İhsan DAĞI
İnsan hakları mağdurları için çığlıklarının dışardan duyulması önemlidir. Dışarıda duyulduklarında ve dışarının sesini duyduklarında yalnız olmadıklarını bilirler.
Bir süredir Doğu Türkistan’da yaşananlara bütün dünya tepki gösterirken Türkiye’nin, halkı ve devletiyle sessizliği izaha muhtaç. Filistin’den Arakan’a ümmetin haklarının savunucusu bir partinin yönettiği, Türkçü bir partinin de desteklediği bir ülkede Müslüman Uygur Türklerinin toplama kamplarına kapatılması, sistematik işkencelere, tecavüzlere uğraması neredeyse haber bile olmuyor.
Neler oluyor Doğu Türkistan’da?
Çin yönetimi, Sincan Özerk Bölgesi dediği Doğu Türkistan’da Uygurları ve diğer Müslüman azınlıkları fişliyor, ‘şüpheli’ bulduğunu sözde ‘siyasal eğitim’ kamplarına gönderiyor. Bildiğiniz ‘toplama kampları’ olan bu kamplara kapatılanların sayısı 1 milyonun üstünde.
Kampta tutulan ‘şüpheliler’ aylarca, hatta yıllarca endoktrinasyon ve sorgulamaya tabi tutuluyor. Kimler mi ‘şüpheli’? Yurt dışına gidip gelenler, yakınları yurt dışında yaşayanlar, pasaport talebinde bulunanlar, yurt dışındaki insanlarla iletişim içinde olanlar, düzenli ibadet edenler, sakal uzatanlar, başörtüsü kullananlar ve şüphelilerin akrabaları… ‘Hassas ülkeler’e seyahat edenler de gözaltına alınıp kamplara atılıyor. Bu arada, hassas ülkeler listesinde Türkiye de var.
Kamplarda tutulan Uygurların yaklaşık yüzde 10’u ‘terörizm’ ve ‘İslamcı aşırıcılık’ suçlamasıyla orada. Diğerleri için böyle bir suç yakıştırma gereği bile görmüyorlar. Daha ‘az şüpheliler’i de ‘emek transferi’ adı altında Doğu Türkistan dışındaki fabrikalarda zorla çalışmaya gönderiyorlar.
İnsanların günlük hayatları, tercihleri ve görüntüleri yüksek teknoloji aygıtlarıyla izleniyor ve fişleniyor. Milyonlarca insandan biyometrik data toplanıyor. Sesleri, DNA örnekleri alınıyor. Yapay zeka teknolojisi kullanılarak milyonlarca insanın anında kimlik tespiti, kişisel bilgileri, yaşamları izleniyor. Profiller çıkarılıyor, belirli davranış kalıplarından ve karakter özelliklerinden insanlar ‘şüpheli’ olarak fişlenip kamplara yollanıyor. Tam anlamıyla bir ‘dijital diktatörlük…’
Uygurlara karşı yapılan ‘etnik kültürel temizlik’ yerel düzeyde alınan bir karar ve uygulama değil. Baskı politikası Şi Jingping’in Sincan’ı 2014 ziyaretinin ardından yoğunlaşıyor. Bölgenin kültürel, politik ve etnik temizliğe tabi tutulması emrini verenin bizzat Çin Komünist Partisi lideri Jingping olduğuna dair belgeler var.
Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü sistematik insan hakları ihlalleri uzun zamandır dünyanın gündeminde. Daha önceki gün Kanada parlamentosu Çin’in Uygurlara yaptıklarını ‘soykırım’ olarak tanıdı.
ABD, başkan Trump döneminden itibaren Türkistan’daki insan hakları ihlallerine tepki gösteriyor. Çin’in Sincan’da ‘insanlığa karşı suç’ ve ‘soykırım’ suçu işlediğini söylüyor Amerikan yönetimi. Çok sert bir tutum bu. En son, ABD Başkanı Biden, Çin’in Sincan’da yaptığı ağır insan hakları ihlallerinin bedelini ödeyeceğini açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı’nın da sayısız ve sert açıklaması var Çin’in bölgedeki uygulamalarına ilişkin. ABD, üretiminde tutukluların, mahkumların ve çalışma kamplarına kapatılan Uygurların kullanıldığı gerekçesiyle Çin’in Sincan bölgesinden gelen pamuğun ülkeye girişini de yasakladı.
