Mustafa ARMAGAN
Feriye saraylarının Galatasaray Üniversitesi’ne tahsis edilen bölümünde çıkan yangında bir gerçeği pek azımız görebildi. Yıl 2013 ve Türkiye’nin en ‘gelişmiş’ ve suyla çevrili şehrinde deniz itfaiyesi yokmuş. 129 yıl önce İstanbul’da bir deniz itfaiyesi bulunduğunu bilirsek belki bugünü daha sağlıklı bir terazide tartabiliriz.
İtfaiye geç geldi, yok bize geç haber verildi; havadan uçakla neden müdahale edilmedi, yahu gece çalışacak uçaklarımız mı vardı….
İçimizi yakan gerçeğiyse pek azımız görebildi. Yıl 2013 ve Türkiye’nin her adım başında gökdelenler patlayan en ‘gelişmiş’ ve suyla çevrili şehrinde bir deniz itfaiyesi yokmuş. Olsaymış eğer, sahilden de müdahale edilebilirmiş…
İyi de sormazlar mı adama, gökdelenlere bal gibi izin verenler yangın gibi bu şehrin başına asırlardır musallat olan tehlikelerin babasına karşı önlem almakta neden geç kalmışlar? Uzmanları neden dinlememişler? Zira bir şehir sadece ‘yaparak’ değil, yapılmış olanları koruyarak da gelişir. Bunu idrak edemeyen bir şehre ‘şehir’, hele hele ‘büyük şehir’ denilebilir mi?
Bir zamanlar Beyoğlu’nun Taksim girişindeki maksemin çeşme yalağında tinercilerin yaktığı ateş mermerleri kapkara is içinde bırakıyor, dahası çatlatıyordu. Dayanamayıp Beyoğlu Belediyesi’ne haber vermiştim. Ne oldu biliyor musunuz? İtfaiyeyi gönderdiler, ateşin etkisiyle iyice kabarmış olan narin mermerlere tazyikli su sıktırarak çatlakları yıkıntıya çevirdiler. İnanmıyorsanız gidin bakın. Yakışıyor mu bize? Belki de yakışıyordur. Kim bilir.
129 yıl önce İstanbul’da bir deniz itfaiyesi bulunduğunu bilirsek belki bugünü daha sağlıklı bir terazide tartabiliriz diye düşündüm.
SZECHENYİ PAŞA’NIN ESERİ
Sultan Abdülaziz devrindeyiz. Beyoğlu’nda çıkan büyük yangın bir sürü ev ve işyerini küle çevirmiştir. Sigorta şirketleri yanan binaların parasını ödeyeceğim derken iflas noktasına gelmiştir; belediyeyi sıkıştırmaktadırlar. İstedikleri, köhne tulumbacılığın bırakılıp modern bir itfaiye teşkilatının kurulmasıdır.
İçişleri Bakanlığı Avrupa’da en modern itfaiye teşkilatının Macaristan’da bulunduğunu, en parlak yöneticilerinden birinin de Szechenyii adlı subay olduğunu tespit edip harekete geçer. Anlaşırlar. Szechenyi, Baroni adlı arkadaşıyla İstanbul’da modern itfaiyeciliğimizin kurucusu olmaya soyunur. 1874 yılında itfaiyemizi kuran Szechenyii, 1922’de ölene kadar tam 48 yıl kesintisiz görevi başında kalacak, öldüğünde İstanbul’a gömülmeyi vasiyet edecektir. Nereye mi gömüldü? Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’na.

Modern itfaiyeciliğimizin kurucusu Szechenyi Paşa, yangın sönderme arabası ve itfaiyecileriyle birlikte.
Ancak isterseniz hemen öldürmeyelim onu, zira bize hayatını ve başarılarını anlatması lazım. İtfaiye kurulmuş kurulmasına ama yangınların önü alınamamış. Bir şeylerin aksadığını gören Abdülhamid, onca işin arasında yangınlara el koymak zorunda kalmış. Osmanlı kaynaklarında “Ziçini” adıyla geçen Szechenyi ile Albay Refet Paşa’yı huzuruna çağırmış ve aklına gelen tedbirleri dikte ettirmiştir.
1) Her mahallede 50 metrekareden az olmamak kaydıyla birer park ve içine bir havuz yaptırılacak 2) Ahşap evlerin arasına kâgir yangın duvarları çekilecek 3) Bacalar yanmayacak malzemeden yapılacak 4) Yangın söndürmek uzmanlık gerektirdiğinden itfaiyecilerin işine kimse karışmayacak ve 5) Avrupa’dan yeni makineler getirilerek eksikler tamamlanacaktır.
