Merve Şebnem Oruç
BD Başkanı Donald Trump’ın “Yakın zamanda Suriye’den çıkacağız” sözleri detay içermiyor olsa da yeni bir tartışma başlattı.
Pentagon’un PYD/YPG terörüne verdiği desteği kısa vadede kesmek istemeyeceğini söyleyenler için, Trump’ın bu sözleri, Washington’da çok da karşılığı olmayan, bu nedenle çok da üstünde durulmaması gereken laflar... Trump’ın açıklamasının hemen ardından basın brifinginde konuyla ilgili sorulara ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert’in verdiği “Trump’ın açıklamalarına dair bilgilerinin olmadığı” cevabı da, bu kesimde “Bak, biz dememiş miydik. Kendi çalıp kendi aynı oynuyor,” yorumuyla yankı buldu.
Donald Trump’ın, bir ABD Başkanı’nda hiç de görmeye alışkın olmadığımız şekilde, Washington’ın kurumlarıyla uyum sağlayamadığı muhakkak. Halihazırda peşinde kendisini avlamayı kafasına koymuş müesses nizamın tazıları koşarken, kendi ekibi içinde de olması gereken uyum ve düzeni kuramadığı da biliniyor. Ardı ardına kovduğu bakan, danışman ve bürokratlar, henüz ataması yapılmamış çok sayıda pozisyon, uluslararası alanda şahsına ve imajına yönelik pek çok saldırı ve kendisinin de bu saldırıları pek de haksız çıkarmayan tavırları nedeniyle, mevcut ABD Başkanı’nın ağzından çıkanları yorumlamaya çalışanlar elbette zorlanıyor.
Ama ortada birikmeye başlamış bir veri var; Trump ilk yılına oranla ABD politikalarına ağırlığını daha fazla koymaya başlamış durumda.
Göreve gelmesiyle beraber “Kaç ayda gider?” lotoları oynanmaya başlayan son ABD Başkanı, bir yılını çoktan devirdi ve hala yerinde duruyor. Geçen yıl “Yine U dönüşü yapmak zorunda kaldı,” diye madde madde sıralanan, niyetlenip geri adım attığı ABD dış politika çıkışlarına rağmen, Trump bu yıl itibarıyla büyük tepki çeken gümrük vergileriyle başlatmakta beis görmediği ticaret savaşlarından, ABD’yi BM’de dahi yalnızlaştıran Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma skandalına çok radikal kararlara imza attı ve gerek içeriden gerek dışarıdan gelen tehdit ve eleştirilere hiç kulak asmadı.
Trump’ın PKK/PYD terörüne ABD tarafından verilen destek konusunda ise, bugüne kadar kamuoyuna yansımış ve bu desteği onaylayan bir açıklamasını görmüş değiliz. Hatta kendisine Obama’dan miras kalan bu projeyi kucağında bulduğunu söylersek yanlış olmaz. Trump göreve geldiğinde ilk iş olarak Obama’nın ‘DAEŞ’le mücadele’ stratejisini rafa kaldırmak istemiş ve Pentagon’dan yeni bir plan istemişti. Ancak önüne ısıtılarak yeniden konan “SDG/PYD/YPG’yle devam” projesiyle baş başa kalmıştı. Trump’ın Rakka’da mevcut projeyle devam etmek zorunda kalmasını, Amerikan kamuoyunda kendisine yönelik kesintisiz protesto ve saldırıları durdurmak için hızlı bir başarıya ihtiyaç duymasıyla açıklamıştık geçtiğimiz yaz. Nitekim, tüm dünyayı kasıp kavuran DAEŞ terörü ve neden olduğu infialden de bugün artık geriye, sadece eser maddelerin ve İslam dünyasına verdiği uluslararası tahribatın kaldığını söyleyebiliriz.
