karşı Kılıçdaroğlu’nun güvenilir bir kimlik sunduğuna hiç itirazım yok. İmamoğlu’nun buram buram popülizm ve güç arzusu kokan havasının da farkındayım. Ama hayat böyle; risklerle ve gerçekçi adımlarla ilerliyor. “Önce seçimleri garantiye alalım sonrasını o zaman düşünürüz”cüyüm… Ayrıca; İmamoğlu veya herhangi bir isimden, kendileri isteseler de yeni bir Erdoğan çıkmaz, çıkamaz. Türkiye bu tek adam tecrübesinden geçti ve muhalefet bu ucube, keyfi otoriteyi tasfiye etme vaadiyle yola çıktı. Erdoğan, tartışılması bu yazının konusunu çok aşan tarihsel koşulların bir ürünüydü. Bugün ne o koşullar var, ne de öyle bir lider profili. “Kovboy kızı kurtardı; şimdi kızı kovboydan kim kurtaracak” sendromunun bir karşılığı yok kanısındayım.
Bir özetle başlığa döneyim. İktidar hiç de sofistike planlarla filan değil; Erdoğan’a çok yakışan güdülerle bir hamle yaptı. Sonuç da alabilir, tam tersine altında da kalabilir. Ateşle oynuyor. Ama ateşle oynayan sadece iktidar değil; Kılıçdaroğlu da ateşle oynuyor. Yapmayın…
Elleriniz yanar…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023