M.Şükrü HANİOĞLU
"Arabesk dinleyenler vatan hainidir" yorumunun "terbiye sınırlarını zorlayan anlamsız bir çıkış" olarak küçümsenmesi hatalı olur. Bu olağanüstü derinlikteki ifade gerçekte Türk Oryantalizmi'nin doksan yıla yaklaşan serüvenini özetlemektedir
İki yıl önce "Arabesk yavşaklığından utanıyorum" açıklamasını yapan bir piyanistin geçtiğimiz günlerde "Arabesk dinleyenler vatan hainidir" yorumunu dile getirmesi, yarattığı "miskin, cahil, ilkel, estetik yoksunu Doğu" algısı üzerinden kendine medenîleştirme misyonu yükleyen Türk Oryantalizmi'ni anlamamıza yardımcı olabilir.
Söz konusu ifadeler, "utanç verme" fiili ile kendinden menkûl medenîleştirme projesinin meşruiyetini sağlamaya çalışırken, "vatan hainliği" suçlamasıyla da Türk Oryantalizmi'nin yasakçı, tektipleştirici siyasî karakterini ortaya koymaktadır. Yedi kelimede doksan yıllık bir yaklaşımı özetleme başarısını ortaya koyan bu ifadelerin "terbiye sınırlarını zorlayan, anlamsız çıkışlar" olarak değerlendirilerek bir kenara bırakılması hatalı olur.
Türk Oryantalizmi ve müzik
Türk Oryantalizmi olarak da adlandırabileceğimiz Kemalist toplum projesinin en önemli tezlerinden birisi "estetik modernlik"in "toplumsal modernlik"i doğuracağı idi. Bu proje yarattığı "Doğu"nun dönüştürülmesi alanında estetiğin önemli bir rol oynayacağını varsayıyordu. Bu yaklaşıma göre sanat, toplumsal gelişmenin ve değişimin ürünü olmaktan ziyade, bizzat toplumsal gelişim ve değişimi yaratan bir araçtı. Bu çerçeveden bakıldığında toplumun medenîleştirilmesi için, yaratılan "Doğu"nun "ilkel" müzik türleri yerine, gereğinde zor kullanarak "çağdaş ve medenî" müziğin geçirilmesi gerekiyordu.
Tanzimat sonrasında şehirli üst tabakalarda çok sesli Batı müziğine yönelik bir ilginin ortaya çıktığı, seçkin ailelerin çocuklarına bunu aşılamaya çalıştıkları, Franz List ve Henri Vieuxtemps benzeri sanatçıların konserlerinin ilgiyle izlendiği doğrudur. Ancak şehirli seçkinlerin müzik zevkinde ortaya çıkan değişim, bir "toplum mühendisliği" projesinin uygulanması amacıyla kullanılmadığı için beraberinde bir "müzik siyaseti"ni getirmiyordu.
Dolayısıyla "oryantal" müzikten hoşlanmayan, değişik opera toplulukları ve Blanche Arral benzeri sanatçılara Yıldız Sarayı'nda özel konserler verdiren II. Abdülhamid'in toplumun müzik zevkini değiştirerek onu medenîleştirmek gibi bir siyaseti bulunmazken, alaturka musikîyi seven bir lider olan Atatürk, ortalama vatandaşın bu alandaki tercihinin farklılaştırılmasının gerekli olduğuna inanıyordu. Bu ise bir zevk tercihinden değil, toplumu ileriye götüreceği varsayılan dönüşüm projesine duyulan inançtan kaynaklanıyordu.
Bu yaklaşımın temel sorunu fazlasıyla basitleştirici bir alla Turca-alla Franca ikilemine dayanmasıydı. Bu nedenle de tüm çok sesli müzik biçimleri "çağdaş" ve "medenî" olarak kavramsallaştırılırken, farklı toplumsal tabakaların değişik müzik biçimleri üretebilecekleri reddediliyordu. Medenî olmak için çok sesli müzik zevkine sahip olmak gerekiyor, bundan yoksunluk ise çağdışı bir "Doğu"nun mensubu olmak anlamına geliyordu. Kısa bir süre uygulandıktan sonra 1936 yılı Eylül ayında kaldırılan alaturka musiki yasağını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Alaturka "sanat," arabesk "Doğu"
Alaturka musikiyi ilkel "Doğu"nun müziği olarak kavramsallaştırarak onun yerine çok sesli Batı müzik biçimlerini geçirmeye çalışan Erken Cumhuriyet "halk müziği"ne farklı yaklaşıyordu. Bu alanda tüm romantik milliyetçiliklerde görüldüğü gibi "halk"ın müziğinin ortaya çıkarılmasıyla yetinilmeyerek, onunla Batı müziğinin sentezinin yapılması temel amaç olarak benimseniyordu. Cumhuriyet liderleri de Ziya Gökalp gibi bu sentezin yeni toplumu hem "ulusal" hem de "modern" bir müziğe sahip kılacağını düşünüyorlardı.
