Hadi ULUENGİN
BAŞBAKAN Erdoğan sanki her eve bir çamaşır makinesi kampanyası yürütüyor.
Dönüp dolaşıp ve habire her aileye üç çocuk diye tekrarlamasını kastediyorum.
Gerçi, Allah cümlemizinkini bağışlasın, bendenizde boy boy ve dört tane var!
Dolayısıyla, eh ne mutlu bana, zahir hem AKP liderinin övgüsüne mazhar olacak, hem de belki damızlık kategoride altın madalya hak edecek fasileye giriyorumdur.
Hayır!
***
YANİ genel olarak insanın birey, özel olarak da kadının beden hürriyetini tavizsiz ilke olarak sahiplendiğimiz takdirde hayır!
Zira bilgiç lügatte natalist denen ve otoriter, teokratik ve totaliter rejimlerin en temel desturlarından birisini oluşturan bu tür doğumculuk projeleri demokrasiyle asla bağdaşmaz.
Hem o birey insanın mahremine pervasızca müdahale anlamına gelir, hem de o toplum mühendisliğinin daniskasına tekabül eder.
Öyle bir mahreme müdahale ki, buluğ çağından itibaren burnunu uçkur altına sokar.
Öyle bir toplum mühendisliği ki, gerdek gecesinden itibaren yatağı gönyeyle ölçer.
Ve yukarıdaki mantalite meydanı boş bulduğu takdirde de kademe kademe önce kürtajı, sonra doğum kontrol hapını, nihayetinde ise prezervatifi bile yasaklamaya kalkar.
Ne hacet, oldu olacak bari Katolik kara papazlardan da aforoz için cevaz isteyelim!
***
OTORİTARYEN muhafazakâr kimliği yansıtan Recep Tayyip Erdoğan’ı tabii ki onlarla karşılaştırmak küstahlığa yeltenecek ama yine de şunları hatırlatmak zorundayım:
Unutmayalım ki Almanya’nın Hitler’i “âri nüfus” (!) artsın diye yine “âri ırktan” (!) seçtiği kız ve erkekleri metazori halvete sokuyordu.
Unutmayalım ki ülke açlıktan kırılırken Çin’in Mao’su “emperyalizmi sidikle boğmak için” (!) halkına hâlâ “çoğalın” talimatı veriyordu.
Ve yine unutmayalım ki Çavuşesku Romanya’sında hem doğum kontrolü ve kürtaj yasaktı, hem de ezkaza yakalanan Tuna deltası batağındaki esaret kamplarını boyluyordu.
Yani bütün “çocuk yapın” dayatmalarına hep sağ veya sol diktatoryalar imza attı.
Tamam, Başbakan henüz dayatmıyor ama retoriğiyle o yöne doğru kavis çiziyor.
***
VAKIA doğru, ufukta demografik bir azalma ve yaşlanma rizikosu belirdiğinde demokratik devletler de insiyaki bir yaşama refleksiyle tedbir almak ihtiyacını hissederler.
Yukarıdaki natalist politikaları kâh loğusa primini yükselterek, kâh bebek kreşini artırarak, kâh da annelik tatilini uzatarak iradi biçimde desteklemek yöntemini seçerler.
Nitekim bu tür bir tehlike sezinleyen birçok Batı Avrupa başkenti hâlen yukarıdaki önlemlere başvuruyor. Hatta bazı İskandinavya ülkelerinde babalık tatili dahi bahşediliyor.
Zaten doğum oranı yüksek göçmenleri de aynı yaklaşımla vatandaşlığa geçiriyorlar.
Ancak, o devletlerin liderleri şu kadar çocuk yapın diye talimat vermeye ve çağrı tekrarlamaya asla kalkışmıyorlar, çünkü insanın birey ve kadının beden özgürlüğüne müdahil davranmanın ilk andan itibaren demokrasinin “d”sine tecavüz olduğunu tabii ki biliyorlar.
***
AYRI yazı konusu, ailelerin çocuk sayısıyla refah düzeyi, kadercilik anlayışı, köylülük hantallığı veya inanç metafiziği arasındaki bazen zıt, bazen paralel ilişkilere girmeyeceğim.
Fakat Başbakan kendi tezini savunurken bir de kaş yapayım derken tam göz çıkarttı!
“Ben söylersem lâf oluyor, Putin’e kimse tınmıyor” diye serzenişini kastediyorum.
İşte, gönlünde yatan aslanı ve emsal bellediği kıstası ele vermesi açısından bir turnusol kâğıdı işlevi gören bu çok vahim ve bu çok hazin Putin referansını yarın işleyeceğim.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015