Hasan CEMAL
Berkin Elvan haberlerini izliyorum. Fotoğraflarına bakıyorum. Okmeydanı Cemevi önünde toplanan insan seline gözüm ilişiyor. Bir tweet atıyorum: Ufaklık, sen uyudun, memleket uyanmaya başladı...
Televizyonlara bakıyorum. Özellikle Gezi döneminde gazetecilik adına yaşanmış o utanç verici penguenleşme sürecinin artık kırıldığı anlaşıyor. O günlerin yaklaştığını görüyorum. Hangi günlerin mi?..

Berkin Elvan haberlerini okuyorum.
Fotoğraflarına bakıyorum.
Anasının, babasının hallerini izliyorum.
Büyük acılarını içimde hissetmeye çalışıyorum, yaslarını paylaşıyorum.
Okmeydanı Cemevi önünde Berkin için toplanan insan seline gözüm ilişiyor.
Bir tweet atıyorum:
Ufaklık,
Sen uyudun,
Memleket uyanmaya başladı,
Bak, her tarafta senin yasın tutuluyor,
Vicdanlar kanamaya başlayınca hep böyle olur.
İyi ki twitter var, sosyal medya var.
Bizi özgürleştiriyor.
Devlet kendini ne zaman hukukla bağlı gördü ki
Yüreğim yanarak oturuyorum bilgisayarın başına.
İçimden yazmak gelmiyor.
Ne yazayım ki?
Devlet şiddeti...
Devlet terörü...
Devletin malum hoyratlığı...
Yine birbirine benzer sözcükleri arka arkaya sıralayarak tepkiyi yazıya dökmek...
Ne kadar önemli?
Yıllardır hep aynı değil mi?
Düşün bakalım Hasan Cemal!
Bu memlekette devlet kendini ne zaman hukukla, kuralla bağlı gördü ki?..
Başbakanlık'tan Vali'ye: Savcıyı da alın!
Daha geçen akşam internete düşen ses kaydında Başbakanlık Müsteşarı –şimdiki İçişleri Bakanı- Efkan Ala, bir haberinden dolayı Taraf yazarı Mehmet Baransu’nun gözaltına alınması için İstanbul Valisi Avni Mutlu’ya şöyle buyuruyor:
“Savcı, arama kararı vermiyorsa, suçu önlemek için girsinler. Biz her türlü koruruz sizi. Kapıyı kıracak alacak adamı! Böyle kepazelik olmaz. Suçu işliyor şu anda. Hiç, burada mahkeme kararına bile lüzum yok!”
İstabul Valisi, “Allah Allah ya, nereden buluyor bu adam bunları ya?..” diye biraz duraksayınca, Başbakanlık Müsteşarı’nın tepkisi büyüyor, Baransu’nun derhal gözaltına alınması için bastırıyor:
“Savcı bir şey diyorsa, savcıyı da alın!”
Devlet bu.
Ceberut devlet!
Başbakanlık Müsteşarı, devletin en yüksek bürokratı, karar veriyor bir gazetecinin suç işlediğine.
Vali’ye buyuruyor telefonda:
- Atın o gazeteciyi hapse!
Vali mırın kırın ediyor. Savcı’dan arama kararı gerektiğine işaret ediyor.
Başbakanlık Müsteşarı sertleşiyor:
- Savcı arama kararı vermiyorsa, kırın kapıyı alın adamı!
Ve gürlüyerek noktayı koyuyor:
- Gerekirse savcıyı da alın içeri!
Bu memlekette devletin niçin ceberut devlet diye tarif edildiğini bu konuşma çok iyi anlatıyor.
Farkında mısınız, nasıl bir ülkede yaşıyoruz?
Gazetecinin suç işlediğine Başbakan Erdoğan’ın Müsteşarı karar veriyor; Vali’yle Savcı mırın kırın edince, “Kırın kapıyı!” diyor ve “Gerekirse, savcıyı da alın içeri!” diye emir veriyor.
Böyle bir memlekette yaşıyoruz.
Hukuk, kural tanımayan bir devlet!
Böylesine ‘ceberut devlet’in kol gezdiği bir memlekette insan hakları, özgürlükler nasıl ayakta kalabilir ki?
Okmeydanı’nda, Cemevi’nin önünde televizyon ekranlarına yansıyan Berkin Elvanposterlerine bakıyorum:
Katili tanıyoruz, biliyoruz.
Hoşçakal zeytin gözlü çocuk.
Berkin Elvan ölümsüzdür.
Hesabını soracağız.
Hesabı sorulacak o kadar çok şey birikmeye başladı ki.
