Hasan CEMAL
Demokrasi ya da liberal demokrasinin dökülen halleri...
Hem Batı'da hem Doğu'da hem de Türkiye'de hukuk ve özgürlük düzenlerinin yediği darbelerle inişe geçmesi...
Bu konularla ilgili sekiz on kitap okudum bu yıl içinde ve hepsini bu köşede özetlemeye çalıştım.
Son olarak üç kitap daha bitirdim.
Kitapların Türkçeleri şöyle:
1. Demokrasi İnişte mi?
2. Küreselleşen Otoriterlik.
3. Çoğulculuk karşıtlığı: Liberal Demokrasiye Dönük Popülist Tehdit.

Üç kitapta da Erdoğan Türkiyesi elbette eksik değil. Erdoğan yönetimi altında Türkiye'nin nasıl adım adım demokrasiden uzaklaştırıldığına dair kısa uzun değinmeler var.
Eski Amerikan dışişleri bakanlarından Condoleezza Rice, "Democracy In Decline?" adını taşıyan kitaptaki önsözünde, demokrasinin geleceği konusunda iyimserliğini koruduğunu belirtirken, karamsarlık gerektiren bir dönemden geçildiğini de vurguluyor.
Çin ve Rusya'nın demokrasi düşmanı bir uluslararası ortamın oluşumuna katkıda bulunduklarını, buna karşılık Amerika ve Avrupa'nın özgürlük davasını savunma konusunda daha sessiz, daha uzak kaldıklarına da işaret ediyor.
Liberal demokrasinin temel kurumları arasındaki basın özgürlüğü, hukuk devleti, özgür ve adil seçimler açısından durumun irdelendiği kitapdaki bir makalede ise kötüye gidişin nedenleri üç noktada özetleniyor:
1. İleri demokrasilerde ekonomik ve siyasal başarısızlığı derinleşmesi...
2. Bazı otoriter rejimlerde artan özgüven ve canlılık...
3. Demokrasilerle rakipleri arasında değişmekte olan jeopolitik denge...
Amerika ve Avrupa'da demokrasinin özellikle 2000'lerde popülizm ve milliyetçilik karşısındaki gerilemesiyle ilgili olarak her değerlendirmede şu noktalar ön plana çıkıyor:
Küresel kapitalizmin neden olduğu eşitsizlikler...
2008 finans krizi...
Bu krizin yol açtığı işsizlik...
Mülteciler, göçmenler...
Batı kapitalizmi bocalarken, Çin'de 'otoriter kapitalizm'in, yani dikta altında işleyen bir kapitalizmin daha çok büyüme ve refah sağlıyor olması...
(Bu arada bir not HC'den: Son haftalarda Amerikan ve İngiliz basınında çıkan bazı değerlendirmelerde, Çin ekonomisinin teklemeye başladığına ve Çin özel sektörünün ve önde gelen Çinli girişimcilerim devletten yakındığına dair ilginç örnekler var.)
Berlin Duvarı'nın 1989'da yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin 1991'de tarihe karışmasıyla birlikte liberal demokrasinin dünya çapında zaferini ilan eden ve Tarihin Sonu teziyle ünlenen Fukuyama'nın makalesinin başlığı şöyle:
Demokrasi Neden Bu kadar Dökülüyor?
Francis Fukuyama, dünyadaki sayıları 1970'de 35 olan seçimli demokrasilerin 2014'de 110'un üzerine çıktığını, bundan sonra bir inişin uç verdiğini anlatırken, demokrasilerin inşasında iki önemli konuya işaret ediyor:
Güçlü siyasal partiler...
Modern devlet...
Fukuyama, yurttaşlarına temel hizmetlerini düzgün veren modern bir devlet, demokratik kurumlar ve hukukun üstünlüğü yoluyla liberal demokrasinin önünün açılacağını belirtiyor.
Robert Kagan demokrasilerin geleceğiyle ilgili Jeopolitiğin Ağırlığı başlıklı makalesinde, demokrasi olacaksa bu konuda Amerika'yla Avrupa'nın önemini ön plana getiriyor.
