Merve Şebnem Oruç
Başkan seçildiğinden beri Twitter’ı dünya ülkelerini tehdit etmek, dünya liderleriyle sert pazarlıklar yürütmek, sağa sola gözdağı vererek isteklerini dayatmak için fevkalade etkin kullanan Donald Trump, bu platformu, iki ülke arasında Suriye ve PKK’dan FETÖ’ye pek çok anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Türkiye’ye karşı olumsuz mesajlar göndermek için sadece üç kez kullandı.
Bunlardan ilki, 18 Nisan 2018 tarihli: “İyi bir centilmen ve Amerikalı Hıristiyan bir lider olan Andrew Brunson, Türkiye’de sebepsiz yere yargılanıyor ve işkence görüyor. Ona ‘ajan’ diyorlar ama ben ondan daha çok ajanım. Umarım, ait olduğu güzel ailesine, evine dönmesine izin verilir.” Trump bu tweet’i, 16 Nisan tarihli duruşmada Papaz Brunson’ın tutukluluğunun devamına karar verilmesinden sonra atmıştı.
İkinci negatif içerikli tweet’inin tarihi ise 19 Temmuz 2018... Yani on gün önce... “Türkiye’nin Amerikalı saygın papaz Brunson’ı serbest bırakmayacak olması tam bir rezalet. Çok uzun zamandır rehin tutuluyor. Erdoğan harika bir Hristiyan eş ve baba olan bu kişinin özgür kalması için bir şey yapmalı. O yanlış hiçbir şey yapmadı, ve ailesinin ona ihtiyacı var!”
Trump, Nisan’daki tweet’ine oranla görece biraz daha sertleşen bu cümlelerin ardından üçüncü, son ve en sert tweet’ini bu hafta, Brunson için ev hapsi kararı çıkmasının ardından yazdı: “Harika bir Hıristiyan, aile adamı ve mükemmel bir insan olan Andew Brunson’ı uzun süre alıkoyduğu için ABD Türkiye’ye geniş yaptırımlar uygulayacak. O çok acı çekiyor. Bu masum inanç insanı derhal serbest bırakılmalıdır.”
Perşembe günü çıkan ev hapsi kararının hemen ardından ABD tarafından gelen yaptırım tehditleri sonrası, sosyal medya ve televizyonlarda “meselenin sadece Papaz olmadığı” çokça kez dile getirildi; ABD Başkanı’nın Türkiye’yi İran’a uygulanacak ambargoya ikna etmek istediğinden tutun başka pek çok dış ilişkiler konusuna atıfta bulunuldu. Türkiye’ye karşı savunma sanayisinde ambargo uygulanması gibi sert politikalar uygulanmasını isteyen ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi’nde bu hafta kabul edilen ve Türkiye’nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayacak olan tasarıya pek çok farklı konuyla bağlantı kuruldu.
Ama kimse, Trump’ın çılgıncasına kullandığı Twitter’da, Brunson konusu hariç tüm bu konularda bugüne kadar niye topa girmediğine değinmedi.
Kudüs’ün Trump yönetimi tarafından İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi ve Amerikan Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması konusunda dahi, küresel açıdan ABD Başkanı’na en sert tepkiyi Cumhurbaşkanı Erdoğan vermiş olsa da, Trump kendisinden beklenenin aksine sosyal medya üzerinden sert bir kavga başlatmaya yeltenmedi.
Almanya gibi NATO müttefiklerini, AB liderlerini bile Twitter üzerinden fırçalayan Trump’ın, gelişigüzel sağa sola ateş ediyor gibi görünen tavrına dikkatle bakıldığında, hedeflerini hangi konu üzerinden vuracağını dikkatlice seçtiği artık herkesçe fark edilmekteyken, neden Türkiye’ye karşı kademe kademe saldırganlaştığı tek konunun Brunson olduğu üzerinde biraz düşünmekte fayda var.
Papaz Brunson konusu, Erdoğan ve Trump’ın ilk kez yüz yüze ve baş başa görüştüğü ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’in de devamında onlara katıldığı 16 Mayıs 2017 tarihli Beyaz Saray görüşmesinde gündeme gelmişti. Önce Trump Brunson konusunu Erdoğan’a açmış, ardından Pence de bir kez daha tekrarlamıştı. O günkü ziyaretin Türkiye açısından birinci gündemi, ABD liderliğindeki DAEŞ’le mücadele koalisyonunun Rakka operasyonunu kiminle yapacağı olduğu için, Brunson konusu Türk medyasında da ikincil bir konu gibi yer buldu. Beyaz Saray basın bülteninde dahi yer verilen Brunson konusu, o günden önce Türkiye’de neredeyse hiç konuşulmayan bir konuydu.
O günden bugüne Brunson’ın serbest bırakılması, neredeyse Fethullah Gülen’in iadesinden bile daha çok konuşulur hale geldi. Sadece buradan dahi anlıyoruz ki, Trump yönetimi için Brunson önemli, ve durum “Papaz bahane” yaklaşımından daha farklı bir ilgiyi hak ediyor.
Trump’ın tweet’lerinde ısrarla Brunson’ın “ne kadar iyi bir Hıristiyan ve harika bir aile babası” olduğunu vurgulaması, ABD için kritik öneme sahip Kongre ara seçimleri yaklaşırken, Evanjelist ağırlıklı dindar Hristiyan seçmenine yönelik ciddi bir mesaj taşıyor. Beyaz Saray’da geçireceği süreyi de etkileyecek olan Kongre seçimleri Trump için hayati öneme sahipken, halihazırda Evanjelistlerin Prensi olan Başkan Yardımcısı Pence için Brunson meselesi, küçük bir Haçlı Seferi başlatacak kadar önemli. Bunu bugüne kadar fark etmeyenler, Pence’in Türkiye’nin davet edilmediği ve yaptırımla tehdit edildiği “Uluslararası Din Özgürlüğü” toplantısındaki konuşmasındaki ‘dramatik’ cümlelerine bakarak anlayabilirler.
Cuma akşamı ABD’li yetkililerin yaptığı söylenen “Türkiye büyük bir fırsat kaçırdı,” ifadeleri doğruysa, medyamızın aksine Ankara’nın Brunson’ın Trump ve Pence için ne kadar kritik önemde olduğunu gayet iyi bildiği, papaz konusunu Türkiye’nin uzun süredir ABD gibi müttefiklerinden istediği ‘eşit ilişki’ kurmak için değerlendirdiği düşünülebilir. Örneğin, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun da Haziran’da dile getirdiği “FBI’ın 20’den fazla eyalette FETÖ’cülere yönelik soruşturma başlatmak üzere olduğu” bilgisi hala askıda tutulurken Türkiye de Brunson meselesine eşit yavaşlıkta yaklaşıyor olabilir.
Trump’ın bağırıp çağırırken arka planda birer pazarlık yürüttüğünü, bunun yeni ‘Amerikan diplomasisi’ olduğunu, el yükseltmek için ağır tehditler savurduğunu, diğer ülkelerle serüvenlerinden dolayı artık biliyoruz. Bu açıdan Türkiye’yle hala pazarlık yapmaya çalıştığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Ama Almanya gibi AB ülkeleri ile dahi eşit ilişki yürütmeyi istemeyen, “ABD önce gelir” diyen Trump’ın, Türkiye ile, Türkiye’nin istediği eşit müttefik ilişkisini kurmaya hemen yanaşmayacağına da, elini yükseltmek için bu hafta olduğu gibi tehditlere yöneleceğine de emin olabiliriz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018