Efkan Ala’yı düşünüyorum.
Tekrar ediyorum.
Başbakanlık Müsteşarı olarak bir meslektaşımın, Mehmet Baransu’nun bir haberinden dolayısuç işlediğine karar veriyor; savcılık kararı olmasa da, kırın evinin kapısını ve atın hapse o gazeteciyi diyebiliyor. Bu da yetmiyor, gerekirse savcıyı da alın içeri diyor.
Farkında mısınız?
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?
İçişleri Bakanı Ala'ya sorular
Efkan Ala şimdi İçişleri Bakanı.
Şimdi ona sormak istiyorum.
Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı’na telefon edip bir işadamı, Aydın Doğan hakkındaki beraat kararının değiştirilerek yargıdan mahkûmiyet çıkmasını istemedi mi?
Başbakan Erdoğan, bir ihalenin Koç’tan alınıpKalkavan’a verilmesini sağlamadı mı?
Soruyorum:
Bunlar suç değil mi?
Yargı bağımsızlığını hiçe saymak bir anayasa suçu değil mi?
İhaleye fesat karıştırmak bir anayasa suçu değil mi?
Evet öyle.
Anayasal suçlar!
Ve başbakanlar bu suçların hesabını Yüce Divan önünde verirler.
Adalet duygusuna darbe vuran örnekler...
Demokrasi ve hukuk bir gün Türkiye’nin de kapısını çalacak, bundan kaçış yok.
O zaman da, kendini savcı ve hâkim yerine koyan, hukuk devletini hiçe sayan ceberut devlet temsilcilerinden hesap sorulur.
İyi güzel de, ne zaman?
Ne zaman tıkır tıkır işleyen bir hukukun üstünlüğü rejimi olacak Türkiye’de?..
Bir Genelkurmay Başkanı, nasıl oluyorsa, ‘teröristlik’ten yargılanıyor; nasıl oluyor da,ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkûm edildikten iki yıl sonra da serbest kalıyor.
Öte yandan, Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı’nda gırtlak kesenler serbest…
Cumhuriyet’e bomba atan, kanlıDanıştay baskınını yapanAlpaslan hakkında tahliye kararı…
Hrant Dink Davası’nın Erhan Tuncel’i serbest…
Kemal Kerinçsiz serbest…
Veli Küçük serbest…
İbrahim Şahin serbest…
Hukuk devleti, yargı bağımsızlığı yerle bir edilirken, Ergenekon’un kapıları açılıyor Erdoğan iktidarı eliyle...
Ama aynı zamanda ‘faili meçhuller’e dokunmayan bir yargı düzeni… KCK’lıları bunca zamandır hapiste tutan bir yargı düzeni…
Özgür Gündem’in sürmanşeti gözüme ilişiyor:
“Kürdistan’da savaş suçu işleyen devletin infaz çetesi JİTEM’cileri tahliye eden AKP yargısı, demokratik siyasette yer aldıkları için rehin tutulan Kürt siyasetçileri ‘dağa çıkabilirler’ diyerek tahliye etmedi.”
Haberin içinde bir haber daha var:
“AKP-JİTEM ANLAŞMASI!
AKP, devletin klasik Gladyo üçlüsü Ergenekoncuları birer birer tahliye ediyor. İnfaz çetesi JİTEM’in kurucuları Veli Küçük ve Levent Ersöz’ün de aralarında olduğu çoğu savaş suçlusu birçok kişi salındı.”
O kadar çok ki vicdanları kanatan, insanın adalet duygusuna darbe vuran örnekler…
Zeytin gözlü çocuk için insan seli
Yazımı yazarken, bir yandan televizyona da göz atıyorum.
İstanbul’da Okmeydanı’nda, Ankara’da Kızılay Meydanı’nda, Türkiye’nin birçok yerinde büyük kalabalıklar toplanıyor, yürüyor.
Büyük bir insan seli…
Adalet için yürüyor.
İnsaniyet için yürüyor.
Hukuk için yürüyor.
Zeytin gözlü çocuk için yürüyor büyük insan seli…
Okmeydanı’ndan Şişli’ye doğru dalga dalga kabarıyor yürüyüş.
Sloganlar atılıyor:
Berkin’ler ölmez!
Hırsız var!
Berkin Elvan’ın hesabı sorulacak!
Bu arada bir haber:
Üç büyük kulüp, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş ayrı ayrı Berkin Elvan için taziye mesajı yayınlamışlar, iyi yapmışlar.
TÜSİAD’tan da Berkin’in acısına sahip çıkan bir uyarı mesajı.
