Murat AKSOY
Bir önceki yazıda otoriterleşmenin toplumsallaşmasını uzun bir alıntı ile açıklamaya çalışmıştım. Alıntının yapıldığı makale Etyen Mahçupyan’ın ‘İdeolojiler ve Modernite’ kitabından (s.31-33) alındı.
Kişisel olarak hayatımda önemli yeri olan Mahçupyan’ın yazdıklarını bizatihi hayata geçiren bir iktidara Davutoğlu’nun görevden alınmasına kadar destek vermesini ve bu anlamda sürecin parçası olmasına anlam veremesem de neden olduğunu anlayabiliyordum.
Ölümlü bir insan olma gerçeği ve ölmeden önce düşüncelerinin iktidarı bir biçimde etkilemesi, ölüm gerçeğini ortadan kaldırmadığı gibi hayata beklentinin tersine işledi.
AKP, beklentimizin aksine Türkiye’yi demokratikleştirmeyi değil, var olan devlet-toplum ilişkisini tahkim etti. İdeolojik olarak devlet değişmediği gibi sadece yönetici sınıf değişti.
Bu değişimin en önemli sonucu da Türkiye’yi Batılı yapan değerlerden uzaklaşması ve lideri olmaya özendiği Doğulu toplumlara benzemek oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta “donmuş” olan AB müzakereleri için “gerekirse referandum yaparız” çıkışı bu siyasal değişimin en önemli göstergesidir.
AKP iktidarının AB üyeliği hayali, Arap Baharı’ndan sonra tercih edilen politikalarla fiili olarak bitmiştir.
AB’nin üç boyutu
İngiltere’nin AB üyeliğinden ayrılma kararı, bu bağlamda iktidarın izlediği politikalara “AB dağılırken biz neden üye olalım” türünden propaganda malzemesi olmaktan başka bir işlevi olmayacaktır.
AB’nin geleceği ne olacak? AB küçülecek mi, dağılacak mı?
Önce şu soruya cevap arayalım; AB dendiğinde ne anlamlıyız? AB neyi ifade ediyor?
2. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı Avrupa ülkeleri arasında iyi ilişkiler geliştirerek olası felaketleri önlemek üzere 6 ülke tarafından Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) olarak kuruldu.
Çeşitli genişleme süreçleriyle birlikte bugünkü halini alan AB, halen dünyanın en önemli uluslarüstü topluluğudur.
Bugün AB’ye baktığımızda, birliğin 3 boyutundan bahsetmek mümkün: Kültürel, ekonomik ve siyasi.
Güçlü değerler kıtası
Bugün AB dendiğinde akla gelen özelliği, kurumsallaştırdığı kültürel siyasal değerlerlerdir. Demokrasi, insan hakları ve özgürlükler başta olmak üzere, düşünce ve ifade, basın özgürlüğü gibi pek çok siyasi değerin evrensel norm haline gelmesinde AB’nin önemli katkısı vardır.
Bu açıdan AB, içindeki aşırılıklara rağmen güçlü siyasi değerler toplamı olarak gücünü korumaktadır.
Zayıf ekonomi, zayıf siyasal güç
Kültürel siyasal değerler konusunda güçlü normlar ortaya koyan AB, aynı başarıyı ne yazık ki ekonomik ve siyasi birlik olarak gösteremedi.
Özellikle ortak para birimine geçişte, ülkeler arasında ekonomik farklılıkları ve eşitsizlikleri yeterince dikkate alınmamasının maliyetini 2008’de başlayan küresel ekonomik kriz karşısında ödedi.
Ekonomik açıdan bu başarısızlığın bir yüzü de siyasal açıdan ortaya çıktı. 1989’de çift kutuplu dünyanın sona ermesinden sonra uluslarüstü birlik olarak küresel bir güç haline gelen AB, ne yazık ki bu gücünü, 2003’ten itibaren Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve küresel krizler karşısında birlik olarak ortaya koyamadı.
Ekonomik ve siyasal alanlarda inisiyatif alamayan AB, bu alanları Almanya ve Fransa’nın tek başlarına inisiyatif almasıyla doldurmaya çalıştı. Arap Baharı’ndan sonrası süreçte hem Ortadoğu de hem de Kuzey Afrika’da bunu gördük.
AB referans olmaya devam edecektir
İngiltere’nin ortak para birimi ve vize konularında zaten birlik üyesi olmadığını düşündüğümüzde; AB’yi ekonomik ve siyasal olarak biraz daha zayıflatacağı kuşkusuzdur.
Bu süreçten sonra AB’nin önündeki yol ayrımı; gerçekten uluslarüstü birlik olmak ya da bugünkünden farklı birlik modelleri arasındadır.
AB gelecekte ekonomik ve siyasal olarak farklı bir yapıya dönüşebilir. AB dağılsa bile sahip olduğu güçlü kültürel siyasal değerler, tek tek ulus-devlet tarafından sahiplendikçe var olacaktır.
Otoriterleşmenin toplumsallaştığı bir dönemde; bu kültürel siyasal değerlere ihtiyacımız her gün artmaktadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018