Dolayısıyla bir yandan Seyfeddin ve Sezaî (Asal) kardeşler, Yusuf Ziya ve Rauf Yekta beyler tarafından başlatılarak daha sonra Bela Bartok'un idaresinde kurumsallaştırılan "halk nağmeleri" derlemeleri yapılırken öte yandan da bunların farklı sunumlarının gerçekleştirilmesine çalışılıyordu. Profesör Orhan Tekelioğlu'nun da belirttiği gibi Yurttan Sesler Korosu benzeri araçlarla "nağmeler" geleneksel sunum biçimlerinden çıkarılarak, meselâ koro tarafından ve çok sayıda saz eşliğinde seslendirilerek, yukarıdan aşağıya bir sentez yaratılıyordu.
Süreç içinde çok sesli Batı ve sunum biçimi modernleştirilen "halk" müzikleri milliyetçi-Batıcı vurguları kuvvetli bir resmî ideolojinin temel tercihleri olmayı sürdürürken, alaturka musikî de "sanat" sıfatı bahşedilerek yeniden Beyaz Türklüğün repertuvarına alındı. Onun statüsü "sanat"a yükseltilirken, yaratılan yeni "Doğu"nun müziği "Arabesk" ise hedef haline getirildi.
Martin Stokes'un The Arabesk Debate (1992) çalışmasında ortaya koyduğu gibi, Arabesk, And dağlarından inenlerin Lima'da popülerleştirdiği Chicha ya da Fransa'daki Cezayir göçmenlerinin Rai müzikleri gibi iç göçün yarattığı, isyan vurgusu kuvvetli özgün bir sentez ve "şehirli" bir müzik biçimiydi.
Bu müzik biçimi yukarıdan aşağıya benimsettirilmeye çalışılan "halkın müziği ile Batı müziğinin sentezinin" tersine kendiliğinden gerçekleşen bir Doğu-Batı telifi olma özelliği taşıyordu. Arabesk bunun yanısıra "kaynaşmış bir kitle" olarak tekil bir zevke sahip olması gerektiği savunulan "halk"ın farklı tabakalarının değişik müzik biçimleri üretebileceğini ortaya koyma suçunu da işliyordu.
Utandırıcı müzik
Arabesk'i "yavşaklık" olarak niteleyen piyanistin bunun "utandırıcı" olduğunu savunması dikkat çekicidir. Rembetika'yı ilkel "Doğu"nun ürettiği, Batı uygarlığının kurucusu bir halka yakışmayan bir müzik türü olarak kavramsallaştıran, onun Avrupalılaştırılmasını savunarak radyoda "amanedes"lerin çalınmasını yasaklayan Yunan Oryantalizmi gibi, Türk Oryantalizmi de yarattığı ilkel "Doğu"nun ürünü Arabesk'in utanç kaynağı olduğunu ileri sürmektedir. Bu açıdan bakıldığında Rembetika'nın Türk aksanıyla Ellinika konuşan İzmirli barbar "Doğu"luların, Arabesk'in ise Arap ve Kürt aksanlarıyla Türkçe söyleyen "Güneydoğuluların," Batılı, modern bir topluma utanç verecek müziği olarak kavramsallaştırılması şaşırtıcı değildir.
Anılan piyanistin Türk Oryantalizmi'ni yedi kelimede özetlemeyi başaran yorumları, kendisine "Beyaz Türkler" sıfatını yakıştıran toplumsal azınlığın sadece iki savaş arası dönemde sıkışmakla kalmayarak, postmodern gerçekliği anlamada da diğer kesimlerin gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır.
Wayne Bowman benzeri müzik felsefecileri post-müzikal çağ olarak adlandırdıkları günümüz dünyasında müziğin yapısal özellikler ve seslerin nitelikleri çerçevesinde değerlendirilmesinin bütünüyle anlamsız hale geldiğini savunmaktadırlar. Böylesi bir dünyada toplumsal bağlamından çıkarılan "müzik"in varolması mümkün değildir. Ancak hâlâ 1930'larda yaşayanların bunu anlayabilmeleri imkânsızdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018