Markar ESAYAN
Ang Lee’nin son filmi Pi’nin Yaşamı’na yılın son günü gittim. Ang Lee gerçekten üç boyutun tüm imkânlarından yararlanarak görsel bir şölen sunmuş. “Bu benim yönetmenim” diyeceğim bir isim değil Lee ama, hiçbir filminden de hayal kırıklığı ile ayrılmadım bugüne kadar.
Filmin kahramanı Pi (Asıl adı Piscine Molitor Patel olan Hintli genç, adını Paris’teki bir yüzme havuzundan almaktadır ve Pi sayısı ile sonsuzluğu temsil eder) başından geçen talihsiz bir deniz kazasını bir yazara anlatmaktadır. Bir anlatıcı ve bir dinleyici... Bir yönetmeni oldukça kısıtlayacak bu sadelik Ang Lee’yi hiç korkutmamış. Hikâyenin gerçeküstülüğü, görsel şölenle birlikte basit bir anlatımdan izleyiciyi büyüleyen bir bütünlüğe ulaşmayı sağlamış.
Pi, deniz kazasında sahibi oldukları hayvanat bahçesindeki hayvanlarla Amerika’ya göçen ailesinin tüm fertlerini kaybetmiştir. Tesadüf o ya, kurtarma botuna Pi’nin dışında bir Bengal kaplanı, bir sırtlan, bir zebra, bir şempanze ve bir de fare binmiştir. Aslında burada bir Nuh’un Gemisi göndermesi var ama, Ang Lee, daha baştan postmodern bir müdahale ile hayatın acı gerçeklerini kurduğu masalsı anlatımın yere basan öğeleri olarak hikâyeye ekliyor. Şiddet ve ölüm... Şempanze ve zebra sırtlan tarafından öldürülüyor. Sonra brandanın altındaki kaplan birden ortaya çıkıyor ve sırtlanı öldürüyor. Pi kendisini kurtarmak için fareyi kaplanın ağzına fırlatıyor. Sonra kaplan ile hem ortak bir hayatta kalma mücadelesini, hem de Pi’nin denizden ve kaplandan kendini koruma gayretini izliyoruz. 227 gün boyunca devam edecek sarsıcı bir serüven bu.
Kırklı yaşlara gelmiş olan Pi Batılı yazara hikâyesini anlatırken, bu ölümcül mücadelede kaplanın bottaki varlığının, onun hayatta kalmasını sağlayan en önemli neden olduğunun altını özellikle çiziyor. Kaplanla aynı mekânda yaşayabilme becerisini gösterdikten sonra Pi, kaplanın varlığının ve yarattığı ölüm korkusunun aslında okyanusun ortasında hayatta kalmasının en önemli motivasyonu olduğunu keşfediyor. Öyle ki, bu korkunun yıkıcı etkisi, yerini olumlu bir duyguya terk ediyor. Kaplan doğası gereği onu öldürmek isteyecektir. Bu basit gerçeği kabullenmek, Pi’nin de aklını kullanarak hayatta kalmasının önünü açıyor. Sakinleşen Pi, kaplanı öldürmek yerine, aynı mekânda hayatı paylaşabileceklerini düşünüyor. Bot aslında sıkıştırılmış küçük bir dünya örneğine dönüşüyor. Birbirini tehdit görüp öldürmeye çalışmak yerine, kaplana besin sağlayarak ve dar mekânı paylaşarak yaşamayı seçiyor Pi. Okyanus (yaşam) tüm tehlikeleri ile onları tehdit ederken ve besin (nimetler) çok kısıtlıyken bunu başarmanın mümkün olduğunu fark ediyor.
Kaplan ise, hâlâ sadece bir kaplandır. Kurtuldukları an, yani karaya vardıklarında, arkasına bile bakmadan ormana dalarak gözden kayboluyor. Bu kadar basit. Ama Pi’nin durumu aynı değildir. O kaplanı çok sevmiştir. İnsanı insan yapan şeylerden birisini daha böylelikle keşfeder. İnsan bilinciyle sevmeyi seçer ve bağlanır. Kaplan açık denizde Pi’ye yarattığı tehlike ve korkuyla değil sadece, sevgi ve bağlanma ihtiyacının öznesi olarak da yardımcı olmuştur.
Hayatın ilk ve en masum anlamını, daha çocukken, şiddeti, bir hayvanın öldürülüşünü, ayrılıkları yaşarken kaybediyoruz. Geri kalanında ise, bu anlamı yeniden kurmaya ve ruhumuzu tamir etmeye çalışırken buluyoruz kendimizi. Masumiyetimizi hangi olayla ve hangi şiddette kaybetmişsek, onun telafisinin nasıl yapıldığı ile şekilleniyor insan. Hayat zor ve korkutucu. Dünyada türlü adaletsizlikler, açlık ve inanılmaz bir şiddet var. Onları nasıl yorumlayacağımız, hayatımızda nereye koyacağımız, o şiddet sarmalına katkı yapanlar veya ona karşı duranlardan birisi yapacak bizi. “Dünyada niye bu kadar adaletsizlik var” isyanına uzun süre takılmanın bir anlamı yok. Bu isyan çiğ hâlde kaldığı müddetçe, yapacağımız türlü haksızlıkların bir mazeretine dönüşecek, ister istemez. Bottaki kaplanın varlığını kabullenen, buna rağmen onu öldürmek yerine, birarada yaşamanın sırrını aklı ve yüreği ile bulan Pi’ni varlığı, Ang Lee’nin çözüm önerisi.
Evet, kurban olmaktan kaçmalıyız. Bunu ister istemez de yapıyoruz. Ama hayatta kalmanın seçenekleri çok fazla. Bunu ikiye indirip şiddete, kötülüğe teslim olmak veya kaybedenlerden olmak bir tercih, hayatın dayatması değil. En zor durumun bile insanca bir çıkışı mutlaka var. İntikam hissi ve kibir, zincire bir halka daha eklemekten öte bir şey ifade etmiyor. Ve inanın, tüm güç gösterileri bir kenara, bu şekilde yaşamak çok daha fazla cesaret istiyor. Asla zavallılık değil. Hakkınızdan vazgeçerken sergilediğiniz cesaret, başkasının hakkını çiğnerken göstereceğiniz zorbalıktan çok daha fazla emek ve güç ister. Bunu çevreniz önce anlamayabilir. Onay makamı insanlar değil, vicdanınızdır. Vicdanınızın sağlamasını ise, bir gün, ölümün size yaklaştığını hissettiğiniz o günlerde, geçmişte bıraktığınız izlerle, yani meyvelerinizle ölçebilirsiniz ancak.
Bu size ne mi sağlar? Bu doğru bir soru değil.
Sadece insan olmuşsunuzdur. Olması gerektiği gibi.
O kadar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019