Kerem ALTAN
Sonunda yaşadığı çağla da dövüşmeye karar verdi diktatörümüz. “Post modern” İstiklal Savaşı’nda kazanamayacağı bir cephe daha açtı kendisine.
Şimdi küçük mavi kuşla savaşıyor.
Gazası mübarek olsun.
Times bu ‘sevimli’ ‘meydan okuma’ için, “Erdoğan gülünç duruma düştü” dedi. Amerika’dan ise art arda yüz kızartıcı benzetmeler geldi.
Belli ki Başbakan, “iletişim”le olan savaşında daha epeyce “gülünç duruma” düşecek fakat Türk toplumunun dünyaya karşı alınganlığını, mahcubiyetini ve komplekslerini çoğaltacak yanlış kararları sadece twitter’a açtığı savaşla kalmıyor... Hepimizi çok daha tehlikeli başka savaşların içine de sürüklüyor.
Son bir haftadır Türkiye-Suriye gerginliğini uçak düşürmeye kadar götüren gelişmeler yaşanıyor. Süleyman Şah Türbesi gerilimiyle fitili ateşlenen olaylar, Niğde’de yaşanan saldırı ve son olarak Suriye savaş uçağının düşürülmesiyle devam etti.
Başbakan’ın Suriye ile savaş konusundaki kararlılığı bu defa “gülünç” olmaktan öteye geçebilir ne yazık ki.
Olası bir savaşın, bölgedeki Kürtleri ve Alevileri de göz önüne alırsak Türkiye’nin içine de sıçrama ihtimali çok kuvvetli.
Bu savaş sadece Esad’la değil bölgedeki “Sünni ve Türk” olmayan herkesle savaş anlamına gelir ve bunun içeride de kanlı sonuçları olur.
“Kanlı çözümler” Başbakan’ın iştahını kabartıyor biliyorum ama bu kararının bedelini hepimizle beraber ödemekten kendisi de kaçamaz.
Belki seçimler yaklaştıkça savaş korkusuyla arkasında birleşecek kitleyi sağlamlaştırmak veya genişletmek istiyordur, belki gerçekten ülkeyi Suriye ile bir savaşa sokup silahlı kuvvetleri de bir daha uzun süre kışlasına göndermeden diktatörlüğünü pekiştirmek istiyordur, belki de iddia edildiği gibi seçimleri iptal ettirmek istiyordur...
Şimdilik ne yapacağını ve nasıl yapacağını kimse bilmiyor.
Canlı bomba gibi.
Sıkıştığı köşeden durmadan “Beni yakalarsanız bombayı patlatırım” diye bağırıp duruyor.
Tek isteği, peşinin bırakılması. Suçlarının göz ardı edilmesi.
Edilmeyecek.
Çünkü sadece çalmadı Başbakan.
Hem çaldı, hem sövdü, hem dövdü.
Acıları küçümsedi, insanları aşağıladı, çocukları öldürttü. “İçmeyeceksin” dedi, “yapmayacaksın” dedi, “izlemeyeceksin, dinlemeyeceksin, konuşmayacaksın, yazmayacaksın, çizmeyeceksin, gülmeyeceksin, ağlamayacaksın” dedi.
Şimdi bütün bunların unutulması amacıyla içinde iç savaşın da yer aldığı birçok ihtimali masaya koymaktan çekinmiyor.
Bir yanda “tek bir adamın” kaderi, bir yanda yetmiş altı milyon insanın kaderi.
O tek adam yargı karşısında hesap vermesin diye biz savaş ihtimalinin kapısına geliyoruz, Ergenekon’u serbest bırakıyoruz, orduyu yeniden siyasetin içine davet ediyoruz, nefretle bölünen toplumda her an patlayabilecek bir iç savaş ortamı yaratıyoruz, bir muhaberat devleti haline geliyoruz, polislerin vurduğu çocukları “terörist” ilan ediyoruz, yargıyı doğrudan siyasi iktidara bağlıyoruz, hukuku yok ediyoruz, binlerce polisi sürüyoruz, medyayı korkak bir kuklaya çeviriyoruz.
Eskiden de bu ülkede devlet yoktu ama hiç olmazsa bir “devlet görüntüsü” vardı, şimdi o görüntüyü de çökertiyoruz, toplumu hiçbir kuralı olmayan vahşi bir ormana sokuyoruz.
Koskoca bir toplum bir adamın suç işleme “özgürlüğü” için kurban mı edilecek?
“Kurban edilsin” diyenler var.
Onlar için tek bir adam ve onun yönetimi, bir toplumdan daha kıymetli.
Bir de “kurban edilmesin” diyenler var, onlar var güçleriyle insanları uyarmaya, başımıza gelebilecekleri anlatmaya çalışıyorlar.
Toplumun tercihini 30 Mart’ta hep birlikte göreceğiz.
Kendi isteğiyle kanlı bir mezbahaya doğru yürüyen bir koyun sürüsü müyüz yoksa geleceğini kurtarmak isteyen kararlı, dirençli ve ahlaklı bir toplum muyuz, anlayacağız.
Türkiye tarihi bir kırılma noktasına doğru yürüyor.
Bu yolculukta “mavi kuşa karşı İstiklal Mücadelesi” gibi gülünçlükler de, Suriye’yle savaş gibi ürkütücü ihtimaller de karşımıza çıkıyor.
Kanlı ihtimalleri tercih edersek bu toplum bir daha kendini çok uzun zaman toparlayamaz.
Bir adamın ihtirasına kurban edilmiş kalabalıklar olarak adımızı tarihe yazdırırız.
“Mavi bir kuşla” savaşarak kendini parçalayan bir topluma da dünya sadece güler.
“Gülünç” bir ölüm olur bizimkisi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.01.2015
7.01.2015
30.12.2014
24.12.2014
16.12.2014
28.11.2014
18.11.2014
11.11.2014
4.11.2014
21.10.2014