Mithat SANCAR
Geçen hafta Hakkâri’den alışılmadık haberler geldi. Yörenin iki büyük aşireti arasında birkaç gün süren çatışmalar yaşandı. Ertoşi ve Pinyanişi aşiretlerinin mensupları, neredeyse şehrin tümünü kapsayan bir çatışmaya girdiler. Silahlar kullanıldı, yollar kesildi, “düşman” avına çıkıldı. Bir insan vurularak öldürüldü, çok sayıda insan yaralandı. Şehrin caddelerinde ve sokaklarında iç savaşı andıran görüntüler ortaya çıktı. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Türkiye’nin ana akım medyasında fazla yer bulmasa da, bu haberler Kürt dünyasında büyük yankı uyandırdı. Yankı derken, sadece basit bir ilgiyi kast etmiyorum. Şaşkınlık, kaygı ve endişe duygularından oluşan karmaşık bir ruh haliydi söz konusu olan. Olaylar, Kürt siyaset ve medya çevrelerinde yakından takip edildi; farklı mekanlarda ve düzlemlerde konuşuldu, tartışıldı. Sebepler ve sonuçlar üzerinde fikirler yürütüldü, tahminler yapıldı. Üstelik bu hassasiyet sadece Türkiye’deki Kürtlerle sınırlı kalmadı, Güney Kürdistan’da da ciddi bir karşılık buldu.
Olaylar şimdilik duruldu, ancak gelişmeleri kavrama ve sorunları çözme arayışı, farklı yönleri içerecek şekilde sürecek gibi görünüyor, öyle de olması gerekiyor zaten.
Hakkâri’deki olayları anlamak için, başka boyutlar yanında, meseleye bir de çatışma ve çözüm süreçleri açısından bakmakta fayda var.
Sıkça vurguladığım üzere, sıcak çatışmaların durduğu, temelde yatan sorunu çözmeye yönelik girişimlerin yoğunlaştığı “geçiş süreçleri” kırılgandırlar. Şiddet eğilimi, bu dönemlerde ortadan kalkmaz, aksine varlığını çeşitli düzlemlerde sürdürür. Çatışmadan doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilenen toplum kesimlerinde hatıralar, algılar ve kimlikler çatışmaların ve şiddet tecrübelerinin etkisi altında kalmaya devam ederler.
Çatışmasızlık süresi uzadıkça, şiddet ortamının ağırlığı altında kalan, bu nedenle de ertelenen çelişkiler daha fazla görünür hale gelirler. Bu durum, sadece çatışmanın tarafı sayılacak kesimler açısından değil, her bir grubun kendi içindeki ilişkiler bakımından da geçerlidir. Daha açık söyleyelim, genel olarak Kürtler ile Türkler arasında olduğu kadar, hem Kürtlerin kendi içlerinde, hem de Türklerin dünyasında çatışmanın açtığı yaralar, içten içe kanar. Çatışmalar başlamadan önce var olan çelişkilere, bizatihi çatışmalardan doğan yenileri de eklenir. Çatışma öncesinden gelen ve çatışmalardan kaynaklanan bu çelişkiler, silahların gölgesinde bir çeşit yalancı uykuya dalarlar. Ama bunların toplamının bir ürünü olan gerilimler, öfkeler, intikam duyguları, çatışmaların sona ermesiyle buharlaşıp yok olmazlar. Ortaya çıkmak için adeta bir vesile beklerler.
Silahların susması, yani negatif barış hali, çatışma döneminde bastırılan çelişkilerin su yüzüne çıkmasını sağlayacak kanalları açar. Bu çelişkiler hiç beklenmedik zamanlarda ve biçimlerde dışa vururlar.
Devlet, Kürt toplumsal hayatında köklü yeri olan aşiret yapısını, çatışma dönemi boyunca, kendi politikalarına hizmet edecek biçimde kullandı. Bu konuda en etkili araç ise koruculuk oldu. Bu kurum sayesinde, devlet Kürtler arasında derin yarıklar ve ebedi düşmanlıklar yaratmaya çalıştı. Böylece Kürtlerin toplumsal uyanışını ve Kürt siyasal hareketini boğmayı hesapladı.
Bu politikalarla devlet amaçladığı “başarı”ya ulaşamadıysa da, Kürt toplumsal dokusunda önemli yırtılmalar yaşanmasını sağladı. Koruculuğu kabul eden ve etmeyen aşiretler arasında güçlü düşmanlıkların tohumlarını ekti.
Öte yandan, 90’ların ilk yarısında doruğa çıkan yıkım politikaları, Kürt coğrafyasını ve nüfusunu bir arada tutan, toplumsal barış açısından güçlü işlev gören gelenekleri ve değerleri de parçaladı. Özellikle kırsal kesimde sorunları ve çatışmaları çözmeyi sağlayan geleneksel usuller çöktü. Kürt hareketi, değişen şartlara ve kendi toplumsal tasavvuruna uygun yeni yapılar oluşturdu. Ancak bunların da önemli bir kısmı, başta KCK operasyonları olmak üzere çeşitli sindirme ve tasfiye yöntemleriyle etkisizleştirildi.
Hakkâri olayları, çatışma döneminin bütün boyutlarıyla yeniden ve ciddi biçimde irdelenmesi için bir vesile olmalıdır. Aslında barış süreci, devlete bu konuda önemli sorumluluklar yüklüyor. Lakin devletin böyle bir niyeti olduğuna dair herhangi bir işaret yok, tam aksine epeyce veri var. Kürt siyasi hareketinin ve farklı toplumsal oluşumların, devletin yaptıklarına ve yapmadıklarına bağlı kalmadan, yapabilecekleri çok şey var. Geçmişten gelen, çatışma döneminde yeni biçimlere bürünen çelişkileri anlayıp dönüştürmeye ve bu dönemde yaşanan tahribatları onarmaya yönelik kapsamlı bir yüzleşme ve hesaplaşma programı bunların başında geliyor. (BasHaber Gazetesi)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014