KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi (AYM), özellikle olağanüstü hal (OHAL) ilanından bu yana verdiği kararlarla Anayasa’yı ve insan haklarını koruma temel görevinin tamemen dışında bir performans sergiledi.
AYM Başkanı Zühtü Arslan, bu yüzden, mahkemenin ve mahkeme başkanı olarak kendisinin bozulan imajını düzeltmek amacıyla olsa gerek, bir ‘halkla ilişkiler’ çalışması kapsamında Hürriyet’e bir ‘söyleşi’ verdi.
Arslan, kararlarından ötürü kimseye yaranamadıklarını savunuyor ve bundan kendisine ve mahkemesine yönelik bir övünç kaynağı çıkarıyor: “Sezai Karakoç’un ‘Ne cennet, ne cehennem ne dünya/Arafım ben’ dizeleri geliyor. Anayasa yargıcı için arafta olmak kaçınılmaz. Aslında bu bir açıdan da doğru istikamette olduğunuzu gösteriyor. Eğer bir kararınızdan dolayı toplumun ya da siyasetin bir kesimi, diğer bir kararınızdan dolayı tam zıt kutupta yer alan başka bir kesimi sizi topa tutuyorsa doğru yoldasınız demektir. Ben buna ‘Ne İsa ne Musa testi’ diyorum.”
Ne cennet ne cehennem
Arslan, arafta kalma benzetmesiyle doğru bildiklerini yaptıkları için kimseye yaranamadıklarını söylemeye çalışıyor. Esasen “Muhalefet de iktidar da beni eleştiriyor, demek ki doğru yapıyorum” minvalinde savunmaya medyadan alışkınız. İktidara yanaşıp başkanın uçağına binen ve sorulması gereken 1 milyon sorudan birini dahi soramayan ‘tarafsız’ gazeteci de kendini böyle savunuyor.
Arslan içinse durum biraz farklı. Çünkü ‘arafta kalmak’ Arslan’ın söylediğinin aksine ‘ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranmak’anlamına gelmiyor. Araf, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer’ anlamına geliyor. Bir hadise göre de “Cenab-ı Hak kullarını ayırıp bitirdikten sonra en son kalan kullarına da, ‘Sevaplarınız sizi cehennemden kurtardı, fakat cenneti hak edemediniz. Sizi ben rahmetimle cehennemden âzad ediyorum. İstediğiniz cennete giriniz’ buyuracak.”
Bu haliyle araf, tamamen ‘iyi kararlar vermek’le, yani insan haklarını korumakla, ihlalleri tespit ederek sonuçlarını ortadan kaldırmakla mükellef olan Anayasa Mahkemesi’ni en azından ‘İsa Musa testi’nden daha doğru tarif ediyor.
Araf’lık kararlar
Vatandaşlara, 2010 anayasa değişikliğiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitmeden önce AYM’ye bireysel başvuru yapma hakkının tanınması kuşkusuz insan haklarının korunması konusunda önemli bir güvence getiriyordu. Kabul etmek gerekir ki, AYM bireysel başvurunun ilk yıllarında bu amaca yönelik kararlar da almıştı. Ancak özellikle darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal döneminde bu tavrını bir yana bıraktı ve çok büyük oranda siyasi iktidarın iradesine paralel kararlar verdi.
İlk olarak, olağanüstü hal kararnamelerinin iptali için yapılan başvuruyu incelemeyi önceki içtihatlarını değiştirerek reddeden AYM bu yorumuyla anayasal sistemin bir OHAL kararnamesiyle değiştirilebilmesinin de yolunu açtı. Öyle ki bu karara göre artık bir OHAL KHK’sı, “Anayasa’yı ortadan kaldırıyorum” dese ya da devletin demokratiklik ilkesini Anayasa’dan çıkarsa bile AYM tarafından denetlenemeyecek.
Sokağa çıkma yasakları döneminde işlenen hak ihlallerine karşı yapılan başvurularda etkili bir önlem almak bir yana avukatlardan sokağa çıkma yasağı altındaki başvuruculardan nasıl vekaletname aldıklarını sorgulamaya girişen bir AYM vardı karşımızda. Üstelik AİHM’in de karar vermekten imtina ederek kendisini işaret etmesine rağmen, 2016’da yapılan başvurularla ilgili henüz bir karar dahi vermedi.