Amerika'nın ağırlığını demokrasiden yana koymadığı bir dünyada demokrasilerin gerilemeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor.
Avrupa için de benzer kaygıları taşıyor. Avrupa Birliği üyesi Macaristan'da Viktor Orban'ın, AB'nin kayıtsız bakışları arasında basın özgürlüğünü, siyasal özgürlükleri tırpanladığını yazıyor.
Robert Kagan, demokrasiler konusunda Amerika'nın önemine işaret ederken şu satırları yazmış:
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika, Almanya'da, İtalya'da, Japonya'da, Avusturya ve Güney Kore'de askeri güç ve uzun süreli işgal yoluyla demokrasileri kurdu,oturttu. Faşizm'in savaş meydanlarında yenilmesiyle Yunanistan ve Türkiye demokrasiye adım attılar. Bu zaman diliminde yirmiyle otuz arasında ülkeye demokrasi geldi, dünya nüfusunun yüzde 40'ı demokrasiyle yönetilmeye başladı.
Robert Kagan makalesinde bir soru da var:
Demokrasiye giden yol kaçınılmaz bir gelişmenin mi ürünüydü, yani bir fikrin mi zaferiydi, yoksa bu yolu güç mü, askeri güç mü açtı?
Kagan, gönlümüzde ilkinin yattığı ama gerçeğin farklı olduğunu belirtiyor.
Öte yandan günümüzde, Putinizm'le Çin otoriterizmi'yle Batı demokrasinin geleceklerini mukayese ettiğinde de şu noktaya dikkati çekiyor:
Rusya ve Çin'deki otokrasi, otoriter rejimler, Batı demokrasisinden daha uzun bir geçmişe sahip. Ve unutmayın, Avrupa demokrasisi yaşlı kıtanın büyük bölümünde daha yüz yaşında bile değil.
Demokrasi ve özgürlük rejimleri 2006 yılı sonrası inişe geçerken, demokrasi ve çoğulculuktan hazzetmeyen popülist, milliyetçi, yabancı düşmanı hareketlerin güçlenmesinde altı özellikle çizilen nedenlerden bir bölümünü kitaplardan şöyle özetleyebilirim:
Demokratik kurumların, en başta seçilmiş siyasetçilerin, siyasal partilerle parlamentoların halkın gözünde uğradıkları güven kaybı... Ve yetersiz büyümeyle birlikte işsizlik ve eşitsizliğin yaygınlaşması, ücret artışlarının sınırlı kalması... Mülteci ve göçmenler meselesi...
Democracy In Decline'da yer alan Larry Diamond imzalı makalede Erdoğan ve AKP'nin Türkiye'de demokrasiyi nasıl adım adım çukura çektikleriyle ile ilgili şu satırlar yer alıyor:
Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) birkaç yıldır ülkenin demokratik çoğulculuğuyla özgürlükleri her geçen gün yok ediyor. Kendi siyasal hegemonyasını kuruyor. Yargı ve bürokrasi üstünde kendi kontrolünü oturturken, gazetecileri tutukluyor, medya ve ünversitedeki muhaliflere korku salarak sindiriyor, iş alemini muhalefet partilerine destek vermemeleri için misillemeyle tehdit ediyor. Erdoğan eş zamanlı olarak kendi kişisel gücünü pekiştiriyor. İktidarın kişiselleşmesi ve kötüye kullanımı, özgürlük ve rekabet alanlarının daraltılması adım adım ve kurnazca gerçekleştiriliyor.
Anti Pluralism: The Populist Threat to Liberal Democracy adını taşıyan kitabında, bir zamanlar Başkan Bill Clinton'ın da danışmanlığını yapmış olan Brookings Enstitüsü'nden William A. Galston, demokrasiye dönük tehditler arasında şunları belirtiyor:
Çin, Rusya ve Körfez ülkelerinin kendi mali kaynaklarını demokratik olmayan rejimleri desteklemek için kullanmaları... Birçok otokratın sivil toplum kuruluşlarını yoğun saldırı altında tutmaları... Rusya'nın siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla gelişmiş demokrasileri zayıflatmaya, hatta seçimlerini etkilemeye çalışması...
