Mehmet TIRAŞ
Ülkenin gündemi MHP ile AKP’nin anlaştığı Başkanlık sistemine, doların yükselişine ve ekonominin kötü gidişine kilitlenmişken; ben de bir annenin ölmeden önce evladı için son söylediği sözüne ve hukuksuzluğun peşine düştüm.
610 Haftadır Galatasaray Lisesinin önünde toplanan gözaltında kaybedilen çocuklarını ve yakınlarını arayan Cumartesi Annelerinden, 21 yıl önce gözaltında kaybedilen ve kimsesizler mezarlğına gömülen Rıdvan Koç’un annesi 9 Aralık 2016 tarihinde Asiye Karakoç nefesini teslim etmeden yakınlarına son söylediği sözü ‘Rıdvan’ı görürseniz Anan Seni Arıyor Deyin’ olmuş.
Bir anneye evlat acısı ölümden önce geliyor.
Annelik nasıl bir duygu ki ölümü bile ona evladını unutturamıyor..
Hatta ölmeden son sözü aradığı evladına haber gönderiyor yakınları ile ‘Rıdvan’ı görürseniz anan seni arıyor deyin’ diye.
Ne kadar içli ve insanın yüreğini dağlayan bir söz değil mi?
Bunu anlamak gerçekten çok zor.
Bir hikaye dinlemiştim annesiyle çocuğunun arasında geçen bir tartışmada çocuk dediysem rüştüne ermiş annesini bırakır ve çeker gider..Anne çocuğunun arkasından ağlayarak bağırır ‘arkana bakmadan gidersin tabi, ben senin neyinim ki sen benim ciğerimsin’ der.
Bu söze tanık olan birisi gözyaşları içinde ağlayan anneye ne demek istedin diye sorduğunda?
‘O benim içimden çıkan bir organım ben onu terkedemem ama o beni terkeder,bu duygu bütün anneler için geçerlidir’ der anne.
Gerçekten anneler küsmez, anneler ayırt etmez, anneler karşılıksız sever ve verir;bütün çocuklarına elektrik prizi gibi eşit sevgi dağıtır.
Anne kaç çocuğu olursa olsun hangisinin hangi yemeği sevdiğini veya sevmediğini hiç unutmaz ama hiç bir evlat annesinin neyi sevdiğini bilmez, işte anne ile evlat arasındaki basit ama derin fark bu olsa gerek.
Evladının sevdiği yemeği unutmayan ana çocuğunun gözaltında kaybedilmesini nasıl unutur.
Rıdvan’ın annesinin bu yürek parçalayan sözü bana bir yazarın ölümler üstüne söylediği sözü hatırlattı.
Yazar Tezer Özlü’nün bir sözünü okudum edebiyat dergisinde şöyle diyor:”öldürenler öldürdüklerini bu ülkenin insanı olmadıkları için öldürür” diyor.
Bu topraklarda demokrasi ve hukuk için mücadele verip öncülük edenlere eceliyle ölüm nasip olmadığı gibi yaşayanlara da huzur vermemiştir devleti yönetenler.
Bu ülkede tam 17 bin 500 faili meçhul (faili belli ve devlette saklı da) cinayet var ve aydınlatılması bekleniyor.
İşte ölümünden önce son sözü oğlu için söyleyen Asiye analara bu acıları yaşatanlar bu ülkede kendileri gibi düşünmeyenlere bu acıları yaşatırlar ve hala da yaşatıyorlar.
Ne kadar iktidara gelmeden önce bu faili meçhullleri,gözaltı kayıplarını ortaya çıkartacağım,yargısısz infazları durduracağım,bu acıları bir daha yaşatmayacağım ve analar göz yaşı dökmeyecek diye gelseler de; aslına dönüp’ bu devleti sokakta bulmadık’ deyip vatandaşını yargısız infaz edenler kahraman, ölenlerin ise hainlik yaftalaması hiç değişmiyor..
Baskılar,sürgünler, gözaltılar,mapusluk ve işkenceler devam ediyor.
AKP’e iktidara geldiğinde cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 60 bin iken,bugün 220 bin kişiye çıkmış.
OHAL’e dayandırılarak çıkartılan KHK’lerle ile öyle bir hukuksuz sürece girdik ki;insanların iş ve mal güvenliği şöyle dursun can güvenliği yok.
Tuklanan ve işten atılan binlerce insan neyle suçlandıklarını bile bilmiyor, avukatları dosyalarına erişemiyor.
Mehmet Altan’ın Avukatı Ergin Cinmen’in yorumu ile OHAL’den sonra tutuklananlar, tutuklu değiller ‘tutuluyorlar’ tanımlaması cuk diye yerine oturuyor.
Geldiğimiz noktada Askeri darbeler döneminde bile rastlanmayan hak ihlalleri uygulanıyor ve doksanlı yılları arar olduk.
Erdoğan Üç ‘Y’ i yok edeceğiz diye adlnadırdığı ’Yolsuzluğu,Yasakları ve Yoksulluğu’ yeneceğiz diyerek iktidara geldi ama zaman içinde şimdi üçünden de sınıfta kaldı.
Tarihin en büyük yolsuzluğu ve hak ihlalleri Erdoğan’ın iktidarında oldu.
Erdoğan bizim iktidarımızda üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü olacak diyordu ama şimdi yargıyı kendine bağladı.
İş cinayetlerini ve yurtlarda yanarak ölen çocukların ölümlerini ihmale değil de, takdiri ilahi diye geçiştiriyor.Yoksulluğu, gelir dağılımını ve alım gücüne göre değil de köprü ve duble yollarla anlatıyor.
Faili meçhul cinayetleri ortaya çıkartacağı yerde failini arayanların hak arama yollarını kapatıyor.
OHAL ilanındna sonra KHK’lerle aldığı kararlar sonucunda;normal vatandaşın hak araması şöyle dursun, can güvenliği ortadan kalktı.Açık hava şöyle dursun kapalı mekanlarda toplantılara izin verilmiyor.
Medya özgürlüğünü tanımıyor, OHAL’den şuan cezaevlerinde 146 gazeteci tutuklu,muhalefeti ise rejim kaşıtı ilan ediyor.
HDP’li 10 Milletvekillerinin tutuklanması ve DBP’sinden seçilmiş 40’a yakın Beldiye başkanlarının görevden alınarak tutuklanması bunu teyit etmiyor mu?
Eğer bir an önce hukuka dönülmez OHAL ile devam ederse; daha çok ana evladını arar olacak gibi bir felakete doğru gidiyoruz.
Acil olarak barış için adım atılmalı,toplum olarak iç barışı sağlamadan huzur ve refahı yakalayamayız.
Savaşın sürdüğü yerde hayat tersine akar gençler yaşlıları değil de yaşlılar gençleri toprağa verir.
Rıdvan’ın ölümü de bunu doğrulamıyor mu?
Not:Ben bu yazıyı bitirdiğimde terör kendini yine İstanbul’da gösterdi..10 Aralık dünya insan hakları gününde terör örgütleri bombalı saldırı sonucu 29’u polis 38 insanımızı hayattan kopardı ve yüzün üstünde yaralı var. Ölenlerin yakınlarına baş sağlı, yaralılara acil şifalar dilerken,bu kör terörü nefretle kınıyor ve lanetliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025