M.Şükrü HANİOĞLU
Tarihî örnekler yardımıyla süreç, pazarlık ve çözüm (3):
Son iki yazımızda tarihî örnekler yardımıyla "çözüm süreci"ni "muhatap" ve "Türkiyelilik" çerçevesinde ele almaya çalışmıştık. Söz konusu değerlendirmelerde maksimalist talepler ortaya koyan sosyalist- milliyetçi örgütlenmeler ile örtüşmeyen tasavvurlar üzerinden "çözüm"e ulaşma alanında karşılaşılan zorluklar üzerinde durmuştuk.
Bugün aynı konuyu "şiddet"in çözümün şekillenmesinde oynadığı rol açısından değerlendirmeye gayret edeceğiz. Bunun yanı sıra uluslararası bağlamın "çözüm süreci"nin geleceğini nasıl etkileyeceğini de ele almaya çalışacağız.
Talep aracı olarak şiddet
Yakın tarihimiz "şiddet"in siyasal talepler iletiminde önde gelen bir araç olarak kullanıldığı bir laboratuvardır. Toplumlarının "sözcü"sü durumuna gelmek için de "şiddet"den yararlanan örgütler daha sonra onu "millet"in taleplerinin dile getirilmesindeki temel araç haline getirmişlerdir.
Bu süreçte merkezin "şiddet tekeli" kırılmakla kalmamış, "şiddet"i ona karşı ve talepleri masaya koyan "millet" adına dile getiren ve bunu romantik milliyetçi söylemle kutsayan yapılanmalar yaratılmış ve şiddet olağanlaştırılmıştır.
Milliyetçilik öncesi dönemin merkeze direnme, kanunları tanımama ve yerel toplumları koruma yaklaşımlarıyla ortaya çıkan dağınık örgütlenmelerinin "kültür"ünü de sahiplenerek onu "millîleştiren" bu silahlı yapılar "millet"in koruyucusu rolünü üstlenmişlerdir.
VMORO ve Makedon Slavlarının diğer silahlı yapıları, Çerçis Topulli ve Âdem Bey çeteleri gibi Tosk ve Geg silahlı unsurları "hajduk" ve "kaçakeve" kültürlerini "millîleştirmiş" ve "isyan, kurallara karşı çıkma, merkezî otoriteyi tanımama" eylemlerini romantize ederek yeni bir bağlama yerleştirmişti.
Daşnaktsutyun ve diğer Ermeni örgütlenmeleri de benzer şekilde "fedaî"leri terör uygulayıcıları değil "millet"i koruyan unsurlar olarak kavramsallaştırıyordu. Bu yeni, "millîleştirilmiş" bağlamında "şiddet" eleştirilmek bir yana "kutsanan" bir araç, "müdafaa ve hak talep etme" vasıtası haline geliyordu.
Günümüzde de benzer bir kutsama ve "şiddet"in "millîleştirilmesi" onun temel "hak talep" etme aracı haline getirilmesi ile karşı karşıya bulunulduğu ortadadır. Geçmiş örneklerde olduğu gibi bu şekilde kavramsallaştırılan ve romantize edilen "şiddet" olumsuz yönlerinden arındırılarak kutsanan bir araç haline gelmiştir.
Bu çerçevede "şiddet" geçmiş örneklerde olduğu gibi çözüm sürecine "toplum sözcüsü" olarak katılan tarafın elinden bırakmayı kabul etmeye yanaşmadığı ve doğal gördüğü bir talep iletme ve pazarlık aracına dönüşmüştür. Burada önemli olan koşullarda değişim ve demokratikleşmenin kutsanan "şiddet"in bir kenara bırakılması için "yeterli" olmadığının varsayılmasıdır.
Demokratikleşme ve şiddet
Her an devreye sokulabilecek "şiddet"in temel bir araç olarak kullanımının "çözüm"ü ne denli zorlaştırdığı ortadadır. Geçmiş örneklerin de gösterdiği gibi para-militer teşkilâtlarını dağıtmayı reddeden, bunların "milletin koruyucusu" olduğunu savunan sosyalist-milliyetçi örgütlenmeler onları sürdürdükleri pazarlıkların önemli bir kozu olarak kullanmışlar, bu ise sadece "çözüm"ü değil toplumun demokratikleşmesini de engellemiştir.