William A. Galston kitabında, demokrasilerin gerilemesiyle ilgili olarak Britanya'dan, Fransa'dan, özellikle Polonya ve Macaristan'dan örnekler veriyor.
Polonya ve Macaristan'daki, hatta Çekya'daki göçmen ve Müslüman düşmanlığının eriştiği boyutların demokrasi açısından yarattığı büyük tehditlere işaret ediyor.
Her iki AB üyesi ülkede yargı bağımsızlığının kısıtlanıyor olmasının ve sivil toplumun yabancı ajanı ilan edilmesinin demokrasiyi nasıl gerilettiğini anlatırken, Macaristan Başbakanı Orban'ın 2014'deki bir konuşmasından da örnek veriyor:
Macaristan'da inşa etmekte olduğumuz yeni devlet liberal olmayan (illiberal) bir devlettir.
Amerika'da da demokrasi tehlikede mi?
Galston kitabında bu soruya da ayrı bir bölüm ayırmış.
Amerika'da büyük şirketlerin, bankaların ve medyanın toplum nezdinde büyük güven kaybına uğradıklarının altını çizmiş.
Amerika'da liberal demokrasinin gerileyişiyle ilgili olarak elbette Trump faktörünü de belirtmiş.
Ancak, Başkan Trump'ın medyayı halk düşmanı ilan etmesine rağmen Amerika'da güçler ayrılığını, bağımsız yargıyla yasamayı ve medyayı dize getirmesinin mümkün olamayacağını da teslim etmiş.
Bir başka deyişle:
Türkiye'de olmayan yasama, yargı, özgür medya gibi liberal kurumların Amerika'da demokrasiyi ayakta tutacağına işaret etmiş.
Demokrasiyi sevmeyen popülist liderlerin sürekli olarak nasıl düşman yarattıklarına da kitapta yer ayrılmış.
Yabancı mallarla, yabancı fikirlerle, yabancı göçmenlerle, yani düşmanlarla sürekli çatışma halindeki milliyetçi, popülist iktidarların demokrasiyi nasıl gerilettikleri de anlatılmış...
Piyasa ekonomisiyle liberal demokrasi ilişkisini ele alan bir bölüm de var kitapta.
Piyasanın işleyişiyle yarattığı eşitsizliklerin liberal demokrasiye karşı memnuniyetsizliği beslediğini belirten bu bölümde, siyaset kurumunun piyasaya sosyal bir boyut kazandırmasının önemine de özellikle dikkat çekilmiş...
Küreselleşen Otoriterlik (Authoritarianism Goes Global) adını taşıyan kitaba gelince...
Önsözünde şöyle bir cümle var:
Büyük Beşler adı takılan otoriter devletler, Çin, Rusya, İran, Suudi Arabistan ve Venezuela, demokrasiyi küresel düzeyde durdurmak için eşgüdümlü ve kararlı bir çaba içindeler...
Bir başka bir cümle:
Özgür medyayı ve sivil toplumu baskı altına altına için oluşturulan stratejiler...
Ve kitabın sonlarından bir cümle:
Demokrasiler kendilerine dönük tehdidi küçümsüyorlar. Oysa, bu meydan okumayı ciddiye almaları ve kendi demokrasi oyunlarını iyileştirmeleri, geliştirmeleri lazım.
Uzun lafın kısası:
Yalnız bizim memlekette değil, dünyada da demokrasinin halleriiyi değil kötü ve kötüye gidiyor.
Amerika'da Başkan Trump'ın varlığı ve Avrupa Birliği'nde ağır basmakta olan zayıflık, çapsız liderlik -ya da bir tür çaresizlik- demokrasinin dünyadaki geleceğini daha beter tehlikeye atıyor.
N'apalım, belki de hayatın bizden yana olmadığı zamanları yaşıyoruz.
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024