Mehmet AKBACAK
Ahmet Altan, son yazısında” Türkiye’yi elitler kurdu, kendisine karşı gelenleri acımasızca cezalandırdı. Şimdilerde ise Türkiye’yi İslamcılar yönetiyor, onlarda Kemalistlerden daha beter.”Bu sözleri okuyunca, önce şaşırdım, acaba yazan Ahmet Altan mı diye tekrar baktım,maalesef bizim Ahmet Altan. O Ahmet Altan ki; ne solcular,ne Kemalistler,ne milliyetçiler, ne ulusalcılar ve nede Ortodoks İslamcılar sevmez, hatta nefret bile ederlerdi.Geriye kimler kalıyor; bir avuç liberaller,demokratlar, muhafazakar demokratlarla, Kürt’lerin çoğunluğu tarafından el üstünde tutuluyordu.Peki neler oldu da başta Altan’lar (M.Altan’da dahil) Hasan Cemal, Nuray Mert,Cengiz Çandar, Şahin Alpay gibi demokrat ve Kürt kamuoyunda saygınlık kazanmış kalemleri bir anda (Kürt barış girişiminden sonra) statükoyu, savaşın devamını arzulayan darbeci kalemlerle aynı şarkıyı söylemelerini anlamakta (Yalnız makam farkı var) zorlanıyorum demek istemiyorum ama kitlelerin kafasını karıştırdıkları ayan beyan.Buna hemen bazıları gibi olumsuz etiketler asarak yargılamak hoşuma gitmiyor.Peki nasıl açıklayacağız bu gelinen bu durumu.
Yine Ahmet Altan’dan yola çıkarak devam etmek istiyorum.Yine aynı konuşmasında kendisinden bahsederken “ Gazetelerde babaannesinin genelevde çalışmış olduğunu yazmışlar,
Halbuki dedem İnönü’nün komutanıydı, diyor.”Basının alçaklığını açıklamak için bunu söylüyor,ama bir yandan da geçmişinin ne olduğunu açıklıyor.Ne var bunda diyeniniz olabilir, doğrudur da fakat burada bilinç altında saklanan bir duygunun açığa çıkması söz konusu.Bu durum günlük yaşamımızda da karşımıza çıkıyor, bir takım olayları analiz ederken kendi şanlı tarihinden sayfalar aktarıyor.Peki neden böyle yapılıyor.Bu ülkede uzun yıllar ülke yönetiminde
eşraftan gelenler, bürokrasiden gelenler, bazı bölgelerden gelenler egemen oldular.Sanat, edebiyat ve diğer kültürel faaliyetler de bazı kesimlerin elinde.Hatta akademik alanda da bundan farklı değildi.Buna karşılık taşralılar yani köylüler (Türk’ü, Kürt’ü) bu elitlerin hizmetkarı idiler.Bırak ülke yönetmeyi kendi ailelerini bile yönetmelerine bazen izin verilmezdi.Peki ne oldu; bu köylüler sanayileşme ve kentleşmeyle beraber köylerden kentlere akın ettiler, fakat hemen şehirli olmadılar, şehrin varoşlarında kentin yanında ama kentliye uzak bir şekilde yaşadılar.Apartmanlarda kapıcılık, temizlikçilik, fabrikalarda işçilik, inşaatlarda amelelik gibi ağır işlerde çalıştılar.Pazar günleri şehrin merkezine geldiklerinde; kaba saba hareketlerine bakarak bazı ukalalar aynen şu ifadeyi kullanırlardı.”Ulan ayı dikkat etsene burası İstanbul başka İstanbul yok.”diye açıkça aşağılarlardı.Gel zaman git zaman bu böyle devam ederken, köprünün altından çok sular aktı, o aşağılanan emekçilerin çocukları, torunları büyüyen ve gelişen Türkiye’yle beraber onlarda serpilip gelişerek çevreden merkeze doğru hareketlendiler.1994 yılında “şeriatçı ve yobaz” olarak bilinenler İstanbul’da yerel yönetimde iktidar oldular.Kürt’lerin yaşamında neler oldu.Aşiretler halinde yaşayan, aşiret reisinin, toprak ağasının iki dudağı arasındaki yaşamı kente gelişiyle değişti, kendi kimliğini aradı ve buldu.Bir yanda dindarlar, bir yanda Kürt’ler varlıklarının farkına vararak ülke yönetiminde söz sahibi oldular, hatta 12 yıldan beri “ Şeriatçı ”diye suçlananlar iktidardalar.Kürt’lerde kendi bölgelerinde yerel yönetimde iktidardalar.
