Osman CAN
Türkiye gündeminden düşmeyen konu başlıklarından biri yargı temsilcileri ile siyasal temsilciler arasında yaşanan tartışmalar gelir. Nitekim geçtiğimiz cumartesi günü Danıştay’ın 146. kuruluş yıldönümünde Barolar Birliği Başkanı’na Başbakan’ın verdiği tepki bu tartışmaların sonuncusu mahiyetinde. Ondan önce 25. Nisan’da da Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın siyasi temsilcilere yönelik ağır eleştirileri günlerce tartışılmıştı. Yargı temsilcilerin bu tür etkinliklerde siyasi temsilcileri eleştiri yağmuruna tutması yeni bir şey değil. Yeni olan, bu eleştirilerin artık yadırganıyor olması ve demokratik temsil kurumlarına karşı bir saygısızlık olarak nitelendirildiği eleştiriliyor olması.
Kimileri bunu yargıya saygısızlık olarak görmek istedi. Oysa gerçek biraz daha farklı.
Türkiye’de “norm”lar değişiyor. Buna bağlı olarak “normal” olan da değişiyor. Türkiye’nin son otuz yılda, özellikle son on iki yılda yaşadığı sosyokültürel ve siyasal değişim toplumsal ve siyasal alanda bir paradigma değişimine yol açtı. Bu durumun Osmanlı’nın son döneminden başlayarak yüz yıl boyunda ülkeyi kuşatan “norm” ve “normal”lerin meşruiyetini tartışmaya açtığı inkar edilemez.
Haliyle eskinin norm ve normali değişiyorsa, yeni siyasal kültürde yargı ve siyaset arasındaki norm da buna bağlı olarak değişiyor. Daha önce normal olan davranışlar yadırganır hale geliyor. Bu değişimi algılayamayan veya anlamayanlar neden tepki topladıklarını da anlamakta zorluk yaşıyorlar.
Eski normu hatırlayalım: 1924 yılından itibaren faşist ve ırkçı Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un tek parti diktatörlüğü süresince biçimlendirdiği yargının en temel misyonu “adalet”ten çok “devrimleri hayata geçirme” oldu. Buna bağlı olarak yargı, toplumun çoğunluğun demokratik tepkilerini kriminalize etti. Bir azınlık ideolojisi olarak Kemalizm’e aykırı görüş ve düşünceleri, Kemalist yasaları uygulamak suretiyle yasakladı. Halkın yarısından fazlasının oyunu alan siyasi partiler, Kemalist darbelerin ürünü olan anayasaya aykırı görülerek yasaklandı. Elbette tüm bunlar sözünü ettiğimiz yargı organlarının marifeti.
Bununla da yetinilmedi. Yüksek yargı organlarının her birinin kuruluş yıldönümü kutlamaları siyasetçilerin “yasa gereği” hazır bulunduğu ve yargı mensuplarınca azarlandığı seremonilere dönüştürüldü. Bu şekilde toplumun çoğunluğunu oluşturan, dolayısıyla azınlık Kemalist ideolojiyle ontolojik bağdaşmazlık yaşayan siyasetçilerin meşruiyeti yok edilirken, Kemalist azınlığın meşruiyeti de “hukuken” tescil ediliyordu. Türkiye Barolar Birliği de kuruluşundan bu yana hep bu azınlığın hegemonyasının bir payandası olarak çalıştı.
Norm bu olunca, yargı ile yargıç yahut yargıcın yargısal fonksiyonu ile bireysel tutumu arasında ayrım ortadan kalıyor, yargıcın bireysel ideolojisi, sırf sırtına cüppe geçirmiş olduğu için “hukuki uyarı ve eleştiriler” kontenjanından masumlaştırılıyordu. İtirazlar ise “yargıya tahammülsüzlük” olarak etiketleniyor ve hatta parti kapatma davasına delil olarak konabiliyordu. Yargıcın kişisel ve ideolojik tutumu ile “yargı” arasında bir ayrım yapılmıyordu. Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü yahut erkler ayrılığı ilkesi, bir azınlık ideolojisinin hegemonyası için araçsallaştırılıyordu.
İşte bu “anormal normal”in sonuna geldik.
Yeni norm çağdaş demokrasilerde olduğundan farklı değil: “Hukuki çerçevenin koruyucusu olan ancak bu çerçevenin içine müdahale etmeyen yargı ile hukuki çerçevenin dışına taşmayan, ancak bu çerçeve içinde tamamen toplumsal ve siyasal dinamiklere göre politikaları hayata geçiren siyaset”... Hem yargının hem de siyasetin saygınlığının kriteri bu. Erkler ayrılığı da bu.
Yargı kurumlarında bu kültürün güçlendiğini görmek sevindirici.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015