Trump Kasım ayında, her ne kadar Pentagon tarafından hızla yalanlansa ve tatbik edilme de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı telefon konuşmasında “bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini” söylemesi de bu bakımdan hatırlanması gereken bir detay. Bu telefon görüşmesinden hemen önce şahsi Twitter hesabından yaptığı açıklamaları da unutmamalı: “Ortadoğu’da başıma kalan bu kargaşayı çözmek üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda görüşeceğim. Bu işi çözeceğim ama en başında hayatlar ve dolarlar (6 trilyon dolar) kaybetmemiz hataydı. En başında oraya girmemeliydik.”
Suriye’ye girme konusunda kampanya döneminden beri Obama’yı suçlayan, hatta bir seferinde “DAEŞ’i Obama kurdu. Hilekar Hillary de buna yardımcı oldu,” diyen Trump’ın PYD/PKK’ya verilen finansal destekten de pek hazzetmediği biliyoruz. Son Washington seyahatimde Pentagon’a yakın kişilerden en çok duyduğum ifadeler, “Trump’ın cebinde akrep var. PYD’ye para vermiyor. Pentagon Suudilerden finanse etmek zorunda kalıyor,” şeklindeydi
Her ne kadar Pentagon’un bastırmasıyla 2019 bütçesinde SDG adı altındaki YPG/PYD’ye eğit donat ve sınır güvenlik gücü kapsamında 550 milyon dolar bütçe ayrılmış olsa da, Pentagon’a yakınlığıyla bilinen Washington Post gazetesinin geçtiğimiz günlerde, “Trump’ın Suriye’den çıkmak için Suudi Arabistan Kralı Selman’dan 4 milyar dolar istediğini” yazmıştı. Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın ABD ziyaretinin halen devam ettiği günlerde yapılan “Yakın zamanda Suriye’den çıkacağız,” çıkışı, bu nedenlerle kolay kolay kulak arkası edilemez. Bu açıklamanın hemen ardından Wall Street Journal’ın dün yazdığı “Trump’ın Suriye’deki yeniden yapılandırma faaliyetleri çin ayrılan 200 milyon dolarlık yardım fonunu dondurması” ise, yine Trump’ın ciddiyeti konusunda önemli bir işaret.
Pentagon’a yakın kaynaklar, ABD’nin Suriye’den çıkmasını bölgeyi “Rusya’ya teslim etmek” olarak değerlendirip “büyük bir hata olur” yorumunda bulunuyor. Bu da bana Trump’ın Başkanlık kampanyası döneminde, “Suriye’yi Ruslara bırakalım. Oradaki problemi onlar çözsün,” dediği günleri hatırlatıyor. Yani “Pentagon’un hata olarak gördüğü, Trump’ın en başta arzu ettiğiydi,” dersek yine yanlış bir şey söylemeyiz.
Amerikan halkının pek de sıcak bakmadığı Suriye’ye girme işini, Obama yönetiminin ‘DAEŞ’le mücadele’ paketi içine saklamıştı. Trump da Suriye’den çıkma arzusunu “DAEŞ’i tepeledik. ‘Hilafet’ ya da ‘topraklarımız’ dedikleri yerlerin tamamını alacağız. Çok çabuk geri alıyoruz,” diyerek açıklıyor. Yani bir anlamda “DAEŞ’le mücadele” için girdiysek ve DAEŞ’le mücadele bitiyorsa Suriye’de işimiz bitiyor,” diyor. Bu ifadelerin ardından söylediği ifadelerse esas merak uyandırıcı olan kısım: “Suriye’den kısa zamanda çekiliyoruz. Şimdi Suriye’yle diğerleri ilgilensin.”
Peki Trump’ın diğerleri dediği kim?
Kampanya döneminde “Suriye meselesini ona bırakalım,” dediği Putin mi?
PYD/YPG’lileri Elysee Sarayı’nda ağırlayan ve PYD projesine talipmiş gibi bir hava oluşturan Fransa Devlet Başkanı Macron mu?
Maddi anlamda güçlü şekilde bağlandığı Suudi Arabistan, BAE, İsrail cephesi mi?
Yoksa son sekiz günde iki kritik telefon görüşmesi yaptığı Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? Önümüzde çok büyük bir bilmece duruyor, öyle değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018