Mensur Akgün
Alışveriş yapan müşteri bilerek ya da bilmeyerek sahte para kullanır, dükkan çalışanı polisi arar, polis müşteriyi yakalar, zorla yere yatırır, dizini boğazına dayar ve öldürür.
Olay biliyorsunuz Minneapolis’te geçti. Öldüren polis beyaz, öldürülen zanlı siyahtı. Zanlı 8 dakika 46 saniye polisin dizinin altında kıvrandı, boğuluyorum dedi ama dinletemedi. Ölümüne neden olan para da topu topu 20 dolardı. Aldığıysa sigara. Sonuç derseniz protesto, isyan, infial ve daha pek çok şey.
Bu trajik ve gereksiz ölümün yaşandığı 25 Mayıs’tan günümüze ABD’nin 150’ye yakın şehrinde insanlar yapılanı lanetledi, polis şiddetine karşı tepki gösterdi.
Benzeri pek çok olayda olduğu gibi fırsatçılar ve provokatörler de dükkanları işyerlerini yağmaladı. Gösteriler sırasında ölenler, yakılan kamu binaları ve araçları var. Polis sokaktaki şiddeti önleyemediği, protestoları bastıramadığı için askerler görevde. New York’a sokağa çıkma yasağı kondu. Yani hayatın olağan akışının dışında bir şeyler gerçekleşti.
***
Olan bitenin haber değeri de var, akademik önemi de. Nihayetinde tüm bunlar dünyanın en zengin, en güçlü ve büyük ölçüde demokratik olan bir ülkesinde yaşanıyor. Toplumsal hareketliliğe işaret ediyor. Korona salgının kasıp kavurduğu, milyonların hastalandığı, on binlerin öldüğü bir ortamda gerçekleşiyor. Tetikleyici neden ırkçılık ama ardında güçlü bir ayrımcılık, eşitsizlik ve adaletsizlik de mevcut.
Üstelik yakın zamanda Afrika kökenli bir Amerikalının iki kez başkan seçilebildiği bir ülkeden söz ediyoruz. Ayrıca George Floyd’un 25 Mayıs 2020’de Minneapolis’te başına gelenler Sidi Bouzid’in 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başına gelenleri çağrıştırıyor. Floyd, Bouzid gibi kendini yakmasa da, ölümü tıpkı Bouzid’in ölümü gibi büyük bir protesto dalgasını tetikliyor. Bu da dışarıdan bakanların, olanları anlamlandırmaya çalışanların “Amerika Baharı mı?” diye sormasına yol açıyor.
Oysa koşullar farklı. Birinde baskıdan boğulan, yaşadıkları sorunları sistemi değiştirmeye çalışan insanlar vardı. Diğerinde derisinin renginden dolayı fiziki şiddet görenler, yere yatırılıp boğularak öldürülenler var. Amerika’da hayatlarını her anlamda riske atarak sokağa çıkanların derdi rejim değil. Onlar kapitalist sistemin sömürü biçimlerinden, eşitsizlikten, toplumsal adaletsizlikten, otoriter liderlerden ziyade bir türlü bitmeyen ırk ayrımcılığından yakınıyor.
Çünkü Amerika’nın tepkiye yol açan sorunu ırkçılık. Yani kabaca bir insanı dış görünüşü, derisinin rengi yüzünden diğerinden farklı, daha da önemlisi kendinden aşağı gören anlayış. Kesin, herkesin üstünde uzlaştığı bir tanımı yok. Yine de yabancı düşmanlığıyla, önyargıyla, bazılarının yaptığı gibi milliyetçilikle karıştırmamak gerek. İnsan kendi etnik kökeniyle ya da aidiyetini tanımladığı düşündüğü başka bir özelliğiyle gurur duyabilir. Hatta kendini ötekileştirdiği bir başka kimliksel gruba karşı da konumlandırabilir.
Bundan sonuçta ırkçılık da doğabilir. Fakat takınılan tavrın kendisi tasvip edilebilir olmasa da ırkçılık değildir. Mesela bazı Yunanlılar Türkleri, bazı Türkler Yunanlıları sevmeyebilir. Kimileri Suriyeli sığınmacıları, kimileri Amerikalıları ya da Rusları itici bulabilir. Ama bu ille de ırkçılık yapıldığı anlamına gelmez. Birilerini yaptıklarından bağımsız olarak özlerine, kimliklerine ilişkin özellikleri yüzünden horlarsak, kötü davranırsak, ayrımcılığa tabii tutarsak ırkçılık yapmış oluruz.