İngiltere de çok aktif. Çin hükümetini defalarca ve açıkça kınadı. Uygurlara yapılanları kabul edilemez uygulamalar olarak niteledi, Uygurlara yönelik işkencenin, insanlık dışı muamelenin durdurulmasını, Çin’in uluslararası yükümlüklerini yerine getirmesini istedi. İngiliz dışişleri bakanı, ‘korkunç barbarlık’ olarak nitelediği insan hakları ihlallerine tepki göstermenin ‘ahlaki bir görev’ olduğunu söyledi.
İngiliz şirketlerinin Çin’deki faaliyetleri, ithalat ve ihracatları incelemeye alındı. Tedarik zincirlerinde zorla çalıştırılanların olması veya ihraç ürünlerinin Doğu Türkistan’da ‘Uygur Müslümanları’nın haklarının ihlal edilmesinde kullanılması durumunda bu şirketlere karşı yaptırım uygulama kararı alındı. Kanada hükümeti de benzer yaptırımlar uyguluyor.
Haziran 2020’da BM İnsan Hakları Konseyi’nde Çin’i kınayan bir deklarasyonu organize eden ülke de İngiltere. Deklarasyon, Uygurlara yönelik keyfi tutuklama, kitlesel gözetleme, müdahale ve kısıtlamalara karşı BM ve kurumlarını harekete geçmeye çağırıyor.
Ekim 2020’de BM’de 39 ülke temsilcisi Çin’i ağır insan hakları ihlallerinden dolayı çok sert bir biçimde kınadı. Bu 39 ülke arasında Türkiye yok. Dahası, Bosna-Hersek ve Arnavutluk dışında ne İslam ülkeleri ne de Türk cumhuriyetleri var. Ama ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa kınayan ülkeler arasında.
BM bünyesinde çalışan 50 insan hakları uzmanı bir açıklamayla uluslararası camiayı harekete geçmeye, Çin’i de insan hakları ihlallerine son vermeye çağırdı.
Bitmedi, 400’e yakın sivil toplum örgütü BM genel sekreterine ve üye devletlere gönderdiği bildiride Çin’de temel insan haklarının korunması için etkin tedbirler alınmasını istedi. Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’dan ve Asya’ya dünyanın her bölgesinden gelen sivil toplum örgütlerinin arasında Türkiye’den hükümete yakın veya uzak hiçbir sivil toplum kuruluşu yoktu. İslam ülkelerinden de sadece Kahire İnsan Hakları Enstitüsü listede. Dünyayı Uygur Müslümanları için ayağa kaldırmaya çalışan sivil toplum kuruluşları arasında Uluslararası Af Örgütü, Freedom House, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi bilinen insan hakları örgütlerinin yanında farklı ülkelerden LGBT’liler de var…
İsveç Uygur Türklerine mülteci statüsü vereceğini açıkladı. Fransa, ‘Müslüman Uygur azınlığa’ yapılanları incelemek üzere Çin’e bir BM misyonu gönderilmesini talep etti.
Avusturalya hükümeti de katılıyor Çin’e karşı yaptırımlara. Sincan çıkışlı malların Avusturalya’ya girişini yasaklayacak yasa tasarısını tartışıyorlar.
Avrupa Parlamentosu 2019 yılında Sakharov İfade Özgürlüğü Ödülünü Uygur ekonomist ve insan hakları savunucusu İlham Tohti’ye verdi. Tohti, 2014 yılından bu yana cezaevinde.
Avrupa Parlamentosu, defalarca Çin’i işkence, keyfi tutuklamalar ve kitlesel gözetleme politikalarına son vermeye, Avrupa Konsey’ini Çin’e yaptırım uygulamaya ve Çin’li yetkililerin varlıklarını dondurmaya çağırdı.
