Murat BELGE
“Nepotizm” kelimesinin kullanımı artık uluslararası, ama kökeni İtalyanca: “nepotismo”. Peki, “-izm”i yapılan bu “nepot” kim, neyin nesi? O kelimenin soyu İtalyanca’dan eskilere uzanıyor. Latince’de “nepot”, “yeğen” demek. Demek ki siyaset biliminin, toplumsal bilimin bu uluslararası terimi, Türkçe’ye çevirdiğimizde, “yeğencilik” demek oluyor.
Bu uluslararası terminolojide kökü Latince olan kelime çoktur; ama onların çoğu, ortaya yeni çıkmış herhangi bir şeye ad bulmak gerektiğinde, Batılılar’ın ortak kültürel geçmiş olan Latince ve Yunanca köklerden türettikleri yeni bir kelimedir: “otomobil” gibi.
Ama “nepotizm” antik Roma’da değilse de İtalya’da doğmuş, yani İtalya çizmesinin öz malı, orada türemiş bir kavramdır. Orada türemiş olmasından sorumlu olanlar da, herkesten önce, Papalar’dır. Kilise kurumundaki bütün önemli, belirleyici ve kazançlı yerlere kendi yakınlarını, akrabalarını tayin ederek bu kelimenin bu içeriği edinmesine yol açmışlardır.
Türkçe’de “yeğencilik” benzeri bir kelime yok, ama bu tür durumları anlatmakta kullanılan, herkesin bildiği bir ibare var: “Hâmil-i kart yakînimdir”. Genellikle bu “yakîn”, “yakın” diye anlaşılır; değildir oysa, “kesin” anlamına gelir, bir işi “içinden bilmek” demektir. Yani, o deyimde, “bizden biri” olarak da anlaşılabilir. “Kartvizit” hayatımıza yakınlarda girdiğine göre, çok da eski değildir. Kartvizitin olmadığı zamanlarda Osmanlı atalarımız acaba nasıl “tavsiye”de bulunuyordu.
“Kayırmacılık” denebilir, deniyor da, öncelikle bir yakınını bir nemadan yararlandırmak anlamına gelir, ama aslında bir karşılık beklentisi de içerir. Stratejik önemi olan yerlere kendi yakınlarını oturtarak iktidar alanını sağlama bağlamış olursun.
Bu noktada önümüzde sosyolojik bir boyut açılıyor: güven konusuna ilişkin olarak. Madem birileriyle bir iktidar paylaşılacak, o “birileri”nin güvenilir insanlar olması gerekir. Sana bağlı olduklarının bir garantisi olmalı.
Eski çağlarda, eski toplumsal yapılarda, “garanti”nin en sağlamı, akrabalık bağıydı. Örneğin II. Mustafa’nın Şeyhülislâm’ı Feyzullah Efendi, İlmiye örgütlenmesinin en üst rütbeleri olan Kazasker ve Nakib-ül Eşraf makamlarına oğullarıyla damadını tayin etmişti.
Ama bu, aynı zamanda, bir toplumsal gelişmişlik evresine işaret eder. “Modern” dediğimiz toplumlarda insanlar arasında “anonim” diyebileceğimiz ilişkiler yaygınlaşır. Akrabalık, belirleyici bir ilişki olmaktan çıkar. Toplum karmaşıklaşmıştır, bu eski, geleneksel ilişkilerin (tanışıklık biçimlerinin) yerine yenileri gelmiştir.
Dolayısıyla, bir ülkede, bir toplumda “nepotistik” denecek ilişkiler hâlâ yaygınsa, o toplumun modernleşme yolunda fazla bir mesafe almadığını söyleyebiliriz. “Sosyolojik boyut”tan kastettiğim bu.
Hüsamettin Cindoruk, Meclis Başkanı olduğu dönemde bir “araştırmacı” kadrosu yaratmıştı. Milletvekillerinin daha çok bilgiye dayanarak konuşabilmeleri için belirli konuları araştırıp onlara sonuçları sunan bir araştırmacı kadroları… Ne oldu? Milletvekillerinin çoğunun böyle bilgilere ihtiyaçları yoktu (Başkan ne diyorsa sen de onu diyeceksin! “Bilgi” de kim oluyor?). Ama “kadro”ya her zaman ihtiyaç olur. Dolayısıyla bu “araştırmacı” kadrolarının birçoğuna “akraba”lar tayin oldu.
Bu da bir “sosyolojik gösterge”.
Memlekette AKP iktidarının şu döneminde medyada “nepotizm” haberlerine epey sık rastlanır oldu. Bu aslında hiçbir yerde büsbütün ortadan kalkmış bir şey değildir; Türkiye’de hiçbir zaman tasfiye olmadı. Ama bu dönem öyle görünüyor ki her zamana göre daha yaygınlaştı. Bir koldan siyasî kadrolaşma sürüyor –işin, “iktidar”ı sağlam kazığa bağlama tarafı. Bir koldan da, harıl harıl, nema dağıtılıyor. “Paylaşacaksak, yandaş yandaş paylaşalım.”
“Sosyolojik gösterge”de son durum böyle.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025