Roboski kararı
AYM, Roboski’de çoğu çocuk 34 kişinin savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürülmesinin cezasız bırakılmasının ardından yapıyan başvuruyu da basit bir usul eksikliğini gerekçe göstererek reddetti. AYM, 53 başvurucudan üçünün dosyada vekaletnamesinin olmadığını, eksik vekaletnamelerin 15 gün içinde tamamlanması için kararların tebliğ edileceği avukat olarak belirlenen Nuşirevan Elçi’ye bildirdi. Avukat Elçi, belgeleri belirlenen 15 günlük süreden iki gün sonra AYM’ye ulaştırdı. Elçi, gecikmenin mazereti olarak da dört günlük sağlık raporunu sundu.
AYM, aradan geçen sürede bu gecikme nedeniyle başvuruyu reddedebilecekken dosyayı 20 ay sonra karara bağladı ve avukatın sunduğu sağlık raporundaki hastalığı ‘ağır, ameliyat gerektiren veya ölümcül’ bir sağlık sorunu olmadığını belirterek başvuruyu reddetti. Yani AYM, 53 başvurucudan sadece üçünün vekaletnameleri geç verildiği için yakın tarihin bu en önemli katliamına ilişkin başvuruyu incelemedi. AİHM de AYM’nin usule yönelik bu kararını kaldıramayacağına hükmedince Roboski dosyası en azından şimdilik kapanmiş oldu.
Yargıtay’ın gerisine düştü
Yoğun insan hakkı ihlallerinin işlendiği, demokrasinin şekli bir takım unsurları dışında askıya alındığı bir dönemde AYM, olan bitene seyirci kalmakla kalmadı, kararlarıyla bu sürecin önünü de açtı.
HDP’li milletvekillerinin, Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin, Osman Kavala’nın, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak başta olmak üzere birçok gazetecinin başvurularını reddetti. Üstelik Selahattin Demirtaş başvurusunda olduğu gibi bu kararlarının AİHM’den döneceği açık olduğu halde….
AYM Cumhuriyet davası başvurusunda hak ihlali görmedi ama bu karardan yaklaşık bir ay sonra Yargıtay başsavcılığı aynı dosyada beraat kararı verilmesini istedi. Yani AYM, aslında insan hakları normlarına uygunluğunu denetleyeceği yargı organlarının dahi gerisine düştü.
AYM, son olarak akademisyenler Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz’in haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına yönelik içerik engellemesi kararlarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ilişkin başvuruyu ‘başvuranların mağdur sıfatı taşımadığını’ileri sürerek reddetti. Oysa geçmişte Twitter ve YouTube’un kapatılmasına karşı yapılan başvurularda başvurucuların taraf olduğuna karar vererek yasakları kaldıran bir AYM vardı.
‘İyi’ kararlar…
AYM’nin ‘iyi’ kararları yok mu? Var ama çoğunlukla siyasi iktidar için elzem olmayan ya da artık ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının neredeyse imkansız olduğu durumlarda… Bir televizyon programına telefonla bağlanarak “Çocuklar ölmesin”dediği için mahkum edilen, öğretmen Ayşe Çelik için verdiği ihlal kararında olduğu gibi… Ancak AYM bu kararı o kadar geç verdi ki bu süreçte anne olan Çelik’in cezasının infazı iki kez ertelendi. Ertelemeden sonra cezaevine konulan Çelik, yeniden infaz erteleme istedi ve cezası bir kez daha altı aylığına ertelendi. Tüm çağrılara rağmen bu süreçte dosyayı görüşmeyen AYM, Çelik cezaevine konulduktan sonra dosyayı görüşüp ihlal kararı verdi.
Çelik’le ilgili kararında birçok gazeteci ve siyasetçinin dosyasında görmezden geldiği kriterleri hatırladı Anayasa Mahkemesi ama bu karar da ‘arafta kalmak’tan kurtaramadı…
Siyasetteki dönüşümün, son yıllarda demokrasiye verilen tahribatın ortadan kaldırıldığı bir restorasyon sürecine evrilme olasılığının giderek arttığı günlerden geçiyoruz. Bu başarılabilirse yapılacak ilk işlerden biri, arafta kalmayı bir meziyet olarak sunan AYM’nin yapısını tamamen değiştirerek temel görevlerini yeniden üstlenecek bir yapıya kavuşturmak olmalı.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.11.2025
28.06.2025
5.02.2025
4.12.2024
7.11.2024
6.05.2024
1.08.2020
11.07.2020
28.06.2020
24.06.2020