Velhasıl Sultan Abdülhamid yangınla mücadeleye kararlıdır. Szechenyi Bey’i “Paşa” yapar, yetkilerini artırır, hatta “ceyb-i hümayunu”ndan yani kendi kasasından ödemeler yaparak itfaiyeciliğimizin gelişmesi için sadece fikir değil, para da verir.
Böylece Macaristan’dan son sistem arabalı tulumba satın alınır tam 6 adet; Amerika’dan son teknoloji ürünü 2 adet tulumba katılır kafileye. Bu arada Şalom adlı bir mucit 1887’de yangınları şıp diye söndürecek özel bir sıvının tanıtımı için gelir. İcadı beğenilince ‘sanayi madalyası’yla ödüllendirilir. Bu defa Bauer adlı bir Viyanalı çıkagelir, yangınlara aman vermeyen özel bir sıvı geliştirmiştir. Feriköy’de denenir. Başarılı bulununca satın alınır. Suriçi, Beyoğlu ve Üsküdar’da itfaiye şubeleri kurulur vs.
Sizin anlayacağınız, Abdülhamid yangınlar önlensin diye var gücüyle çırpınmaktadır. Arşivde bulunan çok sayıda yazışma bu çabayı ayna gibi yansıtır.

II. Abdülhamid'in irade-i seniyyesi. Tarih: 13 Ağustos 1895. Sonunda şunlar yazılı: "İtfaiye taburlarının gereken alet ve edevatın tedarik edilmeyerek böyle noksan bırakılması, Allah korusun bir yangın vukuunda bu taburların vazifelerini yerine getirmelerine mani olacağından asla kabul edilemez. Bu sebeple hükümetçe bu konuya bir çare bulunması Padişahımızın emirleri gereğidir." (V. Engin, Sultan Abdülhamid ve İstanbul'u, Simurg: 2001.)
DENİZ İTFAİYESİ
Yangınların birini söndürürken öbürü harlar. Kimi patlıcan tavasından, kimi kurum tutuşmasından. Bakar ki Szechenyi, alevler yalnız karadan söndürülemiyor, o zaman denizden müdahale imkânını düşünür ve Padişah’a bir deniz itfaiyesi kurulmasını teklif eder. Bundan sonrasını Kemalettin Kuzucu’dan takip edelim:
“II. Abdülhamid deniz itfaiyesinin kuruluşunda da Szechenyi Paşa’ya tam destek vermişti. Padişah bahriye (deniz) taburu için gerekli malzemenin Avrupa’dan getirilmesini istemiş, masraflarını da bizzat kendisini karşılamıştı. Deniz itfaiyesinde görev alacak personelin eğitimi için Hasköy’de ayrı bir kışla inşa edilmesi kararlaştırıldı. Tabur için gerekli malzeme tedarik edildi. Bahriye itfaiye taburu 1887’den itibaren tam teçhizatlı biçimde çalışmaya başladı.” (Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 14, 2006, s. 41)
1900’lü yılların başında 5 bölük halinde örgütlenmiş bulunan deniz itfaiyemiz, sahil hattında meydana gelenler başta olmak üzere her türlü yangına başarıyla müdahale etmişti. Abdülhamid sık sık deniz itfaiyecilerini ödüllendirmiş, hatta komutanları Binbaşı Mehmed Ağa’yı başarılarından ötürü ferikliğe (korgeneralliğe) kadar yükseltmiştir.
Ne yazık ki, Ebüzziya Tevfik’in ‘itfaiyemizin teknik açıdan en yetkin ve en başarılı birliği’ dediği deniz itfaiyemiz, Abdülhamid’in yaptığı hemen her işin tersini yapmaya takmış İttihatçılar tarafından lağvedilmiş ve bir daha da kurulamamıştır (Kuzucu, agy, s. 42).
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yalnız Abdülhamid’in deniz itfaiyesi kurulması uğruna neler yaptığı değil, daha çok “bahriye nümune taburu” denilen deniz itfaiye teşkilatının bütün araç gereçlerinin masrafının padişahın kendi cebinden karşılandığıdır. Tıpkı ilk yaptırdığı denizaltıların parasını da kendi cebinden karşıladığı gibi…
1884 yılından bu yana 129 yıl geçti. Gerçek bütün çıplaklığıyla karşımızda: 129 yıl önce vardı deniz itfaiyemiz, bugün yok. Bu cümleyi şöyle de kurabilirdik: O gün Abdülhamid vardı başta, bu gün yok!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017