Orhan Kemal CENGİZ
HSYK Yasası'na ilişkin yeni düzenlemelerin anayasaya aykırı olduğunu sokaktaki çocuklar bile biliyordu.
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Twitter ve HSYK’nın bazı hükümlerini iptal eden kararı ve muhtemelen önümüzdeki günlerde vereceği diğer iptal kararları, kenarına geldiğimiz bir eşiğe işaret ediyor: Türkiye temel insan haklarının korunduğu, iktidarın hukukla sınırlandığı bir ülke mi olacak, yoksa 'sandığın' seçilenlere sınırsız yetkiler verdiği 'ilkel' bir demokrasi anlayışına mı hapsolacak? Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ve AB aday ülkesi olarak mı kalacak, yoksa bütün bu uluslararası yapılarla bağlarını koparıp yönünü Şanghay’a mı çevirecek?
Bugün Türkiye’de yürüttüğümüz tartışma, demokrasi ve hukuk devletinin asgari kural ve sınırlarına ilişkin bir tartışmadır. Bu tartışmayı yürütürken, geçmişin hayaletleri akıl çelici figürler olarak yolumuza çıkarılıyor.
Defalarca darbelerle kesintiye uğramış bir demokrasi ve bürokratların seçilmişler üzerinde üstünlük iddia ettiği bir geçmişten geliyoruz. Bugün iktidarın hukuk dışı uygulamalarını sınırlayacak en küçük bir adım atıldığında, bize sürekli olarak bu geçmiş hatırlatılıyor. Anayasa Mahkemesi'nin parti kapatmasıyla Twitter'ı açtırması sanki aynı şeylermiş gibi önümüze konuluyor. Yüksek mahkemelerin askerlerle birlikte seçilmiş iktidarları bir cendere içine sıkıştırdığı bu sabıkalı geçmiş, bugün iktidarın büyük bir hoyratlıkla temel hakları ve hukuku ayaklar altına almasına ses çıkarmamamız için başımıza kakılıyor.
Cuma günkü yazımda da belirttim gibi, bir temel hakkı ortadan kaldırmaya kalktığınızda daha nicesini de ortadan kaldırmak zorundasınız. İşte Twitter kapatılırken meydana gelen zincirleme hukuksuzluklara hep beraber tanık olduk. Twitter'ı Başbakan'ın bir çift sözüyle yasaklayan bir ülke olmakta ısrar ederseniz eğer, kademe kademe bütün hukuk sistemini devre dışı bırakmak zorundasınız.
Bugün hukuk kuralları üzerine yürütüyormuşuz gibi görünen tartışma bu ülkenin temel yönsemesine ilişkin bir tartışmadır. Türkiye, 1987 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 'bireysel başvuru' hakkını tanıdığında çok önemli bir karar vermişti. Bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kendi ülkelerini uluslararası bir yargı organına şikâyet edebilecekti. Nitekim, o zamandan bu yana Türkiye, köy yakmaktan işkenceye, ifade hürriyeti ihlallerine kadar binlerce davada mahkûm oldu. Bütün bu mahkûmiyetler, davalar, çok yavaş bir şekilde hukuk sistemi üzerinde iyileştirici etkilerde bulundu. Daha sonra, bu hükümetin Avrupa Birliği'yle yakınlaşması, AB’nin yol göstericiliğini kabul etmesiyle hızlı bir değişim yaşandı. Bugün Anayasa Mahkemesi hukuk devletiyle bağdaşmayan ve temel insan haklarını çiğneyen uygulamalar konusunda, “Burada dur” diyebiliyorsa bütün bu kazanımların sonucunda diyebiliyor.
Muhayyel bir 'milli irade' retoriğinin arkasına saklanıp, içeride ve dışarıda düşmanlar üretip, rejimi yavaş yavaş, eksik, zayıf ve kırılgan da olsa elimizde mevcut bu çerçevenin dışına mı çıkaracak, yoksa hukuk devletinin asgari kurallarına uyacak mısınız? Bir 'tek adam' rejimine mi gideceğiz, yoksa demokrasinin en temel kuralı olan 'kuvvetler ayrılığına' saygı gösterecek misiniz?
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası'na ilişkin getirdiğiniz yeni düzenlemelerin anayasaya aykırı olduğunu sokaktaki çocuklar bile biliyordu. Bu durumda, anayasaya aykırı olan hükümleri iptal etmek gibi en temel fonksiyonunu ifa ettiği için AYM’ye saygı duyacak mısınız, yoksa mahkemeyi 'milli irade' üzerindeki bir cendere gibi mi sunacaksınız?
Frenleri patlamış bu otobüs, vites küçültüp, Anayasa Mahkemesi'in 'girme' dediği çıkmaz sokaklardan kaçınacak mı, yoksa son sürat duvara mı toslayacağız?
Çok keskin bir yol ayrımındayız, hukukun yolundan çıkınca, demokrasiden de vazgeçeceğiz ve Twitter'ın yasak olduğu başka bir dünyaya doğru yol alacağız. Ya da hukuk işlemeye başlayacak ve yavaş yavaş
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.05.2023
17.04.2023
28.05.2022
13.10.2021
9.09.2021
30.12.2020
23.12.2020
21.12.2020
15.12.2020
3.02.2020