Osman CAN
İlerleme Raporu, siyasette, toplumda ve AB’de heyecan yaratmadı. Ontolojik krize yol açacak taleplerine rağmen muhalefet suskun. Toplumun heyecansızlığı ise, rapordaki taleplerin kendi taleplerinden daha ileri olmamasından... Brüksel ise kendi derdinde. AB Raporu artık öncü rolünü kaybediyor.
Her yıl geniş tartışmalara konu olan AB İlerleme Raporu’nun bu yıl gerek medyada gerekse entelektüel camiada eski çekiciliğini kaybettiği görülüyor. Sabah Gazetesi’nden Ömer Taşpınar’ın değerlendirmesine bakılırsa, bu heyecan yalnızca Türkiye’de değil, AB’de de kaybolmuş durumda. AB’ye içeriden sert eleştirilerin yöneltiliyor oluşu, rapordaki övgülerin çokluğu, 2010 değişikliklerinin yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı için ileri bir adım olarak tasnif edilmiş olması, eleştirilerin muhalefet için etkin imkânlar sunmuş olması gibi birkaç yıl önce gündemi meşgul edebilecek veriler heyecan yaratmıyor. Rapor, Balyoz ve Ergenekon davalarının demokratikleşme için bir şans olmakla birlikte, davaların yürütülme şekli ve savunma haklarının kısıtlanmasının, diğer yandan KCK davalarına yönelik olarak seçilmiş siyasetçilerin tutuklanmasının yerel yönetimler ve Kürtlerle diyalog bakımından sorunlara neden olduğu ifade ediliyor. 12 Haziran seçimlerinin sağlıklı bir şekilde yapıldığı ve üçte ikisinin yenilendiği belirtilirken, diğer yandan gayrimüslim ve engelliler dâhil olmak üzere meclisin sosyal temsiliyet açığı yaşadığı vurgusu yapılıyor.
Kamu denetçiliği ve asker sivil ilişkilerinde ileri adımların atıldığı belirtilirken, yerel yönetimlerin güçlendirilmesine yönelik herhangi bir adımın atılmadığı, bürokrasinin azaltılamadığı, YAŞ kararlarındaki yargısal denetim açığı, Sayıştay denetiminin ordu üzerinde hukukilik denetimiyle sınırlı tutulmuş ve TSK’da yapısal reformların yapılmamış olması olumsuzluklar sıralanıyor.
Yeni Anayasa vurgusu
Yargı alanında da 2010 reformuyla ilerlemelerin sağlandığı ancak yargı etkinliğinin sağlanamadığı, Anayasa Mahkemesi’nde yüksek yargı mensuplarının ağırlığının devam ettiği, TBMM’nin mahkemenin oluşumu üzerindeki etkisinin yetersiz olduğu, HSYK’nın oluşumuna ise hiçbir surette katılamıyor olduğu eleştirisi yöneltiliyor. Bu şekilde rapor, yapısal değişiklikler konusuna dikkat çekmeye çalışıyor. Bu bağlamda en dikkat çekici vurgu ise yeni Anayasa konusuyla ilgili. Rapora göre yeni bir Anayasa, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasına saygıyı güvence altına alan kurumların istikrarını pekiştirecek ve Kürt sorunu dâhil, uzun süreden beri var olan sorunları çözecektir. Bu vurgu, “tüm siyasi partiler ve sivil toplum dâhil edilerek, mümkün olan en geniş katılımın sağlanması konusunda gereken titizliğin gösterilmesi gerektiği” uyarısıyla sonuçlanıyor.
Raporun, en azından siyasal sistem ve yargı kısmı itibariyle olumlu ve olumsuz unsurlar sıralanmak suretiyle dengeli olmasına özen gösteriliyor.
Heyecan uyandırmamasının nedenlerinden birini raporun dengeli oluşunda arayabiliriz. Ancak bu durum gerek muhalefet, gerekse iktidar bakımından politikalarının kararlılığının bir ifadesi olarak algılanabilirdi. Bunu göremiyoruz.
Muhalefet bakımından bunun anlaşılabilir nedenleri var. Zira muhalefetin işine yaraması beklenen eleştiriler, esasa ilişkin değil. Diğer eleştiriler ise muhalefetin sahip olduğu yüz yıllık paradigmayla çatışıyor. TBMM’nin AYM ve HSYK’nın oluşumuna daha fazla katılması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve merkeziyetçi bürokratik yapının tasfiyesi, TSK’nın şeffaf sivil denetime tabi tutulması ve anayasal düzenin şoven unsurlardan arındırılması talepleri muhalefette ontolojik krize yol açacak cinsten. Peki, iktidar bakımından neden heyecan uyandırmıyor? Bunun kimi örtülü, kimi açık birçok nedeni olabilir. AB üyelerinin tutumu görünür bir neden olabilir. Kıbrıs’ın dönem başkanlığını üstlenecek olması, Sarkozy-Merkel ikilisinin hayırcı tutumu heyecansızlığın gerekçesi olarak sunulabilir.
Toplumun heyecanı
Burada derin bir nedene işaret etmek daha doğru: Raporda görülen eksikliklerin, son 5 yılda demokrasi ortak paydasında buluşan, dindar, liberal, sol ve muhafazakâr toplumsal dinamiklerin ısrarla talep ettikleri, ancak iktidarın çeşitli nedenlerle atmaktan çekindiği veya atmaya karar verdiğinde içeriğinin Ankara bürokrasisi tarafından boşaltıldığı adımlara işaret ettiği çok açık. Toplumsal taleplerden çok Ankara’nın merkez bürokrasisinin sahip olduğu devlet aklını ve 100 yıllık geleneğini referans aldığı sürece, gerek toplumdan gerekse AB’den gelecek reform taleplerinin hükümette heyecan uyandırması mümkün olmayacaktır. Ancak toplumun heyecan duymamasının nedeni daha farklı ve önemli. Rapordaki talepler toplumun kendi dinamikleriyle dile getirdiği taleplerden daha ileri değil. Demokratik toplumsal dinamiklerin uzun süredir dile getirdiği taleplere henüz yer veriyor. Özellikle yapısal reform ilk defa bu kadar öne çıkmış gözüküyor. Bir bakıma toplumun gerisinde ve yalnızca olumlayıcı bir etkiye sahip. Artık öncü rolünü kaybediyor. Dolayısıyla Türkiye’nin demokratikleşmesi bakımından asli aktör olmaya başlayan toplumda özel bir heyecan uyandırması mümkün gözükmüyor. AB sürecinin hedefi de bu olduğuna göre bunda sorun yok.
Asıl sorun, Türkiye’deki siyasal aktörlerin heyecansızlığında. Zira onların toplumun gerisine düşmeleri, anayasa yapımı açısından risk yaratıyor.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015