Cem Boyner’den Beymen’e:
“Berkin’e saygı için bugün mağazalarda müzik çalınmayacak.”
AGOS gazetesinin penceresinden sarkan bir pankart:
“Çocuk ve Ekmek Kutsaldır!
Seni unutmayacağız Berkin.”
Evet öyle, acıyı yaşayan bilir.
O günler yaklaşıyor: Gazeteci gazetecilik yapacak
Televizyon kanallarına bakıyorum.
Özellikle Gezi döneminde gazetecilik adına yaşanmış o utanç verici penguenleşmesürecinin artık kırıldığı, haberciliğin damgasını vurmaya başladığı anlaşıyor.
İnşallah bundan sonra, Tayyip Erdoğan’ın Alo Fatih hatları tamamen kesilir.
İnşallah bundan sonra, bir telefonuyla haber attıran, sansür uygulatan, gazeteci kovduranTayyip Erdoğan’a, “Dur bakalım, sen artık kendi işine bak!” denir.
İnşallah bundan sonra, bir telefonuyla patronlara ulaşıp televizyon haberlerine yön veren, ‘hangi omurgalı iktidar yalakaları’nın ekrana çıkacağını bile buyurabilen Tayyip Erdoğan’a, “Sen de kim oluyorsun, sen artık kendi işine bak!” denir.
O günlerin yaklaştığını görüyorum.
Gazeteci milleti gazetecilik yapacak.
Siyasetçiler memleket idare edecek!
Gün gelecek, bu memlekette herkes kendi işine bakacak.
'Ordunun yerini yürütmenin hegemonyası aldı'
Fethullah Gülen’in Financial Times’da geçen gün çıkan makalesini okuyorum.
Gülen, ülkede güveni yeniden tesis etmenin ve ülke dışında yeniden saygınlık kazanmanın yolunun evrensel insan haklarıyla hukukun üstünlüğüne bağlılıktan geçtiğini belirtiyor. Bunun için de, sivillerin yazdığı yeni ve demokratik bir anayasanın şart olduğunu vurguluyor.
Gülen’in şu satırların altını çiziyorum:
“Bir zamanlar ordunun iç politikadaki hâkimiyetinin yerini, yürütmenin hegemonyası almış gibi görünüyor.”
Bir başka deyişle:
Demokrasiye asker freni çekilirken, yerine sivil freni, bir başka deyişle Tayyip Erdoğan freni konulduğuna dair çoktan beri kuşku kalmadı.
Tayyip Erdoğan’ın demokrasi ve hukuktan yoksun bir tek adamlık düzeni kurmaya koyulduğu özellikle 17 Aralık sonrası apaçık gözler önüne serilmeye başladı.
'Erdoğan kötülüğü sıradanlaştırıyor'
Vicdanlar kanamaya başladı mı hep böyle olur. İtiraz, protesto dalga dalga büyür.
Şimdi Türkiye de böyle bir süreci yeniden yaşamaya başladı.
Böyle bir süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu, ‘şiddet’ten sakınmaktır, şiddet sarmalından uzak durmaktır.
Erdoğan’ın değirmenine su taşımaktan uzak durmaktır.
Erdoğan ne yazık ki memleketi fena halde kutuplaştırıyor, keskin cephelere ayırıyor.
Bu kötülüğü Türkiye’ye Gezi’den beri bilinçli olarak yapıyor. Bu oyunun seçim sandığında kendisine daha çok oy getireceğine inandığı için yapıyor bu kötülüğü.
Topluma inatla zehir zerk ediyor Tayyip Erdoğan. İnsanların birbirlerine düşmanlaşmasından menfaat umuyor.
Evet, kötülük yapıyor.
+1 TV’yi izliyorum
Pelin Batu can alıcı bir noktaya dokunuyor::
“Erdoğan, kötülüğü sıradanlaştırıyor!”
Bu toprakların insanları birbirinden kopuyor
Erdoğan’ın yaptığı öylesine bir kötülük ki, 28 Şubat dönemindeki gibi, bu toprakların insanıhayat tarzları nedeniyle birbirinden kopuyor, uzaklaşıyor.
Tek adamlık peşindeki Tayyip Erdoğan, demokrasi ve hukuktan koşar adım uzaklaşırken, Türkiye’yi de bir tuzağın içine çekiyor.
Tayyip Erdoğan’a karşı elbette demokrasi ve hukuk mücadelesi verelim, veriyoruz da, ama onun kutuplaştırma, cepheleştirme tuzağına düşmekten özenle sakınalım.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024