Dünyadaki tarihi olaylara baktığımızda erki elinde tutanlar hiçbir zaman iktidarlarını barış içinde terk et memişlerdir; bazı ülkelerde bu durum iç savaşlara kadar tırmanmış, ülke kan gölüne dönmüştür.Askeri vesayetin kalkmasıyla beraber Türkiye yeni bir döneme girmiş, bundan sonra ülkeyi kimler yönetecek sorusuna cevap aranmaya başlamış.İlk zamanlar nasıl olsa bunlar bu kadar baskıya dayanamaz çekilip giderler diye beklerken gün geçtikçe yerlerini daha da sağlamlaştırmaya başlayınca oyunun rengi ve boyutu değişmeye başladı.Ortadoğu da başlayan Arap baharı Mısır’da kışa dönünce, bizdeki “ülkenin eski sahipleri” kafalarını kaldırıp diklenmeye başladılar, gezi olayları, yolsuzluk tartışmaları( Yoktur demiyorum) gerekçesiyle düne kadar bir araya gelemeyecek gibi olanlar aynı mevzide birleştiler.Fakat ne nitelik olarak, nede nicelik olarak tekrar egemen olmalarına yetecek durumları yok.(Yerel seçimler sonucu bunu gösterdi.) Peki pes ederler mi hayır.Düne kadar her zaman örtülü olarak destek aldıkları işbirliği içinde oldukları odaklar devreye girdiler.Buna; iki olayı örnek olarak vereyim, Almanya Cumhurbaşkanının ODTÜ’de verdiği konferansta söyledikleri ile Freedom House adı verilen Amerika yönetiminin destek verdiği kuruluşun( STK değil) Türkiye’de basın özgür değil diyen raporunu alkışlayarak sözde yeni bir mevzi kazandıklarını zannediyorlar.Şu çelişkiye dikkatinizi çekmek istiyorum; düne kadar iktidarı ABD ve AB destekliyor, bunlar işbirlikçi diyenler, hangi güçlere sarılıyorlar.(İlhan Selçuk daha evvel mektup yazmıştı;bizi destekleyin diye) Demek ki; artık Türkiye batının çıkarlarına ters davranıyor,artık batı iktidarları kurup,iktidarları yıkamıyor,MİT’e istediklerini atayamıyor.
Düne kadar merkez medyada etkili olan kalemler tedavülden kalkınca, meydanı boş bırakırlar mı hemen devreye yenilerini sürülerek başka senaryolarla diziyi devam ettirmeye çalışmalarını artık biliyoruz.Yıllar boyu 1.Cumhuriyete veryansın edenlerin 1.Cumhuriyete dönüşlerini nasıl açıklarsınız ki.Neymiş basın hür değilmiş; bilen bilmezde sanki daha evvel basın hürdü.İstanbul’un göbeğinde gazete bombalanırken basının özgürlüğünü savunanlar neredeydi, Kürt gazeteciler faili meçhul cinayetlere uğrarken kılını mı kıpırdattılar.Namussuzluğu meslek edinenler namusluluk taslayamazlar, eğer böyle bir şey yapıyorlarsa bilin ki; yeni bir namussuzluğa hazırlanıyorlardır, artık sizin sözde namusluluğunuza kimse inanmıyor bunu bilesiniz.Gerçi bunlara da hak vermiyor değilim “ bu köylülere katlanmak hiç de kolay değil.”
Son olarak da; son zamanlarda başta sayın Öcalan’a ve Kürt siyasetçilerine bu kesimden sürekli saldırılar söz konusu; neymiş Erdoğan Türk’leri, Öcalan Kürt’leri kandırıyormuş, niye başkanlık seçimi için anlaşmışlar özerklik için Erdoğan’ı destekleyecekler diye.İnsanların gözüne baka baka barışıyorsunuz diye saldırıyorlar, savaşın sürmesini istiyorlar.Çünkü” barış varken demokrasi olmazmış.”Kürt politikacıların bir kısmı bu baskılara bazen boyun eyer gibi davranıyorlar ama İmralı’dan gelen mesaj onları da hizaya sokuyor.Bu arkadaşların politikalarının yanlış olduğunu yerel seçimlerde (İstanbul’da) gördük.1983 genel seçimlerde sayın Calp köprüyü sattırmam dedi %30 oy aldı.Bizim arkadaş köprüyü yıkarım dedi %4 oy aldı.Bu seçimlerde HDP’nin başarılı olması Türkiye demokrasisi için önemli bir kazançtı.Artık şu açık bir şekilde görüldü; AK Parti karşıtlığıyla bir yere varamazsınız.Eğer iktidara gelmek istiyorsanız daha çok demokrasi, daha çok proje, daha çok toplumu rahatlatacak politikalar üretmelisiniz.Yoksa seçmen bakıyor bu ne diyor diye, HDP için cumhurbaşkanlığı seçimi önemli bir fırsattır.Türkiye partisi olmak istiyorsak tüm toplumu kucaklayacak bir dile ve davranışa sahip olmamız gerekiyor.Ayrıca Ak Parti’ye karşı çıkan ben solcuyum, ben demokratım, ben muhafazakarım, ben liberalim diyenler; bugüne verdiğiniz oylarla muhalefet dahi edemeyenlerden artık vazgeçin hiç olmazsa adam gibi( Doğrusu insan gibi) bir muhalefet partisi oluşturalım.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2020
29.01.2020
22.01.2020
14.01.2020
13.11.2019
21.10.2019
10.10.2019
26.09.2019
8.08.2019