1908 sonrasında yeni ve katılımcı talepleri iletme kanallarının açılımı para-militer örgütlenmelerin geçici süre ile faaliyetlerini askıya almalarına neden olmuş ancak merkezle uzlaşma sağlanamayınca bunlar yeniden devreye sokulmuşlardır. Günümüzde de toplumun demokratikleşme alanında aldığı hatırı sayılır yol "şiddet"in talep iletme aracı olarak kullanılmasını durdurmamıştır.
Burada ilginç olan "şiddet"ten vazgeçmeyi reddedenlerin onun "demokratikleşme"yi engellemediğini tersine talep iletilmesini ve o uygulanmadan hak vermeye yanaşmayan merkezi zorlayarak onu güçlendirdiğini savunmalarıdır. Böylece millîleştirilerek kutsanan "şiddet" bunun da ötesinde bir "demokratikleşme" aracı olarak da kavramsallaştırılarak tüm olumsuz yönlerinden arındırılmaktadır.
Uluslararası bağlam
Türkiye, toplum sözcülüğüne el koyan, gelecek tasavvuru Türkiyeliliğe dayanmayan sosyalist-milliyetçi bir örgütlenme ile çetrefil bir "çözüm süreci" yürütme durumundadır. Paramiliter karakterli bu örgütlenme romantize ettiği "şiddet"i temel pazarlık aracı olarak kullanma konusunda ısrarcıdır.
Bu özelliklerin "çözüm süreci"nin başarıya ulaşmasını fazlasıyla zorlaştırdığı ortadadır. Benzer örneklerle girişilen geçmiş süreçlerin hiçbirisinin "çözüm"e ulaşamamış olması şüphesiz bu konuda ümitvâr olunmasını güçleştirmektedir.
Evvelce de belirttiğimiz gibi "muhatabın değişimi"nin sürece yeni bir ivme kazandırması mümkündür. Ancak yeni Ortadoğu'nun şekillendirilmesi mücadelesinin bunu fazlasıyla zorlaştırdığı ortadadır. Bu kapsamlı ve çok aktörlü savaşım Türkiyelilik sınırları içinde kalınmasını zorlamakta ve şiddeti yeni kazanımlar elde edilmesinin temel aracı haline getirmektedir.
Geçmişte benzer örgütlerle yürütülen çözüm süreçleri neticesiz kalmış, kısa aralar dışında çatışma sürmüş ve nihaî sonuç uluslararası bağlamdaki kapsamlı değişimlerle şekillenmiştir. Sadece yakın geçmişe bakılacak olursa Arnavut, Arap milliyetçileri ve Ermeni, Makedon sosyalist-milliyetçileri ile yürütülen çözüm süreçleri büyük uluslararası gelişmeler tarafından kesilmiştir.
Son iki örnekte tıkanan süreçler Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı benzeri yeni Balkanlar ve Ortadoğu'yu şekillendiren gelişmelerle sona ermiştir. Aynı gelişmeler ilk iki örnekte ulaşılmış anlaşmaların anlamlarını yitirmesine de neden olmuştur.
Sürecin geleceği
Gösterilen tüm çabalara karşın günümüzde yürütülen "çözüm süreci"nin tıkandığı ve aşılması güç yapısal engellerle karşılaştığı ortadadır.
Bunların aşılması engellerin niteliği nedeniyle fazlasıyla zordur. Toplum baskısı neticesinde muhatabın değişimi ve kendisini Türkiyelilik ile sınırlandırarak şiddeti bir kenara bırakması imkânsız değilse de en azından kısa vâdede mümkün gözükmemektedir.
Burada bir parantez açarak demokratikleşmenin, merkezin daha liberal siyasetler benimsemesinin sürecin önünü tıkayan yapısal sorunları aşılması alanında sınırlı etki yapabileceğinin altı çizilmelidir.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde "çözüm"ün, artan bir ivme ile "uluslararası gelişmeler"e dayanan, neticesi onun tarafından belirlenecek bir sürece evrildiği vurgulanmalıdır. Geçmişte ortak paydalar bularak ve bir "biz" yaratarak halledemediğimiz sorunların uluslararası değişimlerle çözülmesinin neticeleri ortadadır.
Günümüzde de çözümün çatışma ile şekillenecek yeni Ortadoğu'nun doğuşuna terkinin kanlı ve acılarla dolu bir süreci beraberinde getireceği açıktır. Bundan kaçınmak ise ancak "şiddet"i reddeden ve "Türkiyelilik" temelli bir "çözüm" ile mümkün olabilir...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018