New York Times, Doğu Türkistan’da yapılan insanlık dışı muameleleri belgeleriyle defalarca manşet yaptı.
The Economist dergisi, Çin’in Uygurlara yönelik izlediği politikayı ‘insanlığa karşı suç’ başlığıyla kapak yaptı.
BBC, kamplarda sistematik tecavüz, cinsel saldırı ve işkence yapıldığını tanıklara dayandırıp haberleştirdi. Bu son derece etkili haberinin bedelini de ödedi: Çin hükümeti BBC’nin Çin’de yayınını durdurdu.
Twitter, Çin’in Washington büyükelçiliğinin hesabını, Uygur Türklerine yönelik paylaşımından dolayı kilitlediğini duyurdu.
Washington Post, Huawei’nin Uygurlara yönelik bir yüz tanıma teknolojisi geliştirdiğini deşifre etti. ‘Uygur alarmı’ adı verilen sistemin Çin polisinin hizmetine sunulduğunun anlaşılmasının ardından Huawei’nin Danimarkalı bir iletişim müdürü “Aynaya bakamam” diyerek şirketteki görevinden istifa etti.
Batılı insan hakları örgütlerinin Doğu Türkistan’daki şiddet ve baskıları deşifre etmek, duyurmak ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek için hazırladığı raporları, basın bültenlerini ve girişimlerini anlatmak ise saatler sürer.
Bütün bunlar olurken 57 devletin temsil edildiği İslam İşbirliği Örgütü’ne bakıyoruz. Hiçbir ses yok. Kuruluş belgesinde dünyanın her yerindeki Müslümanların haklarını, onurlarını, dini ve kültürel kimliklerini koruma görevini üstlenmiş bir örgütten ses yok.
Peki, Türkiye?
Kısık sesli üç-beş açıklama… İki yıldır Türkiye’den bölgeye Çin’in daveti üzerine bir inceleme heyet gideceği söyleniyor. Geçen yıl Münih Güvenlik Konferansı’nda dışişleri bakanı hala gerçekleşmeyen bu davetten söz ediyordu. Hatta, daha önceki gün, BM İnsan Hakları Konseyi’nde bir açıklama yapan bakan, “Çin’in daveti üzerine, heyetimizi bölgeyi ziyaret etmesi için göndereceğiz” diyordu, hala. Anlaşılan böyle bir heyetin gittiği de gideceği de yok.
Dahası, dünkü konuşmasında bakan, “BM ve diğer uluslararası raporlardaki bulgulardan endişe duyuyoruz” diyor. Dikkat ediniz, Doğu Türkistan’da Uygurlara yapılan insanlık dışı muamelelerden, kitlesel insan hakları ihlallerinden değil, bu yöndeki ‘raporlardan.’ Diplomatik bir dille, Çin’i doğrudan kınamaktan kaçınıyor böylece.
Bakan, daha önce de, “Bu konuyu Çin aleyhine kullanan ülkeler var. Türkiye o tür propagandalara katılmıyor” demişti. Dahası, “Çin’in güvenliğini kendi güvenliğimiz gibi görüyoruz” denildiği de vakidir.
Yine diplomatik bir dille, Uygur Türklerine yapılanın, bir ‘asimilasyon’ olduğundan sözediyor bizim dışişleri. Dikkat ediniz, ‘soykırım’, ‘insanlığa karşı suç’, ‘etnik kültürel temizlik’ vs. değil, yumuşak bir ‘asimilasyon’ terminolojisi… Çin makamlarını, toplama kamplarını kapatmaya davet eden bakanlık, “Türk kamuoyunun ağır insan hakları ihlalleri konusundaki tepkisinin Çin makamlarınca dikkate alınmasını bekliyoruz” gibi yumuşak ifadeler kullanıyor.
Filistin’den Kaşmir’e, Arakan’a Müslüman dünyanın liderliğine oynayan bir iktidar nasıl oluyor da Çin’in Uygurlara karşı izlediği kültürel soykırım politikaları ve kitlesel insan hakları ihlalleri karşısında bu kadar sessiz ve etkisiz bir politika izliyor?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023