Oya BAYDAR
Taksim Gezisi direnişini bugüne kadar yürekten desteklemiş, meşruiyetine inanmış geniş kesimler, sağduyunun egemen olmasını, parkın sembolik anlamda bir gözlemci-nöbetçi grubu bırakılarak boşaltılmasını, acilen normale dönme adımları atılmasını beklerken, Taksim Dayanışması adına yapılan sabahki açıklama hayal kırıklığı ve kaygılara yol açtı. Taksim’de günlerdir devlet şiddetine hedef olup kahramanca direnenler; ateşin, gazın ortasında olanlar, Gezi’de yepyeni bir yaşamın filizlerini yeşertenler yaşadıkları olağanüstü ortamın coşku ve heyecanı içinde çevre psikolojisinin farkında olmayabilirler: Son yirmi dört saatten bu yana direniş desteğini hızla kaybediyor. Bunu söyleyenleri uzlaşmacılıkla, pasifizmle, iktidara boyun eğmek, hatta yandaş olmakla suçlama gibi bilinen ucuz bir yola sapmak yerine direnişin destekçisi sağduyu sahiplerine ve halka kulak vermek gerekiyor. “İktidar meşruiyetini yitirmiştir” derken, “kimin gözünde?” diye sormazsak ve bu soruya doğru cevap vermezsek, meşruiyetini hızla yitirmekte olanın bu sonuna kadar haklı ve geldiği aşamada amacına büyük ölçüde ulaşmış direniş olduğunu anlayamayız. Toplumsal tarihimizde bir ilk olan böyle bir direnişin meşruiyetini yitirmesinden, ezilmesinden ve yeşeren umutların solup gitmesinden de sorumlu oluruz.
Her direnişin bir nedeni ve bir amacı vardır
Gezi parkı direnişinin, başlangıç nedenini hızla aşıp iktidarın, özellikle de Tayyip Erdoğan’ın dayatmacı, tekçi, buyurgan, otoriter, ötekileştirici zihniyetine, bu zihniyetin toplumda yarattığı baskı ve kaygılara karşı protestoya dönüştüğünü hepimiz biliyoruz. Bu aşamada amacın ağaçları korumaktan çıkıp böyle bir iktidar anlayışına karşı haklı ve meşru bir protestoya, AKP Hükümeti’ne ve Başbakan’a “kendinize gelin, köyü bekçisiz sanmayın, değneksiz dolaşmaya kalkışmayın” uyarısına dönüştüğünü hepimiz, hükümetin kendisi de biliyor. Özellikle de bundan rahatsız. Öte yandan, 18 gün boyunca Taksim’de, bu amacın çok ötesinde kendi acentalarını uygulamaya sokmak isteyen gruplar, siyasetler de vardı, hâlâ da var. “Nerede çatışma, kaos, orada devrim” anlayışının taşıyıcısı grupçuklar yanında, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek meydanı zaptetmeye kalkışanlar, önlerinde emekli generallerle Harbiye marşıyla yürüyenler, “Harbiye Orduevi’nden gaz maskeleri dağıttılar, yardım ediyorlar” vb.söylentiler yayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî bayrağını bile reddedip kendi kalpaklı Mustafa Kemal bayraklarıyla iktidarı darbeyle alaşağı etme hayalleri kuranlar eksik değil ve tabii ki istemeden, bilmeden de olsa kaşarlanmış provokatörlerin ağına düşüyorlar.
Her isyanın bir nedeni, her direnişin, her protestonun bir amacı, ulaşmak istediği bir hedef vardır. Hedef direnişin boyutlarını, kitlesini, örgütlülüğünü, liderliğini aştığı zaman yenilgi kaçınılmazdır. Hele de amaç demokratik düzene son verecek bir müdahale olursa, günümüz Türkiyesi’nde Gezi’yi dolduranların ezici çoğunluğu müdahaleye karşı demokratik düzeni korumakta bir an duraksamayacaklardır. Bugünkü siyasal ortamda mevcut hükümetin kaotik eylemlerle düşürebileceği kof hayalleriyle Taksim’den ve meydanlardan çekilmemekte ısrar edenler, ülkenin normale dönmesini ve demokrasi mücadelesini normalleşmiş bir ortamda sürdürmeyi göze alamayanlardır. Devrimcilik sandıkları yöntem ve belirsiz amaç kaostan başka bir şey değildir.
Devrim oluyor da bizim mi haberimiz yok!
Bizim kuşak “devrimci durum” öğretisi ve tartışmalarıyla yetişti. Ayrıca pratikle de sınandık, dersimizi iyi öğrenemediğimizi, 1917 Rusyası’nda, Lenin’in önderliğinde olmadığımızı, yanılgılarımızla kavradık. Bu acil yazıyı uzatmamak için konuyu ileriye bırakarak, bugünkü ortamda devrimcilik adına yapılan keskinliklerin, uzlaşmazlıkların son üç haftanın pahalıya ödenen kazanımlarını kaybettirmekten başka işe yaramayacak devrimbazlıktan ibaret olduğunu görmeliyiz, diyorum. Gezi direnişi şu an itibariyle önemli kazanımlar sağlamıştır, ülkenin üstündeki ölü toprağını kaldırmış, tarih ve ülke sahnesine girmekte olan yepyeni gençlik gücünü hepimize göstermiştir. Bir adım ötesinde bütün kazanımlar yitirilebilir ve o genç kitle öfkesini içine bastıran, her an patlamaya hazır ama yenilgi duygusuyla malûl bir orduya dönüşebilir.
Bugüne kadar Taksim Gezi direnişine destek olan kesimlerin çoğunluğu ve halk, artık yeter, bitsin, diyor. Böyle düşündükleri halde bunu yazmak, çizmek, yüksek sesle söylemek zor geliyor ve gerçekten de zor. Böyle anlarda en son duyulan ses aklıselimin sesidir, çoğunlukla da itibarsızlaştırılarak bastırılmaya çalışılır. Devrimbazlık her zaman gerçek devrimcilikten kolaydır.
Bekir Ağırdır’ın cesur yazısına katılarak normale dönüş adımlarının hemen atılmasını diliyorum. Aksi takdirde meşruiyetini yitiren, hiç hak etmediği halde Taksim direnişi olacak ve iktidar kitlelerin gözünde güç ve haklılık kazanacak. Bu meşruiyet yitiminin sorumlusu olmayın!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024