Markar ESAYAN
Kişisel ve toplumsal travmaların en öne çıkan özelliği, zaman kavramında bir donukluk yaratmasıdır.
İnsanlar ve toplumları yöneten bilinçdışı, onlarla baş edebilmek adına, başlarına gelen büyük felaketlerin zararını en asgari düzeye çekmek ve bünyeyi ayakta tutabilmek için bazı önlemler alır.
Travma o kişiyi neden mahrum bırakıyorsa, ona karşı bir donukluk, isteksizlik yaratmak, o ihtiyacın reddedilmesi bu önlemlerin başında gelir. İhtiyacın bilinçdışında kapakları otomatik olarak kapatılırken, mesaj bilinç düzeyine aktarılır. Böylelikle aslında hiç fark etmeden bu ihtiyacı reddetmeye başlarız.
Burnumuzdan kıl aldırmayan kibirli hallerimiz genellikle bir travma, bir yara yüzündendir.
İhtiyacın reddedilmesi, ihtiyacın yarattığı boşluğu dolduracak kadar öfke yaratır. Geçici önlem adına psikolojimiz gerçeklikle oynar. Ancak uzun süreler telafi edilmeyen travmalar bu geçici durumun normal bir hal almasını sağlar.
Bu böyle olunca, travmanın yaşandığı gün, üzerinden onlarca yıl, hatta yüzlerce yıl geçse dahi, daha dün gibidir. Telafi talebinin içeriği ise süre uzadıkça maksimize olur. Akşamüstü güneşi gibi, gölgesi üzerimizden uzadıkça uzar.
Travmanın bir müsebbibi, bir de mağduru olduğuna göre, en sıhhatlisi iki özne arasında gecikmeden bir helalleşme/barışma yaşanmasıdır. O nedenle, kişilerin travma henüz tazeyken bu meseleyi halletmeleri çok iyi olur. Zaman geçtikçe bu çok daha zor olacak, ilk günlerdeki gerçeklik esnemeye ve gerçekdışına uzamaya başlayacaktır.
Çok karakteristik bir ortak özellik olarak, travmanın ilk nesil mağdurları, o travmayı miras alan sonraki nesillerden çok daha gerçekçi ve çözüme yakın bir tavır sergilerler. Ancak her bir nesil, bir öncekinden daha sert bir tavır sergiler, taleplerini gittikçe maksimize ederler.
Öyle bir an gelir ki, dünyayı verseniz o kaybın yanında bir cüce gibi kalacaktır. Hatta hakaret olarak algılanacaktır.
Bedeli bizzat ödeyenler ile bedelin anlatısına sahip olanlar arasında ciddi bir anlayış farkı vardır. Mesela bir savaşı bizzat yaşayanlar ile savaşın sonraki etkilerine maruz kalanlar açısından da aynı fark söz konusudur.
Uzun süre devam eden çözümsüzlükler, birer statüko haline gelirken, toplumun genlerine de nüfuz eder ve kimlikleşirler. Çözüm arzusu söylemde kalırken, kimliğin bir parçası haline gelen sorunun çözümü kimliğin (varlığın) ölümü şeklinde algılanır. Hatta sorunu çözmek isteyenler, negatif duygular üzerine inşa edilmiş kimliğe saldıran düşmanlar, hainler olarak nefret çeker. Öyle ki, travmanın 3, 4. kuşak mağdurları, o sorunun müsebbibi olan 3, 4. kuşak mirasçılarına kendilerini daha yakın hissedebilirler.
Çünkü her iki grup da sorunlarına âşık olmuşlardır.
Her iki kesimde de kimlik bu negatiflik üzerinden varlık bulur. Böylelikle sorunu çözmek isteyenler ile sorunun devamından yana olanlar melezleşir. İnsanları ilk bakışta çok şaşırtan melez ittifaklar kurulur. Ama onlar için hem çözümden, hem de çözümsüzlükten yana olanlarda yaşanan bu melezlik son derece olağan bir durumdur.
Bu melezleşme durumu, artık statükonun etkisini yitirmeye başladığına, çözümün yakın olduğuna da delalet eder. Saflaşma travmanın müsebbipleri ve mağdurları arasında değil, çözüm yanlıları ile karşı olanları arasında yaşanmaktadır şimdi.
Çünkü kişi ne kadar reddederse reddetsin, bilinçdışı dış şartların değiştiğini algılar ve baskıladığı ihtiyacın kapaklarını indirir, talep isteğinin önünü açar.
Normalleşmenin reddi, normalleşme şartlarının ortaya çıkmasından sonra uzun süre devam ederse, gittikçe marjinalleşir, karikatürleşir. Kişiler yel değirmenlerine karşı savaş açan hayal mahsullerine dönüşür.
Bir insanın düşebileceği en kötü durum, gerçeklikle ilişkisinin kopmasıdır. Haklı çıkması ancak kötü şeylerin olmasına bağlı hale gelir.
Son 13 yıldır aslında bu motiflere çokça rastladık. Türkiye'nin aldığı mesafeler, çözdüğü sorunlar, yaptığı reformlar, memnuniyet yaratması gereken kesimlerin bir kısmında bilakis öfke yaratıyordu. Kimliğini, statüsü ve hatta mevkiini çözümsüzlüğe endekslemiş olanlar, sorumlu oldukları tabanlarının mutluluğunu paylaşmadılar.
Bu da yaşanması gereken doğal bir süreç… Her canlı hayatta kalma içgüdüsü ile dolu olduğu gibi, her fikir, ideoloji, düşünce biçimi de hayatta kalmaya çalışır ve sonuna kadar direnir. Ancak hayatın tersine hareket edenlere bu şans verilmemiştir. Onlar daha çok akıntıyı arkasına alanların sağlamasını yapan yol işaretleri görevi görürler.
Ülkemizde yaşananlara bir de bu gözle bakmakta fayda var. Hatta dünyada olanlara da…
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































murat akar
bumedya haca gitti günahları dökülecek çylemi* bunlar ülkeyi savaş alanı yaptılar yine doymadılar