Markar ESAYAN
Geçen hafta gerçekleşen Erdoğan-Kılıçdaroğlu zirvesi gördüğüm kadarıyla çoğu kesimi memnun etti. Sonuçlarından bağımsız olarak, birbirlerine en ağır sözleri sarf eden iki büyük partinin liderinin zirve öncesi, zirve ve sonrasında kurdukları pozitif dil ancak tebrik edilmeyi hak ediyor. Kutuplaşma ve çatışma yorgunu halkın üzerinde de moral etkisi oldu bu görüşmenin. 80 öncesini hatırlarım. Bir çocuk olduğum hâlde ülkenin bir uçuruma doğru gittiğinin farkında olarak Demirel-Ecevit arasında bir türlü gerçekleşmeyen diyalog beni çok endişelendirirdi. Erken politize olmuşum demek. Tüccar ailem Demirel’e oy verir, Ecevit’i tutardı. Benim de geceleri rüyama ABD ambargosu altında köşeye sıkışmış Ecevit’in gazetelerdeki resimleri girerdi. Bedri Koraman’ın çizimlerini o kadar dikkatle incelerdim ki, işlerin yolunda gitmediğini, anne ve babamın pek sevdiği Karaoğlan’ın zor durumda olduğunu anlardım.
Bu küçük anekdottan zirveye dönersek: Bu önemli bir zirveydi, evet sonuçlarından bağımsız olarak...
Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti siyasetine yaptığı ikinci ayar Kürt meselesinde oldu. İlki, “irtica tehlikesi ve laiklik tehdit altında” söylemini terk etmekti. Şimdi ise, Kürt konusunda çözümsüzlük koalisyonunda MHP’yi yalnız bırakmaya karar verilmiş görünüyor.
Tek başına bu bile ülkenin geleceği konusunda çok kritik bir gelişme. CHP bu zirveden sonra Kürt meselesinde çark etmekte çok zorlanacaktır. Çözüm konusunda AK Parti’yi ileriye doğru zorlayan, çözüm iradesinin Meclis’e taşınmasını kolaylaştıran bir işlev yüklenecektir. Kürt sorununun ana muhalefet partisinin desteği olmadan çözülmesi çok zor çünkü. İspanya ve İrlanda örnekleri bunu bize gösteriyor.
CHP’nin oylarını arttırmak için bu hamleyi yapması kaçınılmazdı. Yüzde yirmi beş oyla, hatta MHP’nin oylarını da üstüne eklediğinizde, iki partili bir koalisyonun bile AK Parti’yi geçme olasılığı kısa vadede gözükmemekte. CHP, çakılı durduğu ulusalcı- milliyetçi çizgide sabit de kalamayacağını, AK Parti karşısında etkisizleştikçe tabanının hırçınlaşarak daha radikal çizgideki MHP’ye kayacağını görmüş olmalı. Kaldı ki, Kılıçdaroğlu, CHP’nin geçmişin devletçi siyasi alışkanlıkları ile bu işin yürümeyeceğini, tarih dışı, hatta çoğunlukla komik duruma düştüklerinin de farkında.
Tabii, AK Parti’nin Silvan’dan sonra gelişen süreçte Uludere faciasının altında kalması, Kürt açılımında Erdoğan’ın da itiraf ettiği üzere başarısız olunması ve oluşan hayalkırıklığı siyasette ciddi bir boşluk yarattı. Kılıçdaroğlu bu boşluğa da aday olarak hamlesini yaptı. Siyaseten akıllıca.
Meclis’te bir mutabakat komisyonu kurulması önerisi ve iki partinin de MHP’nin altını kuvvetle çizmesi ortak bir ihtiyaca, stratejiye denk geliyor. Erdoğan her hâlükârda oylarını en az yüzde elli beşlerde tutması gerektiğini biliyor. Başkanlık, yarı başkanlık veya hâlihazırdaki sistemde yapılacak bir cumhurbaşkanlığı seçiminde yoklamalarda yüzde elli civarında çıkan oy büyük risk. Liberaller, demokratlar, Uludere ile dindar Kürt ve Türk Müslümanlarla ciddi bir kopuş yaşıyor. Bu kopuşu göründüğü kadarıyla milliyetçi oylarla tahkim etmeye kararlı. Bu parlak fikri kim verdiyse, sonra hesabını ondan sorar artık.
İşte burası bıçak sırtı noktası. Öyle bir yapacaksınız ki Kürt meselesinde adım atarken, milliyetçi oyları kaybetmeyeceksiniz. Benzer sıkıntı CHP’nin ulusalcı tabanı için de geçerli. Dolayısıyla, MHP’nin mutabakata çağrılarak köşeye sıkıştırılması, marjinalize edilmesi lazım. Halka, çözüm istemeyen ve dökülen kandan sorumlu tek parti olarak gösterilmesi gerekiyor. MHP’ye davetin amacı bu. Davete icabet edilmeyeceğini, Bahçeli’nin kurultay öncesi zaten kıpırdayamayacağını onlar da biliyorlar.
AK Parti ve CHP’nin oylarının toplamına BDP de katılırsa yüzde doksanlık bir halk iradesi sağlanmakta. Bu Kürt sorununu anadil hakkının verilmesi başta olmak üzere hızlı adımlarla çözmek için ultra lüks bir imkân. CHP’nin bu hamlesi hemen ürününü verdi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay anadil konusunda çalışmaların masada olduğunu, bunu bizzat Başbakan’ın açıklayacağını, Barzani üzerinden de PKK ile silah bırakma konusunda ileri adımlar atıldığını açıkladı. AK Parti bir yandan bu yükü Meclis’e dağıtmak isterken, Kürt sorununu çözen ana aktör olma fırsatını CHP’ye kaptırmak istemeyecektir. Buradan da iki parti arasında olumlu anlamda bir rekabet- ortaklık doğabilir. Umulan budur. Ama burası Türkiye.
Tabii CHP’nin, oyuna talip olduğu halk nezdinde çok ciddi bir güvenilmezliği var. Hâlâ üzerine toz kondurulmayan, reddi miras yapılmayan faşist Tek Parti dönemi ve darbelerle yan yana giden son on yılı hakkında halka büyük bir özür borcu bulunuyor. Dersim konusunda özür, dindar Sünni bir partinin liderinden geldi. Bunlar not edilmiş vaziyette. Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi dizayn etmek isteyenlerin komplosuyla partinin başına geçtiği de hatırlanıyor. Ergenekon sanıklarını milletin iradesini istismar ederek Meclis’e taşıma gayreti, o adaylıkların nasıl mümkün olduğu da şüpheleri arttırıyor.
İşte tam da bu nedenle, Kürt konusunda samimi ve çarksız bir tavra çok ihtiyaçları var. Kürt sorununu yaratan bir siyasi parti olarak Kürt açılımında üstlenecekleri müspet rol, CHP’nin halka kendisini affettirmesi için anlamlı bir başlangıç olabilir.
Ama dedim ya, burası Türkiye...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Hrac Madooglu
Binlerce filozoftan biri, hukuk hakkinda Mahcupyanin gorusune uygun birseyler soylemis. Hukuk bagimsiz bir kurum olamazmis. Hukukun bagimsiz oldugu ulkelerde bunu nasil beceriyorlar peki? Turkiyede bagimsiz olamiyorsa bile bu kadar kepazelik olmasi normal midir? Eninde sonunda bu yazida verilmek istenen mesaj nedir? Hukuk olmasa da olur deyip orman kanununun hukum surdugu bir ulkede sesimizi kesip kaderimize razi mi olalim?