Doğal olarak bu ne Türkiye’de ırkçılık olmadığı, ne de ırkçılığın tanımının ve sınırlarının böylesine net şekilde çizilebildiği demektir. Söylemeye çalıştığım ırkçılığın her türlü ayrımcılığı, yabancı düşmanlığını, önyargıyı açıklamak için kullanılmasının, zorlama karşılaştırmalar yapılmasının onu anlamamıza yardımcı olmadığı, önlenmesini sağlamadığıdır. Ne kadar çok olayı ve kavramı bir sepete koyarsak açıklayıcı, dolayısıyla da önleyici olmaktan o kadar çok uzaklaşırız.
Bence ırkçılığın anlaşılması basite, yani temel bileşenlerine indirgenmesiyle, her ülkenin kendi tarihi içinde değerlendirilmesiyle, biraz da uç noktalarının görülmesiyle mümkün ve en uç noktasında da soykırım var. Yahudilerin, Çingenelerin ve başkalarının sadece Yahudi, Çingene ve başkaları olmaları yüzünden sistematik şekilde yok edilmelerine verilen addır soykırım. Güney Afrika’nın 1940-1991 yılları arasındaki Apartheid rejimi, Amerika’nın 1870’leden 1965’e kadar pek çok eyaletinde geçerli olan Jim Crow yasaları da ırkçılığın en üst düzeyde kurumsallaşmış halidir, köleliğin devamıdır.
Soykırımda yok etmek, Apartheid ve Jim Crow’da ise ayrı yerde ve kontrol altında tutmak esastır. Hedef her ikisinde de aynıdır, “üstün ırkın” saflığı korumaktır. İnsanlar ikincisinde görünürde eşit ama aslında tamamen adaletsiz bir sistem içinde yaşamaya mecbur bırakılır. Okuldan tuvalete her şey ırk bazında ayrılır, derisinin rengi koyu olanlar için daha alt standartlar benimsenir. İlkindeyse insanlar bazen fırınlarda, bazen toplama kamplarında, bazen de BM Barış Gücü askerlerinin gözleri önünde öldürülür.
Günümüz dünyasında soykırım da, ırkçılık da, Apartheid da suçtur. Buna rağmen hepsi bir biçimde karşımıza çıkar. Bosna’da, Ruanda’da soykırım yaşanır. Amerika’da siyahlar artık beyazlarla aynı tuvaletleri kullansalar, aynı benzinciye gitseler, aynı restoranlarda yeseler, aynı oteller de kalsalar, geceleri tıpkı beyazlar gibi sokağa çıksalar, asker olup genel kurmay başkanı, siyasete girip senatör, başkan seçilseler de hala orantısız şiddete, beyazlara uygulanmayan göz altına alma yöntemlerine maruz kalırlar.
***
Irkçılığın bitmesi için öncelikle Amerika’nın kendini aşması, ırkçılığıyla yüzleşmesi, tarihinin günümüze taşıdığı önyargıları kırması şart. Bana öyle geliyor ki bizim de kendimize dönmeden, büyük çıkarsamalar ve karşılaştırmalar yapmadan önce Amerika’nın özgün tarihini, Atlantik aşırı köle ticaretini, köleciliğin zamanında ne denli kurumsallaşmış bir yapıya sahip olduğunu, sorunun kölelerin özgürleşmesiyle bitmediğini, kültürel ayrımcılığın hala sürdüğünü anlamamız gerekiyor. Bu konuda yazılmış çok kitap ve makale var. Fakat benim tavsiyem bir film.
Vaktiniz olursa Peter Farrelly’in yönettiği 2018’de gösterime giren, hikayesi ünlü caz piyanisti Don Shirley’in 1962 yılında gerçekleştirdiği konser turuna dayanan, adını da Victor Hugo Green’in The Negro Motorist Green Book adlı gezi rehberinden alan komedi ağırlıklı Yeşil Kitap (Green Book) filmini seyredin derim. Bu köşeye daha önce de taşıdığım, öğrencilerime de seyrettirdiğim, insani sıcaklığın yoğun şekilde hissedildiği filmde bir kabadayı ile klişelere sığmayan bir müzisyenin yolculuğu ve asıl Amerika’daki ırkçılığın derinliği anlatılıyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026